Beyaz Kale Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Hüseyin Zorlu 25.08.2010
okurken sık sık ihsan oktay anar usta aklıma geldi. orhan pamuk'un yazımını severim ama bu tarzda biraz sönük kalmış.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
_eLNiNo_ 17.06.2010
Bazı abartıların ve ayrıntılardaki hataların dışında eser gayet sürükleyicidir... Esere ön yargı ile yaklaşmayan herkesin eseri beğeneceğini umud ediyorum...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
atomcu 12.01.2010
Kitapta İtalyan esir Hoca'yı öyle bir anlattı ki ben bile Hoca'ya sinir oldum hatta nefret ettim!Daha sonra Hoca ile esir yer değiştirdi,kafalar karıştı ve bence kitap buradan sonra güzelleşti,tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
svcn. 11.01.2010
önyargılarımı kırmak için 'bir yerden başlamalı' diyerek okuduğum, başlar başlamaz beni içine alan bir kitap. güzel bir üslup, hoş bir kurgu. kitabın sayfalarına bakınca bu kadar tek düze görünen bir düzen nasıl bu kadar akıcı olabilir diye şaşırıyorsunuz. yazarın şahsıyla ilgilenmeden sırada hangi kitabını okumalıyım diye düşünüyorum.
kesinlikle okunulabilecek ve önerilebilecek bir kitap
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
togla64 02.11.2009
bu kitabında pamuk doğu batı ayrımını ve oryantalist söylemi çürüten italyan astronomla kendisine çok benzeyen türk hocanın ilginç hikayesini anlatıyor.
egzistansiyalist olarak bakarsak, kişinin kendini tanımak ve anlamak için ötekine ihtiyaç duyduğu önermesini hoca ile italyan arasındaki ilişki içerisinde gözlemleyebiliriz.
"gavurların gavur olmaktan gayrı bir özellikleri var mıdır " sözüyle de beni kırmaktan geçirmiştir
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
nkonucuk 13.09.2009
kitabı elinize aldığınızda bir çırpıda okunacak kitap izlenimi veriyor ve eserin sonlarına kadar da bu kanaatiniz değişmiyor ama son bölümlere ya da son 40-50 sayfaya gelince okuyucunun kafasını karıştıracak olaylar başlıyor ve inanılmaz zevkli bir hale geliyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
espanita 06.09.2009
Hoca ve anlatıcımız İtalyann tutsak kendilerinii tanıma yolculuğuna çıktıklarındann anlarlarkii kendini tanımanın en iyi yolu muhatabında görmektirr seni. İtiraf etmelitim ki yer yer sıkıldım kitabı okurken. Ama çok beğendiğimide söylemeliyim.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
uurcan 27.08.2009
Açıkcası biraz sıkıcı buldum kitabı.Orhan Pamuk'un bir kitabı olduğuna inanamadım.Dili sade değil okumak bir gayret gerektiriyor.
Yanıtla
3
2
Destekliyorum 
Bildir
hbakirci 26.08.2009
orhan pamuk un kısa olması nedeni ile bir nefeste ve zevkle okunabilen kitabı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
shadowen2626 25.07.2009
diğer romanlarından ayrılan bir üslupla yazmış pamuk bu eserini.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
kartalizma10 14.07.2009
Harika bir kitap. Okumaya başlamanızla beraber bulunduğunuz ortamdan soyutlanıp olayın yaşadığı zamana gidiyor ve birbirine çok benzeyen iki farklı kişinin zaman içinde nasıl diğerine benzediğine keyifle şahit oluyorsunuz...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
sedatcankaya 21.05.2009
Dış görünüşleri itibariyle birbirlerine ikiz kardeş gibi benzeyen ama diğer özellikleriyle birbirine taban tabana zıt iki farklı kültürden gelmiş insanın zaman içerisinde her yönleriyle birbirine benzeşmesinin ve maddi ve manevi olarak yer değiştirmesinin hikayesi. Özgün anlatımıyla Orhan Pamuk´un en iyi eserlerinden biri. Tavsiye ediyorum..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
kapka 21.05.2009
aslında kitaplarında kaliteden anlatımdandan eser yok ama türklüğe hakaret edip nobel ödülü aldıktan sonra tanındı. gerçekten okunacak kitaplar değil.
Yanıtla
2
5
Destekliyorum 
Bildir
elvantim 02.05.2009
Okurken inanılmaz keyif aldığım, sonlara doğru kitabın kimin ağzından yazıldığına dair kafamı iyice karıştıran kitap. Orhan Pamuk'un Kar'dan sonra en beğendiğim kitabı olmuştur kendisi.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
rapega 11.04.2009
çok büyük ümitlerle alıp okuduğum ama beklenen tadı alamadığım tek Orhan Pamuk kitabı.
Yanıtla
1
4
Destekliyorum 
Bildir
reconquered 14.03.2009
Kitabı çok sevdiğim ve görüşlerini önemsediğim bir edebiyat öğretmeninin tavsiyesiyle okudum.Anlattığı kadar olmasa da hoşuma gitti.Karakterler arasındaki ilişkinin ifadesi ve profil betimlemeleri çok iyi.Osmanlı tarihinde bir dönemin, saray ve ileri düzey devlet adamları ile ilgili ipuçları bulabilirsiniz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
c.81 21.02.2009
Orhan Pamuk'un en anlaşılabilir romanı!
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
ismail_atan 03.01.2009
"Seviyordum O'nu, O'nu rüyamda gördüğüm kendi çaresiz, acınası görüntümü sevdiğim gibi, bu görüntünün utancı, öfkesi, suçu ve hüznüyle boğulur gibi kederle ölen yabani bir hayvan karşısında utanca kapılır gibi, kendimi aptalca bir tiksinti ve aptalca bir sevinçle tanır gibi seviyordum; belki de en çok böyle: Elimin kolumun bir böcek gibi boşuboşuna kıpırdanışına alıştığım, aklımın duvarlarında her gün yankılanarak sönen düşüncelerimi bildiğim, acınası gövdemden çıkan nemin benzersiz kokusunu, bitkin saçlarımı, çirkin ağzımı, kalemimi tutan pembe elimi tanıdığım gibi. Bunun için aldatamadılar beni..."

