Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Muhammet bülbül Tarafından Yapılan Yorumlar
Lemezât-ı Hulviyye, Halvetî tarikatının önde gelen şeyhlerine dair menkıbeler, hal ve makam anlatımları içeren tasavvufi bir eserdir. Kitapta her Halvetî şeyhi için kısa bir biyografi verilir, ardından o kişiye ait ibretlik menkıbeler anlatılır. Bu anlatımlar bazen keramet, bazen bir söz ya da davranış üzerinden tasavvufî hikmetler içerir.
Kitabın yazarı Mahmud Cemaleddîn el-Hulvî, 17. yüzyılda yaşamış, Halvetiyye tarikatının önemli simalarından biridir.
Kitapta Hulvî hazretlerinin şiirleri de araya serpiştirilmiş.
Şairin hayattayken yayımlanmış tek Portekizce kitabı. Kitap; Portekiz İmparatorluğu'na özlem, Fas'ta Türkler ile savaşırken ölen Portekiz Kralı Sebastiao'ya övgü, Portekiz İmpratorluğunun kuruluşuna giden Coğrafi keşifleri yapan kaşiflere şükran ve Portekiz'in yazarın yaşadığı dönemin kasvetli havasına eleştiri ve geleceğe duyulan umut ve özlemle harmanlanmış 44 şiirden oluşuyor.
Lise yıllarında okuyup çok sevdiğim Beyaz Gemi'yi Ötüken'in resimli, ciltli yeni baskısından tekrar okudum. Kitabın ciltli şekli çok güzel olmuş.
Kitabın incelemesine gelirsek; kitap doğrudan doğruya Sovyet rejimi gibi baskıcı rejimlerin semboller vasıtasıyla eleştirilmesi diyebiliriz. Kitapta toplamda 7-8 karakter var. Çocuk bu karakterler içerisinde masumiyeti ve geleceği sembolize ediyor. Bekey Teyze ise her toplumda gördüğümüz ezilen kadını, Mümin Dede pasif iyilik içindeki halkı, Orozkul ise para, şan, şöhret için doğayı ve kanunları çiğneyen yönetici kesimi simgeliyor.
"Halk pasif iyilik içinde olup baskı yapan yönetici kesime direnmezse;milletin geleceği olan çocuklar ve masumiyet kaybolur, azgın azınlık olan yönetici kesim halkın değerlerini aşağılar, kanunları çiğner doğayı katleder ve halkı da bu suçuna ortak eder". Kitaptan çıkardığım ana tema bu.
Prof. Haluk Dursun Hoca'yı çok erken kaybettik. Onun bize anlatacağı çiçekler, şelaleler ile Boyabat'ın ve Hakkari'nin pirinci, Çukurca'nın balı gibi ülkemizin birbirinden değerli hazineleri vardı.
Haluk hoca İstanbul'a sonradan gelmiş olsa da o İstanbul'u yaşayan bir İstanbullu olmuştu. Nerede Bülbül dinlenir, nerede mehtaba çıkılır. Hangi çiçek nerede yetişir, hangi sebze, meyve nereden gelir? Çavuş üzümü, sakız enginar, kokulu çilekler hangi bahçede olur? Hangi su lezzetlidir, hangi tepenin manzarası güzeldir? Hangi balık ne zaman, nerede tutulur? İstanbul'un ilkbaharında, sonbaharında ne yapılır? Hangi ezan, hangi vakitte, hangi makamda okunur. Makam bilen iyi müezzinler hangi camideler? Gibi... İstanbul'da yaşarken günlük koşuşturmalar içinde gözden kaçan harikulade zenginlikleri keşfetmek için bu kitap her zaman çantada bir İstanbul rehberi olarak bulunmalıdır.
Muharrem Uçan tarafından günümüz Türkçesine çevrilen eser; düşünce tarihimizin önemli isimlerinden Yusuf Akçura'nın "Türklerin tarih boyunca Cermen ve Slav kavimlerle olan ilişkilerini ele aldığı" Türk Ocaklarında verdiği bir konferansın kitap haline getirilmiş şeklidir.
Akçura’nın tarih, siyaset ve milletlerarası ilişkiler üzerine yaptığı gözlemleri, özellikle Osmanlı sonrası Türk milliyetçiliğinin şekillenmesinde etkili olmuştur.
Kitap, siyasi, kültürel ve askeri etkileşimleri incelerken, tarih boyunca Türklerin Avrupa kavimleriyle olan çatışma ve iş birliklerini kronolojik ve analitik bir biçimde sunuyor.
Kitap tarih meraklıları kadar normal okuyucuya da hitap edecek bir tarzda hazırlanmış.