Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

08.02.2008

Yazar, demokrasiye ve liberalizme farklı bakış açıları sunmuş. Yazara göre liberalizm, demokrasinin bir adım sonrası. Demokrasi çoğunluğun iradesi ise, liberalizm bunun yanına azınlığın haklarını da ilave ediyor. Yunan demokrasisinden örnek vermiş; Sokrates de fikirlerinden dolayı gayet demokratik bir şekilde halk meclisinin kararıyla ölüm cezasına mahkum edildi. Sokrates'e verilen ceza kuşkusuz demokratikti, ama liberal değildi! Evet, gerçekten de öyle, insan düşününce, ya Sokrates'in hakları? diye soruyor kendi kendine.
Liberalizmin, hakları yasal güvenceye alan bir ideoloji olarak, oy hakkından da öte bir kavram olduğunun altını çiziyor; Avrupa'da pek çok ülkede kadınların seçme seçilme haklarının 20.y.y. ortalarına kadar olmadığını ama kadın haklarının ta 18. y.y.dan itibaren yasal güvence altına alındığını belirtiyor. Evet, seçme ve seçilme hakkı ile, hakların anayasal güvence altında olması farklı şeyler. Çocukların da seçme ve seçilme hakkı yok ama, bu yüzden çocukların haklarını göz ardı etmiyoruz.

Bir diğer konu da gelir düzeyi ile demokrasi arasındaki bağlantı. Yazara göre gelir düzeyi ticari faaliyetler nedeniyle yükselen ülkelerde demokrasinin de sağlam temellere dayandığını, oysa, doğal kaynaklar nedeniyle gelir düzeyi yüksek olan ülkelerde bunun söylenemeyeceğini belirtiyor ki, bir düşününce hak vermemek elde değil.

Demokrasiye ve liberalizme çeşitli açılardan bakabilmek için güzel bir eser.
05.02.2008

II. Beyazıt devri tarih yazarlarından Oruç Bey'in ilginç eseri. Konular öylesine yalın ve açık yazılmış ki, günümüzün sansürcü anlayışı ile kıyaslandığında şaşırmamak elden gelmiyor. Mesela Fatih'in İstanbul'u fethinden sonra İstanbul'un yeniçerilerce yağmalanması bir bir anlatılmış. Ele geçirilen başka yerlerde yapılan katliamlar tüm açıklığı ile anlatılmış. Halbuki günümüz tarihçileri bu olayları çok farklı anlatır.
Tarih meraklıları için bulunmaz bir eser.

Ancak kitap latin harflerine çevrilmiş fakat, günümüz Türkçesine sadeleştirilmemiş. İfadeler aynı orijinalliğini koruyor. Yavaş okunduğunda gayet anlaşılabilir olsa da uzun vadede sıkıcı gelebilir. Yine de içindeki bilgiler için sabredilmesini öneririm. Bu arada yayınevinden günümüz Türkçesine çevrilmiş hali ile de yayınlanmasını rica ediyorum.

Kitaba Arap alfabesi ile yazılmış orijinal metin de konmuş. Kitabın yarısını bu orijinal metin oluşturuyor.
Her haliyle tam bir kaynak eser.
27.01.2008

