Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

17.08.2007

Abdülhamit’in masonlarla olan ilişkilerinden çok ilgili dönemdeki mason faaliyetlerini konu alan eserde masonların 1839’dan itibaren Osmanlı içindeki faaliyetlerinin yoğunluğunu izleyebiliyoruz. 1839 Tanzimat Fermanından sonra Batı’ya açılma çabalarına giren Osmanlı Devletinde bu tarihten itibaren masonların daha çok bireysel çalışmalarını başlattıklarını, 1856’dan sonra ise örgütlü masonik faaliyetlerin hız kazandığını görüyoruz. Abdülmecit’den sonra saltanat sırası belirlenmiş olduğu halde yani Abdülmecit’ten sonra sırasıyla önce kardeşi Abdulaziz, sonra da çocukları olan 5.Murat, Abdulhamit, Mehmet Reşat tahta geçmesi gerektiği halde Abdulaziz’in bunu değiştirme çabası içine girerek kendi oğlu Yusuf İzzettin’i veliaht yapmaya çalışması, bunun için de protokoldeki yerleri belirlenmiş veliahtların önüne geçirmesi, daha farklı eğitim almasını sağlaması ve henüz 18 yaşında iken başkomutan yapmak istemesi Abdulaziz’den sonra tahta geçmesi gereken Murat’ı telaşlandırır ve kendini garantiye almak için o dönem krallıklar yıkıp krallıklar kurabilen, dünya çapında örgütlü, İngiliz Kraliçesi Viktorya’nın da koruyuculuğunu üstlendiği mason cemaatine üye olmaya ihtiyaç duyar.
Konuya bu şekilde açıklık getiren sadece bu eseri gördüm, bu yüzden yazara teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Kitapta ayrıca dönemin ünlü masonlarını görebilirsiniz; Namık Kemal, Ali Suavi ve daha niceleri. Mutlaka okunması gereken bir eser olduğu düşüncesindeyim.
16.08.2007

Abdülhamit hakkında onlarca farklı kaynaktan onlarca farklı Abdülhamit ile karşılaşıyoruz. Bu güne kadar okuduklarım içinde Abdülhamit konusuna en tarafsız bakan kitap bu diyebilirim. Abdülhamit’in aldığı eğitimden tutun da, yaşadığı farklı ortamın sonucunda kapıldığı vehimlerine kadar tüm konular işlenmiş. Abdülhamit’in masonlarla olan ilişkilerine değinilmiş ve o dönemde gayet rahat biçimde faaliyetlerini devam ettirdikleri aktarılmış. Masonların İttihatçılara sağladığı lojistik destek de ele alınan konular arasında. Bir diğer önemli konu da Mithat Paşa meselesi. Mithat Paşa’nın sürgüne gönderildiğinde, yabancı basının konuya yaklaşımı da başlıklar halinde verilmiş. Kitapta zaman zaman Abdülhamit’in anıları da yer buluyor.
Abdülhamit dönemi, tüm yönleriyle mutlaka bilinmeli.
16.08.2007

Tapınak Şövalyeleri hakkında hiç olmazsa belirli düzeyde bilgi sahibi olanlar için önerilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ancak Tapınak Şövalyeleri adını ilk kez Dan Brawn’un “Da Vinci” şifresinde duyanlar için biraz sıkıcı bir kitap olabilir. Ancak Tapınak Şövalyeleri hakkında temel bilgileri edindikten sonra bu kitaptaki detayların bir solukta okunacağına kuşku yok. Çeviri pek iyi değil ama, belli kıvama gelen okuyucu için, o noktadan sonra çevirinin kötülüğü çok caydırıcı olmayacak. Tapınak Şövalyeleri konusuna bir girildiğinde, okuyucu sürekli daha detaylı bilgi arayışında oluyor, çünkü bu konunun her yanı ayrı bir gizem taşıyor. Ortaya çıkışları, gelişmeleri, yayılmaları, güçlenmeleri ve yok olmaları, yok olmalarından sonraki gelişmeler, her biri ayrı bir gizem.
Bu arada Tapınak Şövalyelerine ilgi duyanlar için önerilecek bir başka kaynak ise Umberto Eco’nun “Foucault Sarkacı” Öncelikle bunu okursanız, Tapınak Şövalyelerini daha iyi anlayacaksınız.
06.08.2007

Mario Puzo'nun "Aile" adlı romanı yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve orada, konuları kurgularken ne kadar derin bir kaynak araştırması yaparak romanınını oluşturduğunu görmüş ve çok beğenmiştim. Yazarın bu kitabı da FBI dosyalarının incelenmesi sonucu oluşturulduğu anlaşılıyor. Puzo'nun romanlarındaki akıcılığı, sürükleyiciliği, heyecanın her sayfada artan tempoda devam etttiğini söylemeye gereke yok sanıyorum. Puzo'nun bir kitabını okuyan, artık onun müptelası haline geliyor. Yani Puzo'nun romanlarını okurken sadece hoşça vakit geçirmiş olmuyor, aynı zamanda yazarın ele aldığı kesit hakkında oldukça geniş bilgi sahibi de oluyorsunuz. Bu romanda da Amerika'daki Sicilya mafyası, mafya arası ilişkiler, FBI, yerel polis ve yazılı olmayan bir yasa; "Suskunluk Yasası" hakkında ilginç konularla karşı karşıyasınız.
30.07.2007

Yalçın Küçük'ün, çoğunlukla "Aydın Üzerine Tezler" adlı kitaplarının genel bir tekrarından oluşan kitap. Doğu Perinçek'ten başka kimseyi beğenmeyen Yalçın Küçük, burada da pek çok edebiyetçıyı yerden yere vuruyor. Cumhuriyet dönemi edebiyatçılarının, zorlama yazarlar olduğu üzerine yoğunlaşılmış daha çok. Elbette haklı olduğu yerler de olabilir. Ancak en çok yüklendiği Kemal Tahir, benim de kitabın en çok itirazda bulunduğum kısımlarıdır. Nazım Hikmet ile ilgili ilginç tesbitler var ki, okuyucunun ilgisini çekebilir. Ancak "Aydın Üzerine Tezler"i okuduysanız, gereksiz bir tekrar olur.