Zahir Hakkındaki Yorumlar

zsuyer 30.04.2006
yazarın okuduğum ilk kitabı ve gerçekten beni çok etkiledi hatta uzun bi süre elimde tutmak için yavaş yavaş okudum..şimdi diğer kitaplarını da edinip okumaya başladım..gerçekten kelimeleri dağıtıp öle bi hale sokuyoki anlamak için bi çaba sarf etmiyoruz ve cümleler gerçekten çok etkileeyici olmuşş..
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-138843 26.04.2006
Paulo Coelho’nun kitaplarında genelde mistik bir yolculuğa çıkar okuyucu. Ya da Coelho, bu yolculuğa okuyucuyu davet eder, seçtiği konu ve kitabının kurgusu ile… Ünlü ve büyük bir okuyucu kitlesi olan bir yazarın, gazeteci eşinin evi terk etmesi ile başlıyor kitap. Eşinin bu kayboluşunu kendi kendine çözmeye çalışırken, Zahir’e dönüşüyor kayıp eş yazarın zihninde. Kendi yaşamını ve eşine karşı olan davranışlarını sorgulayan, iç hesaplaşmaya dönüşen, zaman zaman çeşitli dinlerin ritüelleri ile bezenmiş bir yolda ilerliyorsunuz okurken… Beni kendine fazla bağlamayan bir eser ZAHİR. Mistik romanlardan hoşlananlar okuyabilirler…
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
AGÜ 24.04.2006
zahir'i okudum,
yorum yazmadan önce diğer okuyan insanların yorumlarına bakmak istedim. kitaptada yazarın eserlerinin filmleştirilmesini istememe nedeni olarak, her insanın kitabın kendi filmini çekebilmesi husunun manasını, apaçık yorumlardan anlayabiliyoruz. herkes farklı bir yorum yapmış.fakat iki itfsiyeci hikayesindeki gibi herkes kendi içine dönük okumayı bırakmış karşısındakini yüzündeki lekeyle yıkamış yüzünü.
ayrıca bir yazarın her kittabında aynı tarzları beklemek statükocu bir tutum ve çok yanlış.
bir kitabı yazan maddi kaygılarla yazsa zaten hep tutan hikayelerinin benzerini yazar. yazar bu romanında kendinin yaşayıp yaşamadığı önmeli değil, çok önmeli içsel bir muhakeme yapmış. evlilik üzerine, sevgi üzerine, özgürlük üzerine hepimizin doğru olarak bildiği yanlışları kitapta yaşayarak çözmüş.
bir şey yapabilmek için önce herşeyden vazgeçmek gerektiğini daha önce de öğrenmiştim kendi kendime. bunu yazan bir kitapsa ilk kez okuyorum.
eğer bilinçli bir okursanız önce bütün beklentilerinizi çöp kutunuza atın. boş bir kaba daha çok şey sığacaktır vekarmaşa önlenecektir.
zahir
zamanımızda herkesin yarım yamalak yaşadığı, bazılarının o kadarını bile yaşamaya korktuğu üç şey;
sevgi, evlilik ve özgürlük...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Sinem Alanyurt 09.04.2006
Coelho'nun diğer kitaplarının yanında bu kitabın o kadar da etkilemeyeceğini söylemem gerek. Bu bir yazarın kendi ile hesaplaşmasını anlatan, genç yazarlar için iyi bir örnek olacak bir kitap. Yazarlık ile ilgili çok geniş bilgi içeriyor. Fakat tam vermek istediklerini verememiş, sonu tüm kitabın ağırlığına göre çok basit bitirilmiş. Genel olarak aşkın , evliliklerin neden sonlandığını ve bunda erkeklerin rolünü anlatan bir kitap. Herşeyden bir parça var ama hiç biri tam olarak sergilenememiş. Coelho hayranlarının okuması gereken bir kitap ama edebi olarak diğer eserlerinin çok gerisinde kaldığını düşünüyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
cigdema 19.03.2006
Arapça Zâhir “görünen, var olan ve görmezden gelinemeyen” anlamına geliyor. Yaşantımız içinde bir an için var olan canlı ya da cansız bir varlık, birden bizim için tek bir amaç, düşünebileceğimiz tek imge haline bürünüyor. Zihnimizde onu kutsal bir yere koyuyoruz. Asla değişmeyecek ve sürekli artan bir bağlılıkla bütün benliğimizi ve düşüncemizi kaplamasına izin veriyoruz. İşte ‘Zâhir’, aynı biçimde başlayan ve bütün benliğimizi kaplayan bir öyküyle gerçekliğin ve dürüstlüğün aşkın içindeki yerine ayna tutuyor. ‘Zâhir’deki roman kahramanı, Fransa’da yaşayan uluslararası üne sahip bir yazardır. 10 yıldır evli olduğu karısı Esther bir savaş muhabiridir. Tanınmış, başarılı bir kariyeri olan ve bağımsız bir kadındır. Esther, arkadaşı Mikhail ile birlikte bir gün ortadan kaybolur. Mikhail’in Esther’ın sevgilisi olup olmadığı belli değildir. Yazar sorguya alınır. Esther kaçırıldı ya da öldürüldü mü yoksa her evlilikte olabilecek türden bir terk etme olayı mıdır yaşanan? Bir gün, Esther’ın en son birlikte görüldüğü Mikhail ortaya çıkar, yazarı bulur ve onu karısına götürmeye söz verir. Böylelikle yazarın Paris’ten Kazakistan’a uzanan büyülü yolculuğu başlar. Mikhail’in doğduğu yere, trajik bir öyküsü olan kasabaya uzanan yolculuk sırasında yazar, kendisi ve evliliği hakkında şaşırtıcı keşifler yapacak, yaşamına yeniden değer biçmek zorunda kalacaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
