Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Kışın Leylası Tarafından Yapılan Yorumlar

20.07.2025

Kimdir Fâtıma el-Fihrî?

I. Yahyâ b. Muhammed döneminde Kayrevan’daki Şiî hâkimiyetinden kaçarak Fas’a gelen fakîh Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah el-Fihrî’nin âlim kızı.

Babasının vefâtından sonra sahip olduğu mal varlığı ile bir medrese ve câmi inşâ ettirir (h. 245 / m. 859).

İnşâ tarihinden bugüne dek fâsılasız devam etmiştir bu medresedeki ilmî faaliyetler. Fas'ın bağımsızlığından (1956) sonra da modern bir üniversiteye dönüştürülmüştür medrese.

...

Romanı okuyunca gönlüme önce Tetovalı Hurşide ve Menşûre Hanımlar düştü. 1438 yılında inşâ ettirdikleri Alaca Câmii'ni ve orada kıyâm ederek duâladığım hatmimi andım.

...

İki mekânın kaç yaşlarında olduklarını hesap ettim. Sonra yüzlerce yıldır bağırmadan (!) bize hayrı ve güzelliği hâl diliyle anlatan bu güzel Hanımefendilerin ömürlerini. Bereket değil de nedir bu?
20.07.2025

2011 yılında yayımlanan bu kitapta 2005-2011 yılları arasında bizzat röportaj yapılan 21 isim yer alıyor.

- Leylâ Hâlid (Filistin)
- Nûr Misvârî (Filipinler)
- Dr. Ramazân Şallâh (Filistin)
- Nûr Abdurrahmân (Patani)
- Molla Dadullah (Afganistan)
- Hâlid Meşal (Filistin)
- Çakal Carlos (Filistin)
- Muntazar ez-Zeydî (Irak)
- Cueeva (Filistin)
- Abdülhalim Sadulayev (Çeçenistan)
- Hacı Ömer (Veziristan)
- Ebû Hamza (Filistin)
- Kumandan Ruslan (Patani)
- Nakşî Direnişçiler (Irak)
- Ebû Mahmûd (Filistin)
- Ebû Hafs (Çeçenistan)
- Şeyh Raid Salâh (Filistin)
- Ali el-Cubûrî (Irak)
- Semir Kuntar (Filistin)
- Ümmü Nidâl (Filistin)
- Ebû Câbir (Suriye)

...

Mezkûr isimlerden şehâdete erenler var. Ülkesi dünya haritalarından silinenler de. Bazıları hücre hapislerine mahkûm edilmiş. Ama her biri mücâdelesinin, direnişinin neticesini bekliyor hasretle onlarca yıldır.

...

Silâhlı direnişin, cihâdın yalnızca bir boyutu olduğunu vurgulamalarını düşünüyorum.
20.07.2025

Takvimler 1492'yi gösterirken anlatıyor yazar ...

Elhamrâ'yı, Elbeyzin'i, Gırnata'yı görmemiş ve dahi yakılan kitapların dumanını koklamamamış olsaydım da böyle etkilenir miyim bu kitapta yazılanlardan ?!

Kitabın son bölümünde üç mescidi okumak ise tam anlamıyla bir teselliydi.

Şimdi Endülüs'e yeniden varacağım günü beklemeye başlıyorum. Varıp Elbeyzin'de ciltçi Ebû Cafer'i, Saad'ı, Naîm'i, Meryema'yı ve Ali'yi arayacağım.

(Not: Mütercimi gönülden tebrik ediyorum. Te'lîf gibi bir tercümeye imza atmış.)

...

"Öfkeliydi ve limandan ayrılan gemilerin arkasından bakarken aslında yüzen tabutlardan başka bir şey görmüyordu."

"Gece, dinlenmek için gündüz olmasını bekliyordu."

"Azap dediğin cehennem ateşinde yanmak değildir. Asıl azap korku, endişe ve âcizlik içindeki kalbin ateşinde yanmaktır. Çünkü her söz, her kelime insanı yaralar."
20.07.2025

Mail kutuma gelen bildirimle haberdâr oldum bu kitaptan. Kitabın ismini okudum, gözlerim şaşkınlıkla büyüdü. İşte böyle

...

Kitabın sayfalarını hızlıca çevirip başlıkları okudum. Bu sefer şaşkınlıktan tebessüm ettim.

...

İlkokul yıllarımın başlarında Pazar akşamları marûz kaldığım futbol yorumlarını hatırladım bir anda (akrânlarım için meşhur olan iki ismi yazmayacağım fakat).

Ortaokul ve lise yıllarımda gazete okuma usûlümü düşündüm. Baştan sonra okurdum her gün gazeteyi. Ekonomi sayfaları dâhil. Bir tek spor sayfalarını atlardım (o günkü bene söylemek isterdim, iktisâd tarihi çalışacağımızı).

Lise günleri sona ererken Mustafa Kutlu'nun sütununu spor sayfasında da görünce çok şaşırmıştım. Her yıl baharı hikâyesiyle karşıladığım Kutlu ve futbol !!! Ama öyleydi.

...

Bütün bu kalabalık düşüncelerle okudum kitabı. Tebessüm ettim birkaç yerde. Ne diyeyim? Ofsayt oldu!
20.07.2025

"Morisko tarihini "Holokost" tarzı bir istismar malzemesi haline getirmeden, nostaljik ya da trajedik indirgemelere kapılmadan, gerçekte neler olup bittiğini sonraki nesillere aktarmak ve İslam hâkimiyeti sırasında ve sonrasında bölgede yaşayan insanları doğru anlamak için çaba sarf etmek, hepimiz için ağır ancak zorunlu bir yükümlülüktür." cümlesiyle tamamlandı kitap.

Küçük hacimli bir metin olmasına rağmen İspanyol kaynaklardan istifâde edilmesi, içeriğin sistematik olarak sunulması ve önemli görsellere yer verilmesi çalışmanın takdîrini gerektiriyor.

(Merhûm Âkif Emre de görsün isterdim.)