Bu satırları okuduktan sonra fazla söze gerek yok sanırım. Olay arayanlar için, heyecan arayanlar için uygun bir yapıt değil; edebi zevkin tadına varmış, sanattan anlayanlar için biçilmiş kaftan. Orhan Pamuk... Kişiliğini şahsen beğenmesem de son yüzyılın en büyük romancılarından biri. Okumak lazım, okumak.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Serceft 07.12.2008
orhan pamukun en güzel iki romanından biri.diğeri "benim adım kırmızı".
bu kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap, fakat kitapda rahatsız olduğum nokta venediklinin osmanlı aliminden daha bilgiliymiş gibi gösterilmesi oldu
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
morisette_im 16.11.2008
şimdiye kadar okuduğum en güzel kitap.. bitmesini hiç istemedim
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
goodboy89 28.10.2008
Roman tekniği bakımından tek düze devam etmesine rağmen özgün konusu olduğu kanaatindeyim.Kitabın başının çalıntı olduğuna dair söylentilerde mevcut ama bilemiyoruz tabi ileride göreceğiz.
Genel olarak okunabilir.Ama Orhan Pamuk iyi bir romancı fakat iyi bir yazar değil bunuda belirtmekte fayda var.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Yasin Selvi 18.10.2008
kurgu olarak güzel ancak vasatın üstüne çıkmayan bir roman, büyük beklentilerle başlanmamalı.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
jeanvaljean 07.10.2008
bu kitabını okuduktan sonra orhan pamuğun nasıl oskar ödülü alabildiğine şaşırabilirsiniz..dostoyevskinin öteki kitabının kopyası olmuş..orhan pamuk önsözünde tolstoyun ötekisinden etkilendiğini söylemiş..ama buy etkilenmek falan değil düpedüz kopya...
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
KY-361446 02.09.2008
orhan pamuk un yazdığı en ilginç kitaplardan biri bazen gülüyorsunuz bazen dşünüyorsunuz ama kesin birşey var ki zevk ile okuyorsunuz
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
*curly* 18.08.2008
Hikaye çok monoton olarak ilerliyor. Konuşmalara daha sık yer verillip, olaylar daha çarpıcı şekilde anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Akıcılığı engelleyen en önemli unsur bence merak uyandırıcı öğelerin bulunmaması. Bu eksiklik kitabı oldukça sıkıcı bir hale getirmiş.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir
yasmin73 06.07.2008
venedikli bilisel konuları paylaşma konusunda biraz cimri.Okurken karakterleri karıştırmak gibi bir durum da sözkonusu
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
selcukozumar 12.04.2008
Biraz zor oldu okumak...Olumsuz...Daha anlaşılır olabilirdi...
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
KY-491553 05.04.2008
Türk Hoca ve İtalyan kölenin kahraman olarak seçildiği, bu romanın en önemli özelliği; postmodern romanın Türkiye'deki önemli bir denemesi olmasıdır. Romanda göze çarpan bir özellik de yazarın oryantalist bir bakış açısıyla romanı yazmış olmasıdır. Beyaz Kale'nin neresi olduğu da öyle açık verilmiş ki insanı düşüğnmeye bile sevk etmiyor. Beyaz Kale ne mi; tabi ki Avrupa
