Antoine de Saint-Exupéry, Küçük Prens adlı eseriyle, pek çok insanın okuma iştahını kabartmıştır. Hayal ve felsefî bakış açısının iç içe sergilendiği bu yapıt, pek çok anlamda güçlü bir üründür.
Genç Prens’in Dönüşü, Küçük Prens’e atıfta bulunmak suretiyle ince bir beyin fırtınası sonucu ortaya çıkmıştır. Küçüklüğü geride bırakıp gençliğe adım atmış prensin gözüyle günümüz toplumuna, fikir ve eylem dünyasına çok yönlü bir bakış, bu lezzetli eserin omurgasını meydana getirmektedir.
“Problem, anahtarı sende olmayan bir kapı gibidir.” (s.22). Bence çok güzel bir benzetme. Elbette probleme ilişkin vücuda getirilen imge, ayrıntılarıyla açıklanmış. Kapı-anahtar örnekleriyle, probleme bakış açısının bilimsel basamakları sıralanmış.
Bazen, gündelik hayatımızda yapmak istediğimiz pek çok şeye sırt çeviririz. Bir şey isteriz ancak onu gerçekleştirecek itici kuvveti bir türlü yakalayamayız. Bu durumu ifade eden çok sayıda kişisel gelişim dosyası okudum. Fakat hiçbiri, “Genç Prens bir an duraksamış; ama kararını çoktan vermiş aslında, hayallerinin sesini dinleyecekmiş.” (s.52) cümlesinde olduğu üzere beni tetiklemedi. Basit sözcüklerle sade bir tutumla kaleme alınmasına rağmen insanı saran bir etkiye sahip.
Yapıtta, sorgulama, düşünme, fikir yoğunluğu kendini sıkça gösterir. Kimi zaman içinden çıkamadığımız çetrefilli durumların gücünün nasıl kırılacağına dair işaretler kullanılmış. Bu yönüyle sağlam bir temele oturtulduğunu söylemek mümkün. Özellikle son yıllarda, böyle bir fikirle yola çıkmış pek çok eserin geniş kitlelerce okunmaya değer bulunduğunu gözlemliyoruz.
Romandaki sade çizimler çok yerinde diye düşünüyorum. Eserde çizgi mutlaka olmalıydı. Sade ve renkli çizimler gayet başarılı.
Eserin birkaç yerinde aksamalar dikkat çekiyor. “Arabayı yeniden çalıştırdıktan sonra, yetişkinlerin bizi korumak amacıyla yaptıkları tüm uyarıların, verdikleri tüm nasihatlerin, bizi insanlardan ne kadar uzaklaştırdığını düşündüm. Öyle ki, birine dokunmak veya gözlerinin içine bakmak dahi içimizde nahoş bir duygu, bir huzursuzluk yaratıyordu.” (s.15). “Diğer insanların da bizimle aynı yöne gitmeleri gerektiğini böyle kolay farz edebilmemizin ne kadar ilginç olduğunu düşündüm.” (s.16). Bu paragraflar, yapılan bir eylemin veya sergilenen bir tutumun çağrışımları üzerine kaleme alınmış. Ancak sayfada eğreti duruyor.
Romanın başından itibaren Genç Prens ve onu arabasına alan kahraman arasında lezzetli diyaloglar, derinliği olan konuşmalar geçiyor. Karşılıklı konuşmalar felsefî açıdan son derece doyurucu. Buradan, Genç Prens’e yardım eden kahramanın fikren kendini geliştirmiş biri olduğu kanısına varabiliriz. Dolayısıyla 70 ve 71. sayfalarda kahramanımızın, Genç Prens’e anlattıklarını takiben onun teşekkür etmesini sorgulaması “Neden teşekkür ediyorsun bana?” (s.71) bir çelişkidir. Çünkü kahramanımız bunun sebebinin ne olduğunu anlamamış gibi görünmektedir ki bu en baştan beri çizilen portre ile uyuşmaz.
54’üncü sayfada, sondan ikinci paragrafta “gerekli” kelimesi “igerikli” olarak yazılmış. Ayrıca “Ne geçmişe ne de geleceğe takılı kalmanın bir faydası yoktur.” (s.70) cümlesinde anlatım bozukluğu yapılmıştır. Ne … ne … bağlacının kullanıldığı cümlelerde yüklemin olumlu olması gerekir çünkü bu bağlaç cümleye anlamca olumsuzluk yükler. Doğrusu, “Ne geçmişe ne de geleceğe takılı kalmanın bir faydası vardır.” şeklinde olmalıydı.