Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Onu Ben Öldürdüm Leonardo, ustalıkla kaleme alınmış bir genç kadın-yaşlı erkek öyküsü. Romanın kahramanı Tamer Doğan, bir gün ansızın kendisini arayan bir genç kızın, Gizem'in büyüsüne kapılarak kendisini mutluluklarla dolu bir aşkın içerisinde bulur. Yürümeyeceği daha baştan belli olan bu aşk, Leonardo da Vinci araştırmacısı bu yaşlı adamı bir İtalyan köyüne sürükler. Bu köyde, terk edilmiş bir değirmende yaşarken, karşısına çok ilginç bir adam çıkacaktır.
Pelle ile Prof Norveçli yazar Ingvar Ambjørnsen'in gençler için yazdığı bir kitap serisidir. Kitap, Pelle ile lakabı Prof olan iki çocuk arasında geçmektedir. Bu iki çocuk, suçlar, cinayetler, Nazism, hatta uyuşturucu çeteleri ile ilgilenen iki çocuk polis gibidirler. Bu kitap Franklin Dixon'un "Hardy Boys" adlı kitabına benzemektedir. Bu kitaplarda hikâyeler Torshov, Oslo'da Prof ile aynı apartmanda oturan Pelle trafından anlatılıyor. Pelle yere vurunca ses Prof'un damından duyabilir.
Onlar beraber çeşitli gizemleri çözümlemeye çalışırlar. Prof akıllı olandır. Ayrıca Prof dedektif kitapları okumayı ve yemek yemeyi çok sever. Prof'un abisi Norveç'te başarılı bir gazete olan Dagbladet'de çalışmaktadır. Ayrıca Pelle ile Prof için bilgi toplamaya çalışır.
Zarife, böyle bir yaşamı tercih etmemiş olmayı dilerdim diyor, ama hayatta bazı tecrübeler kazanılmadan bilinmiyor. Bir şansı daha olsa aynılarını yaşayacağını biliyorum, çünkü hayatın kendisi tam da bu. Doğrularımızla da, yanlışlarımızla da kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemiz bizi biz yapıyor, burun estetiği yaptırmam beni Ayşe Pro-X yapmayacak ben bunu biliyorum. Toplumun Zarife’ye “orospu” demesi de onu orospu yapmıyor, bunu da biliyorum. Kitabın özünde bahsedilen tam olarak bu, nasıl bir hayat sürersek sürelim, kendimiz olduğumuz sürece bize dayatılan bakışların, kötü cümlelerin, binbir kibrin içinde sadece kendimiz olarak ayakta kalabiliriz.
Genel anlamda beğendiğim ancak okuması biraz dikkat isteyen bir kitap. Detaylar daha çok satır aralarında ve bazı şeyler net değil; yorumu okuyucuya bırakılan ucu açık birtakım psikolojik olaylar örgüsü var.
Beklentim daha farklı olsa da kitap akıyor ve bir şekilde kendini okutuyor. Bunun nedeni de yazarın okuyucuda merak duygusu uyandıracak bazı nesne ve diyaloglara yer vermesi. Kesinlikle okuyun diyemeyeceğim ancak yeni yazarlar ve yeni kitaplar arayanlara tavsiye edebileceğim bir eser.
Kitabın adı "Golyan Devrimi." Yolunu bilmeyen bir balık sürüyü peşinden götürüyor...
Geri kalmış toplumlar diyecektim ama illa da geri kalmış olması gerekmez, toplumlar bazen beyni alınmamış Golyan topluluğu gibi davranıyor. Değişik örnekler verilebilir. Fransızların Sarkozy'i cumhurbaşkanı yapması, adamı küçümsemiyorum ama Fransız toplumunun büyük farkla bu adamı seçmesi benim öykümü doğrulamaya yeter.