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Mücahit. 03.04.2008
Türkler tarafından 17.yy`da esir edilen astronomi,matematik ve tıptan anlayan bir Venedikli bilim adamının başıdan geçeleri anlatan çok sürükleyici bir kitap. Özellikle kitabın edebi yönü etkileyici. Olaylar arasındaki felsefik bağ ise mükemmel
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
iya 31.03.2008
Farklı değişik bir kitap ,sıklıdığım yerler
oldu ama bunun yanı sıra ilgi çekici bölümleride var
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
burhanbeykoz 14.03.2008
orhan pamuk beyenfendi biraz edebiyat ahlakının farkına varsında bu ktabı pedronun zorunlu istanbul seyahati kitabından esinlenerek yazdıgını söylesin ...kafasını kuma gömerek bu işler yürümez gün gelecek arastırmacılar herseyi acıklayacak .......rüzgr hep sizin istdiginiz gibi esmes orhan beyy
Yanıtla
3
3
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
özgürkrtkns 20.02.2008
eğlenceli farklı güzel bir kitap gerçekten
tavsiye ederim
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Osmanlı korsanları tarafından yakalanan bir Venedikli, İstanbul’a getirilir ve bir zindana atılır. Bilimden, fizikten ve sanattan anlayan Venedikli kısa sürede Padişah’ın dikkatini çekmeyi başarır. Oğlunun düğünü için fişek yapılmasını isteyen Padişah, Köle’yi zindanından çağırır ve Köle’ye yardım etmesi için Hoca adında bilimden, fizikten anlayan birini bulur. Ikili fişek yapımı için beraber çalışırlar ve başarıya ulaşırlar. Bir süre sonra köle, bu Türk tarafından satın alınır. Hoca, Köle’den kendisine Batı’yı, Batı medeniyetini, bilimi, fiziği anlatmasını ister. Ikili Batı ile Doğu’yu birbirlerine anlatmaya başlarlar. Her iki karekterde kendisinin bilgi, ahlak, kültür bakımından üstün olduğunu iddia eder ancak zaman geçtikçe Köle ile Hoca aralarındaki benzerliği farketmeye başlarlar.
Doğu- Batı: İki Ayrı Kutup
Hoca, Köle’yi satın aldıktan sonra direkt Köle’den kendisine Batı’yı anlatmasını ister. Köle isteksiz olarak, ne kadar çabuk anlatırsam o kadar çabuk özgürlüğüme kavuşurum diye düşünerek bütün Batı Medeniyeti hakkında bildiklerini anlatmaya başlar. Hoca ilk zamanlar Batı’nın hayranlığında kalır, farklı bilgiler öğrenmeye, daha önce hiç duymadığı kavramlar duymaya başlar. Hoca adeta hırs yapar ve eline geçen tüm kitapları okumaya başlar bu arada Köle’de efendisinden kurtulacağı günün hayallerini kurar. Ancak Hoca öğrendikçe, kendini geliştirdikçe Batı’yı temsil eden Köle’yi hor görmeye başlar. Köle ise öğrettikçe istemeden de olsa Doğu’yu temsil eden Hoca’yı tanımaya başlar. Ikili arasında farklı bir ilişki vardır. Günün her dakikası beraber geçiren Hoca ile kölesi, birbirlerinden nefret ederler. Hatta köle bir gün içinden ‘Belkide yıkım, ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak’diye geçirir. (syf. 122) Birbirlerinden çekinmeyle birlikte, hafif bir kıskançlık duyarlar. Kendini iyice geliştiren Hoca’da Köle’nin bir şey bilmediğini iddia etmeye başlar ve bu seferde Köle, Doğu Medeniyetini öğrenmeye başlar.


