Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Ali YILDIRIM Tarafından Yapılan Yorumlar

01.10.2011

İster işçi sınıfından olsun ister burjuva sınıfından olsun isterse Martin Eden gibi bireyci olsun bir insan yaşadığı toplumun değerleri ile fazlaca ters gitmemeli. Herkesten farklı olmaya çalışmak, kimsecikleri beğenmemek, eninde sonunda insanı felakete sürüklüyor. Jack London, “bu roman bireyciliğin eleştirisi” demiş. Ancak romanda bolca burjuva insanları ve sınıf bilinci olmayan işçiler de eleştirilmiş. Jack London’ın romanında gizli bir hedef de vardı bence. Kurgu aşk üzerine bina edilmiş ancak Martin Eden için aşk romanı diyemeyiz. Satır aralarında sürekli olarak entellektüel tartışmalar serpiştirilmiş ve bu tartışmalar bir nevi propaganda amaçlı. Romanın oto-biografik yanı da var. Martin Eden’in yazarlık serüvenini anlatırken Jack London kendi hayatından alıntılar yapmış olmalı. Yoksa bu bölümler bu kadar gerçekci yazılamazdı.
01.10.2011

Ortalama bir aydının bile kolay kolay üstesinden gelemeyeceği zor bir metin. Eserde “Bu ülke” ya da “Mağradakiler”e benzer bir bütünlük yok, biraz toplama yazılardan oluşmuş. Cemil Meriç’in o muazzam üslubunu da tam olarak hissedemiyoruz. Çünkü eserin büyük bir kısmı çeviriden oluşuyor.
01.10.2011

Payami Safa, kelimeleri çok ustaca kullanan bir romancı. Şimşek romanında da bu ustalığını çok güzel göstermiş. Bazı durumların ya da kişilerin psikolojik tahlillerini yaparken 8-10 kelimeyi birden sıfat olarak kullanması okuyucu da hayranlık bırakıyor.
01.10.2011

Oğuz Atay’ın alaycılığı çok hoşuma gitti. Tespitleri müthişti: Resmi ideoloji, resmi tarih, eğitim sistemi, andımız, helebirdurbakalımcılık felsefesi, tek dertleri alkol ve içki olan devrimci gençlerin halleri, memurlar ve memurların halleri, resmi dairelerde iş takibi (öğle saati canavarına dikkat), öztürkçecilik (koşunuğraş, gökçeses, yazıbilim, bilgesevi, yaratıkotacılığı, güzelçizi), eş-dost arasındaki yapmacıklı ev, araba, tatil, teknoloji muhabbetleri ...

Alaycı bir tarzı var ama kitap zor bir kitap, metin sıkı bir metin. Öyle de olsa okunması elzem.

Edebiyatı sıkı takip edenler Oğuz Atay’ın bu romanını okurken şurası şu romana (Yeraltından Notlar, Oblomov gibi) benziyor, şurasında şu romancıdan (Kafka, Dostoyevski gibi) etkilenmiş diye yorumlar yapabilir.

Tutunamayanlara (Selim Işık ve Turgut Özben) gelince, bu insanlar hiç hoşuma gitmedi. Ne oldu, Gorki, Dostoyevski, Kafka okudunuz diye triplere girmenin ne alemi var. Ne güzel bir sürü insanın farkedemediği pekçok yapmacıklığın, pekçok sıradanlığın farkına varmışsınız, bilinç düzeyiniz daha yüksek. Bundan dolayı intihar etmenin, meczup olmanın ne alemi var. En kötüsü, bütün bu sıradanlıklarla dalganızı geçip kendi çizdiğiniz yolda devam edersiniz yaşantınıza. Selim Işık ve Turgutcuğum Özben, kendi toplumlarına yabancılaşmışlar, doğulu olmaktan çok batılı olmuşlar, inançtan çok inançsızlığa, müslümanlıktan çok hristiyanlığa yakınlar. Belli belirsiz bir sosyalistlikleri var o da muhtemeldir ki batıda moda olduğu içindir. Bu romanı okuyup tutunamayanları çok matah insanlar, tutunamama durumunu bir isyan (başkaldırı) olarak algılamak çok yanlış. Açıkcası tutunamamak da bir küçük burjuva hastalığıdır. Velhasıl mesele adam gibi adam olmakta. Küçük yaştaki iki kız evladını geride bırakıp basıp giden adama adam denmez bu toplumda.
01.10.2011

Kitabın kapağına ve arka iç kapağına İskender kılığında kendi fotoğraflarını koyan Elif Şafak pop-romancı olma yolunda hızla ilerliyor. İskender, tatilde, kumsalda rahat rahat okunsun, çok çok satsın diye yazılmış bir roman. Londra’da çekilme zorluğu olmasa rahatlıkla dizi-film senaryosuna dönüştürülebilir ve çok güzel rating alan bir dizi olur.

Eski romanlarıyla karşılaştırırsak bu roman bence kesinlikle bir geriye gidiş. Kabul edelim, merakla, rahat ve hızlı okunuyor. Hatta okurun kafası karışmasın diye romanın başına bir aile ağacı konulmuş. Bu ağaç gerçekten de okurken çok işe yarıyor. Ancak bu roman bana birşey katmadı, bana yeni birşey vermedi. Belki hedef okuyucu kitlesi içinde ben yeralmıyorum.

Roman İngilizce kaleme alınmış. Elif Şafak’ın bu yaptığı da son derece yanlış bence. Pinhan’da kullanılan dil, kelimeler, deyimler nerede bu kitabın dili nerede. Ama Elif Şafak “Bu romanı ben yazmadım Esma yazdı, bu da onun dili” derse ben birşey diyemem. Okurken bir kaç yerde galiba İngilizce’de “he” ya da “she” kullanılmış ama çevirmen bunu atlamış, bu “o” kim acaba dedim (basit bir örnekti, sadece çevirinin bir romana neler kaybettireceğine dair).