Kavimler Göçü
Kavimler Göçü

Kitapyurdu Fiyatı: 117,00TL

Ürüne Git
16Yorum
Zübeyr Yıldırım
Kitapkurdu
16.12.2022
Kavimler Göçü’nün, Öncesi ve Sonrası ile Batıdaki Yansımaları
Yaşanan iç karışıklıklara Çin baskısı da eklenince dağılma sürecine giren Asya Hunlarından ayrılıp batıya doğru ilerleyen ve yeni yurtlar arayan Hunlar, Balamir liderliğinde İdil ırmağını geçmiş, Avrupa önlerine gelmişlerdi (374-375). Topraklarına doğru gelen bu devasa kitleler karşısında direnemeyen Gotlar ve Alanlar da batıya doğru göç etmek zorunda kalmıştı. Yıllarca doğudan akıp gelen bu insan seli karşısında bir çağ kapanmış, feodalite yükselmiş, krallıklar yıkılmıştı. O dönemi yaşayanlardan Ambrosius, 390 yılında kaleme aldığı Luka İncili yorumunda, göç hakkında şunları yazmış: "Dünyanın sonu geldi. Ahir zamanları yaşıyoruz ve dünyadaki belirli marazlar bunun başlangıcı". İsa'nın Yeni Ahit'te kehanette bulunduğu ve ilk Hristiyanların kendi yaşam süreleri içinde bekledikleri son günler artık gelmiş görünüyordu. Tezahür eden ilk "maraz", Hunların ilerlemesiydi… Hunlar Alanlara saldırıyordu, Alanlar Gotlara, Gotlar Tayfallara ve Gotların göçü de bizleri vatanımız İllirya' dan göçe zorladı… Ve hala sonu gelecek gibi görünmüyor. (s. 14) Alman bir tarihçi olan yazar Klaus Rosen, kitabın başında Ambrosius gibi göçün etkilerini bizzat yaşayan dönemin tanıklarına atıflar yaparak söze başlamış. Bir dönüm noktası olarak kabul edilen, Kral Valens’in Gotlara yenilişinden sahneler vermiş. Kavimler Göçü öncesindeki 5 asırlık sürede, Roma, Germenler ve komşu halklarla ilişkilerin esaslı bir panoraması çizilmiş: Roma, imparatorluğu çevreleyen ülkelerle ilişkilerinde de her zaman belirleyici güçtü. Daima kendisinin yüceliğinin (maiestas) tanınmasını şart koşuyordu. "Daha büyük" anlamına gelen maior kökünden türeyen maiestas, yani "majeste", zaten tek başına üstünlüğü vurguluyordu. İki taraf sözde eşit olarak karşı karşıya geldiğinde dahi, resmiyete dökülmeyen bir üstünlük geçerliliğini koruyordu. Sınırlarının dokunulmazlığı, yüceliğinin (maiestas) neredeyse hiç ilan edilmemiş fakat hassas bir göstergesiydi. Sınırlar, modern anlamdaki sabit çizgiler değil, sınır görevi gören nehirlerin ötesini de kapsayan, değişken genişlikte mıntıkalardı. Orayı izinsiz geçen, Roma halkının düşmanıydı. (s. 38) Kavimler Göçü sonrasında Roma’nın dağılması, düşmesi ve çöküş yılları, bir anlamda Avrupa kıtasında oluşan otorite boşluğu, hak iddiaları ve gücün yeniden paylaşımı, kitabın hacmine oranla oldukça ayrıntılı yer bulmuş. (s. 57-79) Otorite boşluğunda, Roma coğrafyasında oluşan bağımsız Cermen devletleri, Roma’nın Cermen politikası ile beraber iki bölümde incelenmiş. (s. 81-108) Son tahlilde, Hitler’in ârî ırk siyasetinin ve doğuya doğru yaptığı askerî seferlerin bu göçlerle, “güncel bir dayanak” olma noktasında bağlantısı kurulmuş: "Savaş, varoluş sebebinin en eski haline geri döndü: kavim savaşlarının yerini yeniden alan savaşı alıyor." Sıkça yapmış olduğu gibi, insanı aşağılayan politikaları için yine tarihten kendine onay çıkarmaya çalıştığı görülüyordu: "Kavimler Göçü doğudan batıya doğru yapılmıştı. Şu andan itibaren kavimler seli batıdan doğuya geri akacak. Bu ebedi mücadele, en iyilerin seçilmesine olanak tanıyan doğanın prensiplerine uygun bir durumdur: varoluş yasası, daha iyi olanın yaşaması için kesintisiz öldürmeyi gerektirir." (s. 115) Hitler daha 1924'te Kavimler Göçü'nden etkilenerek, Kavgam (Mein Kampf) kitabında Cermenlerin de "tüm Aryanlar gibi" en eski zamanlardan beri daima "kültür yaratıcıları" olarak ortaya çıktıklarını ifade etmişti… (s. 116) Kitapta aslında göçün öncesi ve sonrası, asırlarca süren büyük göçten daha çok yer tutmuş görünüyor. Özellikle Roma İmparatorluğu’nu oluşturan unsurlar arasındaki denge ve komşularla yürütülen ilişkiler ekseninde adeta mini bir Roma tarihi eseri hazırlanmış. Oysa bu göçe maruz kalanlar kadar, göç edenlerin de bu kapsamda, teraziyi dengeleyecek miktarda anlatılması bir okur için en doğal beklentidir. Ancak bunu bir eksiklik olarak değerlendirmediğimizi de ifade etmeliyiz. Zira kitabın, içinde yer aldığı serideki tüm kitaplar, sınırlı kapsamda hazırlanmış. Yazarın bu sınırlı kapsamda, böylesine geniş bir konuyu belli tercihlere göre kaleme aldığı ortadadır. Klaus Rosen, bu nedenle eserin sonunda, kaynakçada, kitapta yer veremediği bilgiler için aynı seride olan diğer kitaplara atıf yapmış. (s. 121 vd.) Eserde yer verilen Seneca’ya ait bir tespitle satırlarımıza son verelim: “… Şu veya bu sebepten insanlar vatanlarını terk ediyorlardı. Ancak bir şey açıkça görülüyor: Doğduğun yerde kalmak gibi bir durum söz konusu değildi. Sürekli değişim, insan türünün bir özelliğidir. Yerküre üzerinde her gün bir şeyler değişiyor. Yeni şehirlerin temelleri atılıyor, yeni halkların isimleri, eskilerin soyunun tükenmesiyle ya da daha büyüklerin içinde erimeleri sonucu öne çıkıyor." (s. 24) İyi okumalar!