edibane 17.03.2006
sonuçta kitabın yazarı simyacının alında imzası olan kişi ve okumaya değer diyecek olursanız yanılmazsınız ana düşünce daha çok kaybettikten sonra bazı değerlerin daha iyi anlaşıldğı hissini veriyor ve bunu da belli bir düzeye kadar gayet iyi sağlamış ve bir çok cümleninde altı çizilebilir bakarsınız sevgilinize mesaj olarak yollarsınız bir kaçını;)ama kitabın sonuçlandırlması verilen emeğin boşa çıkaracak nitelikte olduğu için tam bir edebi doyuruculuk söz konusu olmayabilir...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
breuer 31.01.2006
paulo coelho nun simyacı dan sonra yazdığıhiç bir kitap tat vermiyor.yazarlar misyonlarını tek kitapla gerçekleştirirler.sonraki yazdıklarında ise hep en iyi kitaplarını yakalamak ve onu geçmektir oysa onlar tek kitapta herşeyi bitirmişlerdir.diğer kitaplarına pek birşey kalmamıştır.ama en azından bu kitabında yazar biraz daha iyi herkes simyacının tadını bulacağını sanıyor fakat bu pek mümkün değil bu nedenle okuyucuların hayal kırıklığına uğraması mümkün görünmekte.hayal kırıklığı yaratmayan kitaplar okumamız dileklerimle...
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
ismizeynep 14.01.2006
kitabı sistematikleşmişcesine alıyorsunuz.ünlü yazarların ünlü kitabı havasına bürünüp kitabı okumaya başlıyorsunuz ama hayal kırıklığı...Zahir sanki Paulo Coelho'nun içindeki gizli sözleri bi itirafcasına okurları ve de karısıyla paylaşma ihtiyacı gibi..sanki kendini anlatmış ve diğer kitaplarının okunması adına bu bir reklam kitabı gibi düşünlmüş..evet komik bi yorum bence de ama ne yalan söyliyim kitabı okurken aklıma gelen bunlar.her zaman içi dolu yazarlar içi dolu kitap yazamıyorlr demek ki.....
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
papatyamix 04.01.2006
Yazarımız bu kitapta biraz düşüşe geçmiş anlaşılan..kitapta kadının muhabir üstelik eşini evlilikleri zarar görücek diye araya mesafe koyması tartışılır..sanki biraz arklı bir kitap yazılmaya çalışılmış.fakat tekrar simyacıyı yazsaymış yeni uyarlanmış olara daha çok satardı.. bence sevilmek sevmek kitabı güzelleştirebilir ama ZAHİR adlı kitabı pek etkilememiş.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
çağanoz 04.01.2006
Ünlü bir yazar ve onun gazeteci karısı Esther. Kadın bir gün aniden ortadan kayboluyor. Pasaportu ve bazı özel eşyaları ortada olmadığından adam onun kendi isteğiyle ortadan kaybolduğu sonucuna varıyor.
Karısının kaybolmasıyla daha önce sahip olduğu hayatı, yaptığı başarısız evlilikler, Esther in onu kitap yazmaya teşvik edişi gibi konular üzerinde derin bir iç hesaplaşmaya giren kahramanımız bu içsel yolcuğunun yanısıra Esther in peşine düşüyor.
Sıradışı bir hayat ve sıradışı düşünceler üzerine oldukça başarılı bir çalışma.
Coelho nun bu kitabı karısına ithaf etmesi de ayrıca ilgi çekici.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
nurayse 17.12.2005
Kitap okumayı gerçekten çok seven biri olarak,özellikle kitaplarını okumaya özen gösterdiğim yazarların kitaplarında yaygınlaşan sırandanlık beni son derece rahatsız ediyor.Aşk ve ruh kavramlarınn aynı tarzlarda anlatılış biçimi kitapların artık edebi eser olma özelliğinden çok, parasal kaynak olma özelliği taşıdığı hissini uyandırıyor.Ve kendi edebi tarzı olduğuna inandığım yazarların böyle gidişat içinde olduklarını düşünmek beni hayal kırıklığına uğratıyor .Bunu söylerken başarılı olan edebi eserlere haksızlık etmek de istemem.Umarım yazarın yeni yeni kitapları kırılan edebi zevkimi düzeltecek boyutta olur.
