Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

06.09.2007

Yazar, Deniz Gemiş'i çocukluğundan başlayarak, yaptığı eylemler ve idamına kadar geçen süreci, olaylara tanık olanların beyanlarından ve belgelerden yola çıkarak işlemiş. Kitabı hüzünle okudum. Deniz Gezmiş ve arkadaşılarının yaptıklarının çocukça olduğunu görüyor okuyucu kitabı okudunda. Ve bu çocuklukları ciddiye alarak onları hayatlarının baharında idama gönderen vicdansız vicdanlar.

Deniz Gezmiş'in yargılanması sırasında yaptığı savunmalardan dikkat çeken cümleleri aşağıya alıyorum. Buradaki ifadeler bile masumiyetin ve çocukluğun ifadesi.

"...İddianame kelle istemek amacıyla hazırlanmıştır, yapılan tahliller yanlıştır. Korku gaglet, kurnazlık ve ihtiras içinde bulunanlardan bizleri kasdediyorsa bu doğru değildir."

"...Osmanlı imparatorluğunun yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi
kurtuluş savaşına iştirak etmiştir. O sırada İstanbul'da bulunanlar da, bunlara eşkiya demişti"

"...Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız, Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız, ta ki 38 yurt sever subay çıkıp onları devirene kadar."

"...1920'lerde İstanbul'da karakol teşkilatı M. Gurubu hangi amaçla
İngilizlere ve Osmanlı polisine kurşun sıktıysa, biz de o amaçla polislere kurşun sıktık. Mesefa çok yakındı, 2 metre kadardı, isteseydik onları rahatça öldürebilirdik."

"...Biz Türkiye İş Bankası Emek Şubesindeki 124.000 liraya el koyduk,
bunu kendi şahsımız için almadık. Fakat kendi şahsı için 30 milyon
lira çalanlar ellerini sallayarak ortada dolaşmaktadır."

"...Nerede Türkiye halkını sömüren, halkın zararına çalışan müessese
varsa, altında iş bankası vardır."

"...Birinci Kurtuluş Savaşı sırasında, Kuva-i milliyeciler, İzmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırıp 50 bin altın almışlardır ve civardaki paralara el
koymuşlardır. Biz de bunu yapmakla en az onlar kadar haklıyız."

"...Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararlarında ve Misak-ı
Milli'de şu vardır. Misak-ı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim
yaşar. Bunlar Türk ve Kürt Kavimleridir. Birinci TBMM kararı da
böyledir. Türkiye'de iki kardeş kavmin ve unsurun yaşadığını kabul
etmektedir. Bunu kabul etmek bölücülük değildir. Bölücü olarak kabul
edildiği taktirde TBMM'yi ve Mustafa Kemal'i de bölücü olarak kabul
etmek gerekir.Bu iki kardeş unsur Birinci Kurtuluş savaşını birlikte
başarmışlardır. Bu ikisine birden biz Türkiye haklkı diyoruz. İkinci
kurtuluş savaşını da birlikte başaracaklardır. Asıl bölücüler bu
gerçeği kabul etmeyenlerdir."

"...Ayrıca milli bütünlüğe karşı çıkmakla suçlanıyoruz. 101 tane
Amerikan üssünün bulunduğu ülkede, bizim milli bütünlüğü bozmak
istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır."


03.09.2007

Her ne kadar adında aşk olsa da, bu bir aşk romanı değil. Ama içinde aşk da var elbette. İsrail'in eski başbakanlarından ve siyonizmin ateşli savunucusu Golda Meir'in, Lübnan kökenli, varlıklı bir hıristiyan Arap ile, Filistin'de yaşadığı ateşli aşkı ve bununla birlikte dönemin buhranlı gelişmeleri aktarılıyor. İngilizlerin, onlara bağımsız bir vatan verecekleri gerekçesiyle önce Filistinlileri Osmanlılara karşı ayaklandırması, arkasından bir kaç yıl sonra da "vaz geçtik, burayı Yahudilere bir yurt yapacağız" demeleriyle başlayan gerginlikler, çatışmalar, kan ve göz yaşının hikayesini bulacaksınız bu kitapta. Ben çok beğendim.
03.09.2007

Mithat Paşa, Abdülmecit ve Abdülaziz'in padişahlıkları döneminde 40 yılı aşkın, çeşitli devlet görevlerinde bulunmuş ve valilik yapmış bir devlet adamıdır. 1877'de İlk anayasayı hazırlayan ve meclisi mebusanı kuran, ilk parlamenter sistemi oluşturan kişidir. 3 kere sadarete gelmiş ancak, sadrazamlığının toplam süresi altı aydan az sürüştür.
Abdülaziz'in ölümünde sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle yargılanmasından sonra Taif'e zındana gönderilmiş, burada kimliği belirsiz kişilerce öldürülmüştür. İşte bu kitap, zındanda bulunduğu sürede yazdığı hatıralarının, oğlu Ahmet Mithat tarafından derlenip yayınlanmasından oluşturulmuştur.
Oldukça ilginç bilgilerle karşılaşacaksınız, mutlaka okunması gerekir.
03.09.2007

Umberto Eco, büyük bir usta. Ustalığını bu kitapta da yeterince sergilemiş. Eco'nun tarzına alışkın olmayanlar için sıkıcı olabilir. Ancak meraklıları için kaçırılmayacak bir eser. Eco'nun romanlarında artık alışıldığı üzere, ilk 100 küsür sayfaya sabretmek gerekiyor. Ondan sonra da kolay kolay elden bırakılmayacak bir sürece giriliyor. Ayrıca bu kitap, çok farklı bir roman türü.
Bir doktora öğrencesi, Tapınak Şövalyeleri hakkında bir tez hazırlamaktadır. Bir yayıncı ile aralarında dostluk kurulur. Araştırmaları onları bazı şaşırtıcı bilgilere götürür ve ondan sonra da başlarına ilginç olaylar gelmeye başlar. Ve hazin bir son ile kitap sona erer.
17.08.2007

Orhan Koloğlu’nun ciddi araştırması ile aydınlatılan bir çok yakın tarih olayını, ilgi ile izleyebileceğimiz bir eser. Bütün İttihatçılar Mason muydu? Hayır, diyor yazar, “İttihatçılar, Masonların gizliliğinden yararlanmışlardır. Abdülhamit döneminde mason localarından daha gizli bir yer bulunamaması İttihatçıları masonlarla işbirliğine itmiş, masonların da Abdülhamit yönetimini yıkabilmek için İttihatçılara her zaman sıcak davranmıştır” diyor. Masonların siyonist amaca ulaşabilmek için İttihatçılarla işbirliği yaptıklarını ve Abdülhamit’i devirdikleri şeklindeki yaklaşımlara ise yazar sıcak bakmıyor ve dünyanın her yerinde, çıkarları birbirlerinden tamamen farklı olan her milletten insanlardan oluşmuş Mason localarının, sırf siyonist emel uğruna işbirliğine girebileceklerinin mümkün olmadığını yazıyor. Bunlar dünyada henüz sonuca bağlanmamış düşünceler. Konuya farklı bir pencereden bakabilmek için güzel bir eser.