10 ciltlik bu eserin ilk beş cildi Osmanlı siyasi ve askeri tarihini anlatırken geri kalan beş cilt de kültürel, idari vs. yönlerini ele almış. İlk beş cilt ne yazık ki dengeli değil; Kanuni dönemine bütün bir cilt ayırıp imparatorluğun son iki yüzyılını sadece 5. cilde sıkıştırmak hiç doğru olmamış, sanki zaferlerle geçen dönemleri uzun uzadıya anlatıp geri kalan dönemi geçiştirmek gibi bir mantık seziliyor. Öztuna’nın tarihçilik anlayışını tasvip etmediğimden, grotesk bulduğum anlatım ve algılayışı ve hatalı bakışları sebebiyle ve Türkiye gazetesindeki köşesinde sık sık bilgi, çıkarım ve yorum hataları gördüğümden kütüphanede bu eserin sadece son 5 cildini ve o da hızla tarayarak inceledim. Bu çalışmanın ilmi değil de çok meraklı bir amatörün hazırladığı nesnel olmayan bir derleme olduğunu düşünüyorum. Gözüme çarpan birkaç hatayı aşağıda bulacaksınız, zaman ayırsam kimbilir daha neler bulacaktım: <>p>
1) Yazar cumhuriyetin ilk zamanlarında bozkurt simgesinin birkaç yerde kullanılmış olmasını takdir ediyor çünkü Osmanlılar da Selçuklular gibi Bozkurt soyundan geliyormuş, Öztuna böyle diyor! <>p>
2) Osmanlı padişahları korku nedir bilmezlermiş, mesela IV. Mehmed hal edilirken hiç korkmamış. İyi de o zaman Silahdar tarihinde metni geçtiği üzere isyancılara yazdığı bir mektupta “sizden Allah’a sığınırım” niye diyor ve madem korku nedir bilmiyorlar onun yerine geçen II. Süleyman’ı biat için Kafes’ten çıkardıklarında niçin inanmaz ve yarı ağlamaklı bir tavırla tarihlere geçmiş o iç burkan sözleri söylemiştir? Cesur olmak başka şeydir, tamamen korkusuz olmak, korku nedir bilmemek başka şeydir. Padişahlar da insandır, pekala onlar da korkabilir. <>p>
3) Osmanlı dönemi şiirini incelerken birkaç şiir örneği almış ama bunların temsil özelliği olamayacağı gibi Öztuna’nın bu şiir çalışması da yavan ve nakıs olmuş. Diğer incelemeleri konusunda da benzer kanaat edindim. <>p>
4) İslam dini için “tektanrıcılığın şampiyonu” ifadesini kullanmış. Sayın Öztuna’nın dini daha çok kültürel ve sosyolojik bir kavram gibi gördüğünü bugüne kadar anlamış bulunuyorum ama bari ifadelerinde biraz dikkat ve nezaket gösterse… Bu ifade kendi buluşu değil yabancı bir deyimdir ve bu şekilde kullanılması da dine saygısızlıktan başka bir şey değildir.<>p>
5) Evliya Çelebi’den uzun uzun direkt alıntılar yapmış. Evliya Çelebi’nin eseri bir edebi eser olarak okunabilir ama tarihi bir ansiklopedide kaynak olan uzun uzun alıntılar yapılması doğru değildir. Vasıf Efendi mesela Hakim Tarihi’ni “Evliya Çelebi gibi kezzab(yalancı)’dan alıntı yaptığı için” yermiştir. Seyahatnamesinden bir çok parçaları ve ardından yapılan görüşmelerde bizzat bulunduğu 1664 Sengotar savaşı hakkında yazdıklarını okuduktan sonra Evliya Çelebi’nin bizzat görevli olarak bulunduğu dönem ve yerler hakkında bile tam olarak doğru şeyler yazdığından çok şüphe ediyorum. <>p>