Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Abdullah Tosun Tarafından Yapılan Yorumlar

26.09.2011

Kaderin cilvesiyle ''tuzu kuru'' kalmışları, sırça saraylarında oturup yukarıdan ''sokağa düşmüşleri'' yargılayanları yüzleşmeye çağıran bir kitap. Ancak ''Kapak Kızı''nın masum ve biraz da özenilen, özenilmesi gereken bir tip olarak gösterilmeye çalışılması beni rahatsız etti diyebilirm. Bu kitapta da yine ''tutunamayan'' kahramanları görmekteyiz. Belki de bu bakış modern dönemin en ayırıcı vasfı. Huzursuz, kederli, arayan ve bulamayan insanlar topluluğu... Yazar okuduğum hiçbir kitabında bir reçete sunmuyor; belki de doğrusu budur. ''Basit'', ''mağlup'', ''hüzünlü'', ''cesur'' ve ''isyankâr'' kahramanlar yazarı diyebiliriz Sayın Tunç'a. ''Sokağa düşmüş'' insanları yargılamadan önce kendimizi sorgulamalıyız: Bu insanların o hale düşmesinde benim ne kadar payım var veya onun yaşadıklarını ben yaşasaydım şu an düşündüklerimi düşünür müydüm? Hem nemalanan hem de en ağır bir şekilde yargılayanların riyakarlığı da ayrı bir konu.
26.09.2011

Modern çağda bize anlatılan ve inanmamız için gözümüze gözümüze sokulan, üzerimize üzerimize boca edilen ''peri masalının'' gerçek yüzü diyebiliriz kitaba. Kokuşmuşluğun, çirkefin, bataklığın, yalanın,riyanın vb. bilumum ''çağdaş rezilliğin'' biraz da rahatsız edici bir tarzda aksedilişi, gözler önüne serilişi... Erbabınca malum olan konuların ''içeriden'' birinin gözüyle anlatılması kitabı daha inandırıcı ve sarsıcı kılıyor. ''Makyajlanmış'' hayatın bütün iğrençliğiyle anlatıldığı kitabı hala ekranlarda anlatılan ve gerçek olduğuna inanılan ''rüyalara'' ve ''peri masallarına'' inananlar okusun. ''Hakikatın'' farkında olan ve bu ''hakikatın'' ekranlara sığmayacağını, ''onun'' yerinin gönüller olduğunu bilen ''hakikat erlerine'' de duru, pak zihinlerini bulandırmamalarını salık veririm. Zira ''hakikatın'' anlaşılması için batılın tasvirine gerek olmadığını düşünüyorum.
26.09.2011

Sonsuz ve karanlık bir uçuruma doğru sürüklenen bir ırmağın,gençliğin dramı. Bugün ABD'nin, Avrupa'nın ve yavaş yavaş tüm dünyanın yaşadığı gayesizliğin, boşvermişliğin, başıboşluğun ve arayışın ta yıllar öncesinden görülüşü, yazılışı, uyarılışı. Çaresizlik içindeki Holden'in, onun şahsında gençliğin, başını taştan taşa vuruşunun ve hep çıkmaz sokakalarda boğuluşlarının hikayesidir bu kitab. Kurtuluş olarak yazar bize sadece kahramanın çocukluğunda çavdar tarlaları arasında yaşadığı neşeli günleri hatırlatır. Kahraman uçuruma yuvarlananların ellerinden tutmak ister, ancak nafiledir; çünkü kelin ilacı olsa başına sürer. Bu kitap Amerikan rüyasının başlangıcında kaleme alındı, ancak sadık rüyaları yorumlayıp ders çıkaran olmadığı için hala ''rüya''aleminde yaşamaya devam ediyoruz. Kitabın suretine değil, sîretine bakalım dostlar.
26.09.2011

Çok ''yukarılardan'' ve ''uzaklardan'' denize bakanlar onu kımıltısız, kıpırtısız, sakin, göze ve gönle ferahlık veren bir renk cümbüşü olarak görürler; tıpkı ''başkalarının'' hayatının ''dışardan'' bize göründüğü gibi. Peki, gerçek böyle midir? Katiyyen, hayır! Dünya hayatı cennet ol(a)madığı gibi cehennem değildir. Olsa olsa ''araf'' diyebiliriz ona; ancak, sanki, biraz cehenneme daha yakın. Kımıltısız duran denizin derinliklerinde kopan tarrakaları duymak, cennetmiş gibi görülen hayatın cehennemî yönünü görmek, hele de bunu yazmak öyle her faninin yapabileceği bir iş olmasa gerek. Bu romana göre daha ''lokal'' olan ''Yeşil Peri Gecesi''nde bu kitabın ip uçları var aslında, ama bu kitap başka. Bu kadar geniş bir kültüre, bu kadar derin bir bakışa, böyle güzel bir akışa(akıcılık) ancak şapka çıkarılabilir. Türkiye'yi ve tarihini,hemen her yönüyle, bir romana sığdıran yazara teşekkür ederim. Hiç mi yok eleştirilecek tarafları kitabın? Tabii ki var: Bazı olaylara ''tek taraftan'' baktığı, ''sinkaflı'' cümlelerin çokluğu eleştirilebilir; fakat yine de kitap güzelliğini korur. Ne mi anlatıyor, ''kir akan oluğu''. Bize de,okuyucuya, ''nur akan oluğu'' bulmak kalıyor. Arayana, bulana, görene,yaşayana ve anlatana selam olsun.
13.09.2011

Açık bir yaz akşamında sırt üstü yatıp kayan yıldızları seyreden, kendine bir yıldız seçen ve gelecekte kırmızı bir bisiklet düşleyen çocukların kitabı. Tatlı mı tatlı, şirin mi şirin bir kitap. Okuyup okutalım, kim bilir belki gün gelir çocuklar yine yıldızlara bakmayı öğrenir, dileklerini uğurböceklerine söyler, serçekuşlarıyla muhabbet eder ve derin uykulara dalarlar; kim bilebilir?...