Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Kazım Karabekir Paşanın 1923 yılında hazırlatarak çeşitli kurumlara gönderdiği sanayi projeleri çalışmalarını anlatıyor. O sırada Almanya’da bulunan Ahmet Şerif Bey isimli mühendise de fizibilite raporları hazırlattırıyor. Projeleri yapılan sanayi projeleri ise; tuğla, kireç ocağı, cam, şeker, dokuma, demir, deri, makine, konserve ve süt ürünleri fabrikalarından oluşuyor. Hepsi için ayrı ayrı fabrika kuruluş ve işletme projeleri hazırlanmış. Projeler 1923 yılı şartlarına göre olduğu için bu gün için oldukça ilkel kalıyor fakat kalkınma hamlesi olarak bu konuların savaş sonrasında düşünülmesi çok güzel. K.Karabekir Paşanın, 1924 yılındaki siyasi parti girişimi kısa süre içinde engellendiği için bunları hayata geçirme imkanı bulamıyor tabi ki.
Kazım Karabekir Paşa’nın Birinci Dünya Savaşı öncesi İstihbarat Şube başkanlığı yaptığını fakat savaşın başlamasıyla birlikte bu görevinden ayrılarak savaşa katıldığını diğer eserlerinden biliyoruz. K.Karabekir, bu eserinde de istihbarat faaliyetinde bulunduğu dönemde edindiği tecrübeleri savaşta, özellikle de Erzincan, Erzurum ve Kars’ın kurtarılması mücadelelerinde nasıl kullandığını, savaş hilesi yaparak, düşmana yanlış bilgi vererek, düşmanın moralini bozarak nasıl başarılı olduğunu sürekleyici bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Bunlar her ne kadar savaş ortamında yaşanmış vak’alar olsa da gerçek hayatta da karşılaşılabilir konular olabileceğini düşünüyorum.
İttihat Terakki ile Ters düştüğü için Subaylıktan atılan ve sürgüne gönderilen Manavoğlu Nevres Bey 1918 yılında İttihat ve Terakki Liderlerinin yurt dışına kaçıp partinin çökmesiyle İstanbul’a döner. Artık ülkenin çeşitli yerlerinde Yunan işgali başlamıştır ve Bursa da o yerlerden biridir. Kendi Bursalı olduğu için Bursa'ya geçer ve Bursa Redd-i İlhak Cemiyetinin kuruculuğunu yapar. Kitabında, Bursada yaşayan bir ailenin üzerine kurgulu olarak Bursa’nın Yunanlılarca işgalini ve Bursa halkının ilk zamanlar gösterdiği tepkisizliği ve teslimiyetçiliği anlatıyor. İnegöl bölgesine değiniyor ve buralardaki aynı teslimiyetçi yaklaşımı da üzüntülerle anlatıyor. Kitap, halkın bilinçlendirilerek işgale karşı savaşa hazır hale getirilmesiyle son buluyor. Sıkça Osmanlıca kelimerle dolu olmasına rağmen rahat okunabilir bir kitap, ancak daha da sadeleştirilebilirdi diye düşünüyorum.
K.Karabekir, Birinci Dünya savaşı ile ilgili eserlerinden sonra, Birinci Dünya savaşı sonunda aradığını bulamayan İtalya’nın yeni mecerasını konu alıyor. İtalya yeni arayışlara girer ve müttefiki olan İngiltere ve Fransa ile en azından eşit konumu yakalayabilmek için gözünü Habeşistan’a diker. Bu sayede Akdeniz’de kendisinin de söz sahibi olma imkanı olacaktır. Bu amacını gerçekleştirebilmek için de Dünya savaşının mağlübü Almanya ile yakın temasa geçer. Bu ise artık İkinci Dünya Savaşının ayak sesleridir ve Mussolini ile Hitler başbaşa vererek artık dünyayı yeniden paylaşmanın hesaplarını yapacaklardır.
Birinci Dünya savaşından itibaren Habeş savaşına kadar seyreden olayları adım adım inceleyen Kazım Karabekir Paşa okuyucuyu yine olayların içine çekiyor, keyifli bir okuma sunuyor.
Cumhuriyet tarihi ile ilgili düşüncelerinizi baştanbaşa değiştirecek ve bu güne kadar bildiklerinizi yeniden gözden geçirmenize sebep olacak bir eser. K.Karabekir’e göre Mustafa Kemal’e yüklenen bu kadar başarı tamamiyle mübalağa ve suni. “Erzurum ve Sivas kongrelerini bile ben tertip ettim ve Mustafa Kemal’e yapması gerekenleri ben söyledim” diyor Karabekir Paşa ve tüm yazışmaların belgelerini de ekliyor. “Bolşevikliği ve Amerikan mandacılığını Mustafa Kemal herkesten fazla istiyordu” diyor, “Türkiyenin kendi imkanlarıyla kurtulmasının mümkün olmadığını düşünüyordu, onu bu düşüncelerinden vazgeçirebilmek için çok uğraştım ve yanlış bir şey yapmaması için her adımını takip ettim” diyor.
Bu arada Cumhuriyet sonrası kendisine yapılan saldırıları, evinin basılması, belgelerine el konulup imha edilmesi gibi olayları da kitabına aktarmış.