Doğu Medeniyeti

Bilimsel çalışmalardan dolayı Padişah’ın yanına giden Hocayla birlikte Köle’de Padişah’a gitmeye başlar. Padişah, bilime, sanata ilgi duyar ancak onun ilgisini hayvanların dünyası daha çok çeker. Hoca, Padişah’a bilimsel deneylerini anlatmaya başladıkça, Padişah hangi hayvanının ne kadar yaşayacağını, ne zaman öleceğini, yarın ne olacağını öğrenmek ister. Burada Doğu’yu temsil eden Padişah’ın bilim karşısındaki tutumunu görürüz. Köle’de bunu farkeder ve Hoca’ya, Padişah’a anlattığı deneylerden bir sonuç çıkmayacağını anlatır ama Hoca buna inanmaz. Bunu Köle’nin cahilliğine verir. Birbirlerini iyice tanıyan Hoca ile kölesi bilimsel çalışmalara devam ederken şehiri veba salgını basar. Herkes bir bir ölürken, Hoca vebaya nasıl care bulunacağını düşünür. Iyice kendini geliştirdiğine inanan Hoca, kölesinden yardım istemez. Köle Batı’da bir çok veba salgını görmüş olmanın tecrübesiyle Hoca’nın bulduğu yöntemlerden bir sonuç çıkmayacağını ona söyler ama Hoca yine ona kulak asmaz. Sonunda Köle, sahibine yardım etmeye karar verir ve bu salgını Batı ve Doğu’nun bilgisini birleştirerek yenerler.


Doğu- Batı Yüzleşmesi

Günler yine eski halini almaya başlar salgından sonra ama Hoca’nın bilime olan takıntısı daha da artar ve aralarındaki ilişki gün geçtikçe kötüye gider. Birbirlerine mektup yazmaya, birbirlerine sırlarını itiraf ettirmeye başlarlar. Efendi, kölesinden sürekli bir şeyler yazmasını ister. Venedikteki hayatını, çocukluğunu. Köle yazdıkça, efendi kölesinin zayıflıklarından yararlanır ve onu hor görmeye aşağılamaya başlar. Köle, ona bir türlü kendi itiraflarını ettiremez. Ve bu aralarında bir tür savaşa döner. Birbirlerini alaya almaya, sen benden daha kötüsün, hayır sen benden daha kötüsün kavgasına başlarlar.Nihayetinde, köle efendisine itiraf ettirmeye başlar. Sonç olarak, sürekli kölesini hor gören efendi, kendi zaaflarını, zayıflıklarını görür ancak bunu kölesine belli etmez. Köle sonunda dayanamaz ve efendisinin yanından kaçar bir sure sonra efendisi, kölesini getirttirir. Ve beraber silah yapımına başlarlar. Günlerce çalışırlar. Ve bir savaş çıkar, efendi silahını Padişah’a tanıtma fırsatı bulur ancak savaş sırasında silah pek rağbet görmez. Buna oldukça sinirlenen Hoca, öfkesini, yabancı uyruklu vatandaşları sorgulayarak çıkarır. Burada da kölesine yaptırmaya çalıştığı itirafları, yabancı uyruklu insanlara yaptırtmaya çalışır, efendini öfkesi gün geçtikçe daha da inanılmaz bir hal alır.