Önce Tanzimat, arkasından Islahat hareketi ile birlikte, devlet yönetiminde kumsallaşmaya gidilen yolun başlangıcı oluşuyor. bu hareketlerle birlikte devlet harcamalarının kontrolu, devlet bütçesinin oluşturulması, kişisel hakların tanınması, düşünce özgürlüğü gibi kavramlar Osmanlı halkının yaşamına giriyor. Fakat, mutlak irade olmaya alışmış padişahın bunlara birden bire uyum sağlaması pek kolay olmuyor. Bu uyuşmazlık neticesinde Sayıştay başkanı Mustafa Fazıl Paşa ile padişah Abdülaziz'in arası açılınca, paşa kendini Fransa'da sürgünde buluyor.
Bir süre sonra Fransa'dan Abdülaziz'e yazdığı bir mektup ile muhalefet hareketini başlatıyor.
Mekupta yazanlar oldukça güncel. Yazarını bilmeyen bir kişi mektubu okuduğunda yakın zamanlarda yazılmış bir mektup olduğu kanaatine varabilir. Devletten bu gün bile hep istenen şeyler vardır mektupta; devlet vaatndaşlarına karşı adil olsun, memurlar rüşvet almasın, vatandaşa fena muamele yapılmasın, haklarını arayanlar için, mahkemeler hızlı ve adil karar versin vs.vs.
Mustafa Fazıl Paşa, o sırada yönetime muhalif Namık Kemal, Ziya Paşa, Nuri Bey, Reşat Bey, gibi gazetecileri de bünyesinde toplar ve onları maaşa bağlar. Fransa'da çıkarmaya başladıkları gazete ile Yeni Osmanlılar cemiyetinin kuruluşu tamamlanır.

Kitap, bu cemiyetin üyelerinden biri olan Ebuzziya Tevfik Beyin anılarından oluşuyor. Son derece akıcı bir uslupla kaleme alınmış olan eseri okurken o günleri adete yaşıyor insan. ve o devasa hacimli kitabın nasıl bittiğini anlayamıyor.

Kitabın fiyatı da oldukça uygun. Kitapyurdu'na bu konuda teşekkür ederek, bu günü anlamak isteyen herkesin bu kitabı edinmesini öneriyorum.
25.01.2008

1090'lı yıllardan günümüze gidip gelen parçalardan oluşmuş, gerilim, sanat tarihi ve mistisizm yüklü sürükleyici bir roman. Vatikan'da dönen entrikalar, kurulan düzenler romana ayrı bir heyacan katıyor. Bir tablo, onu okumayı bilene, döneminde olup biten pek çok olayı anlatabiliyor, eğer onun dilinden anlarsanız. Bir tablonun neler söyleyebileceği, neler anlatabileceğini bu romanda ustalıkla işlenmiş olarak görebilirsiniz.
13.01.2008

Yunan mitlerinden günümüze kalanlar oldukça fazla. Tüm dünya bu mitlerden bir şeyler almış. Dede Korkut hikayelerinin, eski Türk masallarının pek çoğu Yunan mitlerinde ayniyle mevcut. Kutsal kitaplarda geçen vakaların pek çoğuna Yunan mitlerinde de rastlanıyor.
Antik Yunan kültüründen kalan isimleri de kullanıyoruz. Ay tanrıçası Selena’yı yakın zamana kadar Selen olarak kullanırdık, son zamanlarda Selena olarak da kullanılmaya başlandığını görüyoruz. Güzellik tanrıçası Sibela’yı ise şimdilik Sibel olarak kullanıyoruz.
İlk tıp bilgileri de Yunan mitolojisinden geliyor. Yunanlı hekimler, nergis çiçeğinin kökünden merhemler yaparak ağrılı hastalarda ağrı kesici olarak kullanırlarmış. Bu gün kullandığımız narkoz kelimesi de işte bu nergisten geliyor.
Dünyada yapılan ilk güzellik yarışması ve arkasından meydana gelen Troya savaşının perde arkasını ilgi ile okuyacaksınız.
Antik Yunan geleneklerindeki misavirperverlik, verilen sözü tutmanın önemi, zorda bulunana yardım etmek gibi pek çok geleneğin de Türk Anadolu geleneklerine inanılmaz derecede benzediği görülüyor.
Bu kitap tüm Yunan mitlerini bir araya toplayan eşsiz bir çalışma.
Kitap hacim olarak fazla büyük olduğundan kullanımı oldukça zor. Büyük boy kağıttan oluşan 920 sayfalık bir kitabı yanınızda taşımak hiç de kolay değil. Benim yayınevinden ricam, bundan sonraki baskıları hiç olmazsa 3 ya da 4 cilt halinde basarlarsa, şüphesiz ki okunması ve taşınması daha kolay olacaktır.