Ekonomi Politik
Kitapkurdu
24.06.2025
Runik Kitap'ın küçük tarih kitapları serisinin güzel üyelerinden biri. Yazar, Tacitus'un Germania'sından Hitler'in Mein Kampf'ına kadar pek çok kaynağı içeren büyük bir külliyatı başarıyla özetleyerek bu küçük bir kitaba sığdırabilmiş. Son bölümde kavimler göçünün önce Fransız milliyetçileri, sonra ise Alman nasyonel sosyalistlerince nasıl çarpıtılıp popüler siyasete malzeme yapıldığını da anlatıyor. Konuya ilgi uyandıran, tarih severler için kolay okunan, başarılı bir başlangıç kitabı. Serinin daha da zenginleştirilmesini bekliyoruz.
Elbirce
Kitapkurdu
23.01.2026
Antik Çağ'ı anlamak için iyi bir referans...
zehramertali
Üstat
12.09.2025
tarih kitabı okumayı sevenler için tavsiye edilir. kavimler göçünün avrupa üstündeki etkileri anlatılıyor
AYŞİN AĞRITMIŞ
Hezarfen
09.04.2025
Runik kitabın en sevdiğim serisi; bu kitabı okumadan önce Keltleri, Vandalları ve Hunları okursanız kesinlikle M.S 2-5 yy puzzle parçalarını tamamlamış olursunuz.
Yakup Sarkın
Kitapkurdu
04.04.2025
kitap güzel ancak tarih okumayı seven birisi değilseniz hiç önermem ama tarihi metinler ve kitaplar okumayı seviyorsanız bu kitap sizi baya bi etkileyecek
kayıpbalık memo
Kitapkurdu
26.03.2025
Göç olgusu dünya yaratıldığından beri olan ve periyodik olarak 400 senede bir gerçekleştiği Görünen bir olgu Asur göçleri Ege göçleri Babil sürgünleri Roma sürgünleri Endülüs Emevi sürgünleri ve şu andaki 180 milyon insanın yollardaki sürgünleri Dünya böyle kurgulanmış gibi
b.kaya
Bilge
16.04.2024
Kavimler Göçü'nün Avrupa'yı nasıl etkilediğine dair bir kitap.
Muhsin Elik
Kitapkurdu
19.03.2024
İhtişamlı Romanın direnme gücünü kıran barbar kavimlerinin çaresizliğini anlamakta yardımcı oldu.
Sol Invictus
Kaşif
17.09.2023
Kavimler göçünü kısa ve öz şekilde aktaran düzgün bir eser.
KY-3905854
31.08.2023
Konu açısından güzel bir başucu kitabı.
zara su
Kitapkurdu
03.08.2023
Kavimler göçü merak edenler için, gayet başarılı güzel bir kitap.
dukak07
Üstat
13.06.2023
Avrupaya cermenler damga vurduğu için şu an sakinleri de onlar olunca kitap daha çok onlar özelinden konuyu işlemiş ve hakkını da çok güzel vermiş bir eser ben bu eseri kendi içinde özgün buluyorum.
foxcatcher
Kitapkurdu
26.05.2023
Kavimler Göçü'nün Avrupa'yı nasıl etkilediğine dair başarılı bir başvuru kitabı
aoisilversky
Kitapkurdu
18.05.2022
Kitabım adı Kavimler Göçü'nden çok Kavimler Göçünde Roma ve Cermenler olmalı
Mahmut Esat Özcan
Kitapkurdu
14.11.2021
Batı Roma'nın yıkılışı, Cermenlerin göçleri ve bu olguların Avrupa'nın şekillenmesindeki etkilerini anlatan hacmi az olsa da içeriği çok zengin harika bir kitaptı. Yazarın, tespitlerini kitabın sonunda modern Avrupa yorumu haline getirmesi ayrıca çok güzel bir perspektif sunuyor ve geçmişle bugünü bağdaştırmanızı sağlıyor. Avrupa tarihi meraklıları mutlaka okumalı.