Doğu-Batı Sentezi

Nihayetinde, Hoca ile kölesi yer değiştirirler. Gün geçtikçe birbirlerine olan zıtlıklarının aynı olduklarını farkederler. Aynı kişi olduklarını, aslında birbirlerini ayıracak bir çizginin dahi olmadığını görürler. En başta ne kadar zıt olduklarını
düşünüyorlarsa, sonunda da o kadar aynı olduklarını düşünüyorlar. Hoca Doğu’yu, Köle Batı’yı temsil ediyor. Kabullenemeselerde tanışmalarının en başında, Doğu ile Batı benzerdirler. Batı Doğu’yu umarsamasa da ondan vazgeçemez. Doğu, Batı’nın karşısında kendini küçük düşürmek istemez ama ondan öğreneceği çok şey olduğunu da bilir. Kitabın en başında anlatılan aralarındaki gerginlik, psikolojik savaş, kıskançlık, birbirlerini tanıyarak, birlikte vakit geçirerek , kitabın sonunda kareterlerin birbirlerini anlamasına neden olur. Birbirlerini tamamladıklarını farkederler.. Köle, efendisinin onu satın aldığı ilk günlerde efendisini, hiçbir şey bilmeyen, cahil bir Doğulu olarak görmesi ya da efendinin bir şeyler öğrendikten sonra, kölesini hor görüp, aşağılaması, kitabın sonunda yerini, yer değiştirmeye bırakıyor. Yer değiştiren ikili, aslında yer değiştirerek birbirlerinin aynısı olduklarını anlarlar. Doğu, Batı’ya giderek Batı’lı olurken; Batı, Doğu’da kalarak Doğulu olur. Burada birbirlerini tamamlarlar. Kitabın başındaki soğuk savaş, sonunda birbirinin içine geçen iki ayrı, farklı, birleşmesi imkansız olarak görülen kavramın, karekterilerin birleşmesiyle sonuçlanır.






Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
paraben 28.01.2008
Orhan Pamuk'un iyi bir romancı olduğu kesin ama bu kitap biraz sıkıntılı. oryantalist bir tavır sergiliyor.bu kadar başarı kurgulara rağmen Orhan Pamuk zaman zaman baya can sıkıcı olabiliyor. akıcılık açısından da bu kitabı okumak baya uğraşmayı gerektiriyor.... diğer eserlerinin sürükleyiciliğine nazaran tabi.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
ozgur05 23.01.2008
Orhan Pamuk'un hacimce en az olan eseri ama hacmine nazaran da oldukça etkileyici bir eser.Tarihi kurgusu içinde birbirine çok benzeyen biri azınlık diğeri Türk iki kişinin gökbilim konusu çevresinde yaşadıkları anlatılıyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
sdogulu 28.11.2007
Orhan Pamuk'un bütün kitaplarını okudum. Bu Yazar'ın en çok tartışılan Romanlarından. Buradaki hikayenin başka bir yazarın eserinden esinlenildiği söyleniyor hep. Ama, tüm bunlardan bağımsız olarak güzel bir kitap, ama Orhan Pamuk'un kesinlikle baş yapıtı değil. Yazar ile yeni tanışacak kişilerdense daha çok kendisini severek okuyanlara tavsiye ederim.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Türk edebiyatıyla pek yıldızı barışmayan bir okuyucu olarak şu memlekette kıymet verdiğim üç yazardan biri Orhan Pamuk!Oğuz Atay, Vedat Türkali ve Orhan Pamuk benim için üç silahşörler gibi...Neyse, bu roman her na kadar geri planda kalmış bir roman gibi görünsede Orhan Pamuk'un en iyi romanlarından biri bence.Çok kapsamlı bir roman olmasa da(sayfa sayısı itibariyle) özellikle iki karakter arasındaki gelgitler insanı aşırı şekilde kitabın içine çekiyor.Bazen monologlar bazen iki karakter arasındaki gelgitler kitabı sürekli zinde tutuyor. Yazıldığı yıl itibariyle Türk Edebiyatı için gerek kurgu gerekse üslup olarak çok yenilikçi bir roman olduğunu da unutmamak lazım.Yazmaya devam etmen dileğiyle Orhan Pamuk...
Yanıtla
1
3
Destekliyorum 
Bildir
elifs08 30.09.2007
Doğu Batı çıkmazındaki sorunlara tekniksel açıdan değinilmiş,postmodern bakış acısıyla orijinal bir değerlendirme.okunmaya değer
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
Mikailduman 20.08.2007
Venedikli kölenin arkasında sizde kürek çekiyorsunuz.Okurken Orhan Pamuk acaba oralara gittidemi yazdı yoksa osmanlı hakkında çok şeymi biliyorda böyle şeyler yazıyor diye düşünüyorsunuz.Orhan Pamuk hayranları zaten okumuştur bu kitabı.bir tavsiyemde şu olacak okurken Can Atilla Cdsini koyun ikisini beraber yapın.Kitabı bırakıp mola verdiğinizde.gözlerinizi kapatın ve hissettiğiniz şu olacak Galata Kulesi etfarında uçuyosunuz istanbulun tarihini o yıllarda görüyosunuz.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
ucarber 06.07.2007
Orhan Pamuk un bu kitabı sıkıcı değil.Osmanlı Devleti zamanında geçen tarihi bir roman.Sadece roman olarak değerlendirilmeli. Kitapta değinilen bilgileri doğru kabul etmemek gerekiyor.Osmanlı Devleti zamanında yazılan bilimsel çalışmaların, Batı devletlerinden alınıp üzerinde eklemeler yapılarak yeniden yazılmış gibi yapıldığı geçiyor bir yerde.Bu doğru bir bilgi değil.Fakat nihayetinde bu kitap sadece bir kurgu.Böyle değerlendirilmeli bence.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir
large book 28.04.2007
Beyaz Kale yazarın diğer romanlarından biraz daha farklı ve karmaşık romanıdır.Çünkü olayların geçtiği zamanın sosyal ortamını pek okuyucuya yansıtmak istememiş.Genelde kişilerin ruh halini anlatmış.Fakat bence gayet güzeldi.
Yanıtla
6
2
Destekliyorum 
Bildir
selçuk bora 24.03.2007
Pamuğun son derece akıcı bir üslupla kaleme aldığı bir kitap.Yalnız şu var ki,gerçekleri yansıtmıyor.İçinde bulunduğu dönemi hiç yansıtmıyor.Zengin ama abartılı.Bu abartıyla kitabın zenginliğini kastetmiyorum.Osmanlıları(o dönemdeki gücünü hatırlayalım lütfen)çok komik bir şekilde bilimden ve sanattan uzakta gösteren bir çaba var.Hiç gerek yoktu buna.

O dönemlerde türkiyeye gelmiş seyyahların anlattıkları pamuğun anlattıklarından farklı şeyler söylüyor.Hikayenin geçtiği dönemde avrupa ne haldeydi hepimiz biliyoruz.Ağlanacak haldelerdi de diyebiliriz.bu romanda ise tam tersi bir durum sözkonusu,bir de olurda bu kadar mı olur hani,bu kadar mı aşağılanır bir millet, bence pamuk şöyle bir geriye dönüp tarih okumaya başlasın,yoksa durumu vahim.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
clkaydan 16.03.2007
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve bana çok ağır geldi kitap.Sırf Orhan Pamuk'u ve tarzını öğrenmek için okumaya başladım konu ve final güzel ama sanırım anlatım tarzından kaynaklı okurken biraz sıkıldım.
Yanıtla
3
2
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
*ysn* 06.03.2007
çok güzel bir kitap,insan kendini osmanlılar dönemindeki istanbulda hissediyor,o günlere gidiyoruz.dialoglar çok güzel anlatılmış.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
napburemal 05.03.2007
Kitabı okudum, anlatımı güzel ve diğerlerine göre daha az sıkıcı.Ancak çok iyi bir kitap olduğunu düşünmüyorum, doğu-batı meselesine dair yeni bir şeyler söyleyen bir kitap olduğunu da düşünmüyorum, sürükeyici ve bir deha eseri olduğunu da düşünmüyorum.Orhan Pamuk'un kitaplarının edebi değil siyasi kriterlere göre değerlendirilmesini de doğru bulmuyorum.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
SALTY 12.01.2007
Yorum yazan arkadaşlardan biri Pedro'nun ZOrunlu İstanbul seyahati adlı eserin Bu kitapla çok benzerliği olduğunu söylemiş doğrudur... Bir kaç kişiden daha duymuştum bunu. GErçi yazar kitabın sonunda Beyaz Kaleyi yazarkenki sürecine biraz deyinmiş ve nelerden etkilendiğini az çok anlatmış. Kitaplar birbirlerine benzeye bilirler yeterki çalıntı olmasın. Benzerlik beni çok fazla etkilemez ve yazara olan bakış açımı pek değiştirmez. Orhan Pamuk bu kitapta aslına fena iş çıkarmamış. Bird eşunu söylemek istiyorum, Orhan pamuk'un bu kitabı için tarihimize sövüyor demiş bazı arkadaşlar. Bende önceleri bazı konularda çok katı düşünürdüm ancak unutmayalım ki şimdi olduğu gibi eskidende çarpıklıklar mutlaka mevcuttu. Önemli olan bunun nasıl anlatıldığı. Çok alınganlık göstermeden doğruları ve yanlışları iyi hazmetmeliyiz.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
anemonn 01.01.2007
Orhan Pamuk bu eserinde kalemini yanlı bir italyan karakterine teslim etmiş adeta ve onun ne söyleyeceğini beklemiş. Nobel almış bir yazar için fazlasıyla sıkıcı yazdığını belirtmeden geçemeyeceğim. Eğer her kitabı bunun gibi sıkıcıysa, o zaman gerçekten üzülürüm:( Şunu farkettim, okurken başım çok ağrıdı. Sırf inat uğruna bitirdim. Sizin de benimkisi gibi inadınız varsa, bu kitabı okumaya yeltenebilirsiniz...
Yanıtla
3
2
Destekliyorum 
Bildir
Beyaz kale ile birlikte güncel yayınlarından çıkan pedro'nun zorunlu istanbul eyahati adlı kitabı da okumanızı tavsiye ediyorum. beyaz kale'den yıllar önce türkçeye çevrilen bu kitabı okurken hayrete düşeceksiniz. çünkü iki kitabın da ana karakterleri aynı. tek fark birinin ispanyol diğerininse venedik li köleler olması.