Yanıtla
4
3
Destekliyorum 
Bildir
ahmetoral 10.12.2005
Simyacıdan aldığım gazla Onbir Dakikayı ve akabinde Zahir'i okudum.İtiraf etmek isterimki aldığım hazzı grafike edecek olursak düşey bir eğri takip etti.Simyacıyı okurken aldığım amatörce hazzın zerresini bulamadım.Sıkıcı diyaloglar, zorlama kurgular, ayrıca okurum mistik ögeler de istiyor diye araya resmen tıkıştırılmış unsurlar.Neyse Paulo Coelho' nun vermek istediği mesajı aldım."Yeteri kadar kazandım.Artık laf ola beri gele yazayım. Nasıl olsa okunuyor."
Hele kitabın finalindeki hayal kırıklığını anlatmaya dahi gerek yok.Eski zamanlarda yazılı metin olayı yaygın olmadığından ozanlar şiirlerini, methiyelerini topluluklara anlatarak ulaştırırlarmış.Beğenilirse alkışlanır beğenilmezse kovulurlarmış.Yazarımız dua etsin günümüzde bu işi icra ettiğine....
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
KY-40655 03.12.2005
Birbirini seven,sağlıklı,ihtiyaçları olabilecek herşeye fazlasıyla sahip olan ama birbirleri ile konuşmayı beceremeyen,devamlı erteleyen bir çift;erkek ünlü bir şarkı sözü ve roman yazarı,kadın ise bir savaş muhabiri.Kadın zaman geçtikçe bir şeylerin yitirildiğinin farkındadır ve evliliğinin daha fazla bozulmasını izlemektense ondan uzakta olmayı tercih eder.Hiç bir ip ucu bırakmadan evinden ayrılır.Olaylar bundan sonra başlar;erkek kendiyle hesaplaşmaya başlar.
Bazı sayfalarda özellikle son bölümde (steplerde geçen olaylar) okuduklarım bana Marlo Morgan'ın Sonsuzluğun mesajı adlı kitabını hatırlattı.
Bence çok çok başarılı bir kitap değil.
Üç ayrı sayfada basım hatası var,cümleler başlamış ama yarım bırakılmış.Umarım daha sonraki baskılarda bu hatalar giderilir (benim elimdeki ilk basım).
Yanıtla
16
0
Destekliyorum 
Bildir
simyacıdan sonra oldukça vasat kalıyor konu olarak.zahir kelime anlamına uymayan kendince bir kurgulamış yazar.bu kitabın çok daha önce simyacıdan önce yazıldığı kanısındayım.okumassanız bir şey kaybetmessiniz.okursanız kelime haznenize bie zahir kelimesi katılır o kadar.
Yanıtla
7
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Bende Coelho'nun Simyacı'sını okuyupta bu eseri onun kadar begenmeyen arkadaslara katılıyorum,yazarımızın Piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım kitabını da okumustum ve onlara bakarak bu eseri begenmediğimi anladım belki biraz felsefe de yoğunlasmaya calışmış fakat bunu simyacıda ki kadar basaramamış ve benim de anladıgım kadarıyla Coelho kendini anlatmış bu romanında aslında bu durumu yazarlar ilk eserlerinde yaparlar fakat Zahir de yazar adeta ilk yazma deneyimlerini yayınlamış ne dersiniz belki de Zahir yazarımızın yayınlamadığı ilk eserlerindendir
Yanıtla
2
5
Destekliyorum 
Bildir
q6Lii 07.11.2005

Paulo Coelho'nun "Simyacı"dan sonra okuduğum ikinci romanı.Aslında bu romanın "Simyacı"dan hiçbir farkı yok.İkisinde de kahramanın iç yolculuğu felsefi bir yaklaşımla anlatılmış.Bu romanın tek farkı, aşk duygularımıza hitab edecek cinste olmasıdır.Coelho'ya has akıcı üslup, bu kitapta doruklara ulaşmış.Okurken düşündüren ve ilk 20 sayfadan sonra kendimizi okumak zorunda hissettiğimiz bir tema var kitapta.Bu saydıklarımı pek az yazar bir arada bulundurabiliyor eserlerinde.
Herkese tavsiye ediyorum.Okuyun, hayata bakışınızı bir kez daha gözden geçirin.
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
KY-215844 06.11.2005
Aşkın doğasını biraz daha "anlayabilmeye yaklaşmak" adına mutlaka okunması gerekiyor diyebilirim... Kitabın içinde özellikle bazı cümleler,paragraflar var ki -tablet haline getirilip meydanlara asılmalı- üzerine saatlerce,günlerce konuşup tartışmayı isterim... Olumsuz eleştiri anlamında birçok kişiyle hemfikir olabileceğim noktalar olmasına rağmen "Kişiye pek fazla birşey katmayan" eleştirisine bazı noktalarda katılmak mümkün değil; okuru kendi dünyasında "aşk ve hayata bakış" noktasında içsel bir yolculuğa çıkarıp okurun kendini daha derinden tanıyabilmesi adına, yazarın üzerine düşeni hakkıyla yaptığını düşünüyorum
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir