Peyami Safa’nın Attila’sı ile ilgili şunları söyleyebilirim.
Peyami Safa gerçekten çok kuvvetli bir kaleme sahip. Tek tarihi romanında da bunu gösterebiliyor. Dil, dönemin Türkçesine uygun, yeni nesil için zorlayıcı olabileceği düşünülerek kitabın sonuna ( ne kadar acı aslında ) bir sözlük konulmuş. Roman oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir tarzda gidiyor. Bence çocukluk yıllarından başlatmayıp, en zirvede odluğu dönemi anlatması doğru bir yaklaşım olmuş. Safa’nın bazı eserlerinde portresi çizilen fettan, güzel ve muhteris kadın tiplemesi burada Onoria’da kendini bulmuş. İldiko karakteri de buna uygun ama kendi etkisinden çok Attila’nın o an ki ruh hali onu tesirli hale getiriyor sanki. Peyami Safa, büyük atalarımızdan birisi olarak gördüğü Attila’yı tarihçilerin izini sürerek anlatmayı ve onu klasik bir barbar gibi göstermeye çalışan Roma kaynakları kadar daha objektif olan ve Hun Medeniyetinden söz eden Germen kaynaklarını da taramıştır. Macarların ve Türklerin ortak tarihi şahsiyetlerinden olan Attila ile ilgili başarılı bir roman olduğu kanısındayım. Peyami Safa, milliyetçi bir bakış açısıyla harmanlamış romanını. Yalnız çok bariz bir hata var –ki Safa bunu nasıl gözden kaçırmış bilemiyorum- bir Hun adedini anlatırken roman kahramanlarını konuşturuyor ve henüz 5. asırda olunmasına rağmen yaklaşık 6 asır sonra gelecek olan Moğol İmparatorluğu ve Cengiz Han’dan örnek veriliyor. Özetle, Attila ile ilgili tarihi bilgi ve söylentileri ışığında okunası bir eser çıkmış ortaya. Yıllar sonra bu eseri yeniden Türk okuruna takdim eden Ötüken Neşriyatı da kutlamak lazım.