hatırlatmakta fayda var. pedro'nun zorunlu istanbul seyahati 1950 lerdel türkçeye çevrildi. yani pamuk doğmadan.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
mehmet emin 20.12.2006
yine bizi harika masallara götüren kitaplardan biri.bu kitapta unutamadığım tek şey kitabın ortalarıyla sonunda aynı görüntünün okuyucuya aktarılkmasıdır.Kitabı bitirince ben bu satırları bi daha okudum dedim ve armaya başladım kitabın ortalarındaki sayfaları ama bulamadım.ve yer değiştirince kahramanlarımız aslında hayatla ilgili herkesi düşündüren felsefik bir ders vardı o değişimde.
Yanıtla
1
5
Destekliyorum 
Bildir
cangeza 08.11.2006
orhan pamuk çok fazla abartılacak bir yazar değil ama gerçek şu ki çamura sokulacak kadar kötü hiç değil...İnsanlar orhan pamuk'un nobel edebiyat ödülünü hakkedip haketmediğini yargılıyor ve kendilerince şöyle soruyolar. "Gerçekten Orhan pamuk edebiyat ödülünü alabalicek kabiliyete sahipmi?" İşte o kişilere şu cevap verilmeli "Sizce bundan önceki nobel sahibi edebiyatçılar orhan pamuk'tan dahamı iyiydi?"

Şuna %100 eminim ki buna vereck cevapları bile yok...

Aslında türk insanının sorunu şu "sanata sanat gözüyle bakmıyorlar" birçoğumuz bu işe siyasi bir gözle bakıyor. Milliyetçi duyguları kabaranlar soykırıma itafen ettiği sözlerden dolayı orhan pamuk'a edebiyat cahili, tam ters düşünenler ( tam ters dedim çünkü bir isim kullanmayı kendime yakıştıramam ) orhan pamuk okumadığı halde onu nerdeyse edebiyatın babası yerine koyuyor.

Aslında beyaz kale hakkında yorum yapmak istemiştim ama arkadaşım inadina nın yorumunu okuyunca gerçekten şok oldum ve bu sözler çıktı parmaklarımdan...

Benim inadina dostuma bir tavsiyem var...Eğer gerçekten Orhan pamuk'la KAFKA'yı bir tutabiliyosan şimdiye kadar okuduğun tüm edebiyat kitaplarını yak ve tüm metal fırtına serini kütüphanene yerleştir ve bir daha da ağzından edebiyat lafı çıkmasın...Malüm edebiyat beyhude ağızlarda sakız olacak kadar basit bir şey değildir...Herkez konuşurken haddini bilmeli...
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir