Bu kitabı okuyanların Ali Fuat Türkgeldi'nin "Görüp İşittiklerim" kitabını da okuması gerekir. O zaman Vahdettin ne yapmış ne yapmamış anlayabilirsiniz. Ya da yanında çalışanların Vahdettin'i neden eleştirdiğini. Aleyhine yazılanları önyargılı diye eleştirmek gerçekleri ortadan kaldırmıyor. Lütfi Simavi kimdir? tarihçi midir, değil midir bilmeyenlerin yazarı eleştirmeleri de ilginç, bilgileri yok ama fikirleri var!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Simavi, Osmanlı İmparatorluğu'nun tükeniş yıllarının, savaşların ve yok oluşun en yakın tanıklarındandır. Yedi yüz yıllık ihtişamın son günlerini büyük bir keder içinde gün be gün not eden Lütfi Bey, saray etrafında dönen entrikaları ve politik oyunları tek tek kaydetmiş
Lütfi Simavî Bey bir ittihatçı, dolayısıyla Sultan Vahdettin'i eleştirmesi doğal. İttihatçılara karşı var gücüyle savaşmış bir mazlum padişahı kendisinin eleştirmesinden daha doğal ne olabilir?
Bu kitabı aldım ve okudum uzunca bir süre önce. Beğendim de. Elbette Sultan Vahdettin'e mesnetsiz iftiralarını tasvip etmiyoruz. Lâkin Sultan Reşad'ın ne kadar adil, düzgün, dindar, muhterem, namuslu ve nev'i şahsına münhasır biri olduğunu anlayabiliyoruz.
Bana göre Sultan Reşad İttihatçılara karşı padişahlık otoritesini kullanamayan ama bundan fecî derecede muzdarip olan biz "mazlum" idi. Altmış beş yaşında tahta çıkmış bir adamın padişahlık otoritesi gibi bir derdi kalmış mıdır? Mezarına "padişah" mı yazdıracak? Gene de elinden geldiğinde uğraşmış, I. Dünya Harbi sırasında yetmiş yaşında olmasına karşın cepheye gitmek istemiş, "Yollar çamurdur şevketlüm." diyen Enver Paşa'ya "Paşa! Düşman altın yoldan mı geldi?" diyebilmiş bir adam, Balkanlar'a giden son Osmanlı padişahı...
İşte böylesine bir adamı anlamak için birebir, Sultan Vahideddin merhûmu kötülemek için de birebir.
İttihad terakki zihniyetinin bir mensubu olan Lütfi Simavi bazı yerlerde yorum yapsada gnel itibari ile hatırat tarzında yazılmış.Bir Abdülhamid düşmanı olmasına rağmen niceeri gibi o da Son hükümdar olsa yaşanan tüm felaketleri önleyebileceğini olan inancını kesin bir biçimde ortaya koyuyo
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitabı okumaya başlamadan önce bir hatırat gözyle bakmıştım.Soyisime karşı bir antipatim olduğu içinde eleştiri içeren bir duyguyla okudum. çok da yanıldığımı söyleyemem.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son döneminde toprakları yangın yerine dönmüşken sarayın nelerle uğraştığını ve Simavi gibi adamların Padişahları nelerle meşgul ettiklerini Simavi nin kendi ağzından öğreniyoruz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser, bir anı kitabıdır ve subjektif yorumlar içermesi son derece normaldir. Yine de olayların son derece doğru aktarıldığı kanaatindeyim. Bu olayları bizzat yaşamış bir şahsın da bunları yorumsuz ve duygusuz aktarması beklenilemez. Okunması gereken, güzel bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın gerçekten objektif bir açıdan yazıldığını sööylemek çok zor. Sadece dört yıl saltanatta kalmış ve bu dört yılın öncesinde zaten paylaşılmaya, dilimlenmeye başlanmış bir imparatorluğa padişah olan Vahdettin'i vatan haini ilan etmek ciddi bir hatadır. İttihat'a oyuncak olan Sultan Reşat ile İttihat'tan nefret eden Vahdettin'i çok acımasızca kıyaslamış yazarımız ve sadece kendi penceresinden bakmış. Osmanlı'nın çöküşünün bile bir "dönem" olduğunu unutarak bu yokoluşu Vahdettin'in dört yıllık kelebek ömrü saltanatına sığdırarak tarihteki hataları tekrar etmeyelim!
her toplum yada kişi de olduğu gibi bazı yerlerde de iyinin yanında kötü<br />sağlamın yanında çürük vardır<br />bu doğanın kanunudur<br />kötüler olacak ki biz iyinin kıymetini daha iyi anlayacağız<br />bu kitağta osmanlının son dönemimde devlette dönen dolap ve entrikaları anlatıyor
iyi bombalamış lar ama nedense pek inandırıcı olmamış. ben şu çılgın türkleri begenmedim çunkü tarihçilik değil biraz particilik yapılmış gördum. şimdi de bu çalışma aynı izlenımler yansıttı bana. ikisi de aynı türden çalışmalar. bu tür çalışmaların tarihçilere yakışmadığını da belirtmek isterim. objektif değiller.
Kitabı okudum,osmanlı sarayının içerisinde geçen olayları bir noktaya kadar açıklıyor.Aynı zamanda saray dışında olan bazı olaylarıda yansıtmış.Dikkat edilirse,yazar sultan mehmet reşadı çok seviyor.Tabi bu gayet mantıklı iyi geçinmişler,mehmet reşatın mazbut ve mazlum bir sultan olduğunda bütün tarihçiler ittifak etmiştir.Daha doğrusu onun ittihatçı sergerdelerin elinde bir oyuncak olduğunu herkes bilir.Zaten 60 yaşına kadar haremde yaşamış bir insanın,devleti yönetme noktasında bazı zaaflar göstermesi,ve ittihatçılar elinde oyuncak olması kaçınılmazdır.Tamda yazarın istediği bir meşrutiyet padişahıdır. Fakat sultan vahdettin böylemi ? el cevap:tabiki hayır,onun padişahlığı abisi abdülhamidi andırdığından yazar için pek muteber değildir.Ayrıca vahdettinin yazarın işine son vermeside,sultana olan bakışını dahada negatif bir hale getirmiştir.Esasen yazar kendisi işi bırakacağını,açıklamayı düşündüğü bir sırada,görevden alınması gayet hoş olmuştur.Yazarın dediği gibi eğer ben işi bırakmazda kovulursam bu benim gururuma dokunur diyor. Demekki sultan iyi yapmış,birde dikkat edilmesi gereken husus,kitab 1925 yılında yayınlanmış,yani mustafa kemalin tabiri caizse kuş uçurtmadığı bir dönem,dolayısıyle dalkavukluğunun neden böyle üst safhada olduğunu anlaya biliriz.Zaten o dönem bunun dışında bir yol tutan,kendini istiklal(kasap)mahkemesinde buluyordu.
Tıpkı 'Şu Çılgın Türkler' Kitabında olduğu gibi bu kitapta da tarihe nasıl bir at gözlüğü içinden bakıldığını, tarihi olayların nasıl saptırıldığını ve bu kardeşimin de bu olaylara nasıl bu kadar inanabildiğini şaşırarak okuyacaksınız.<br />öncelikle merak ettiğim bir konu var, Lüffü Simavi acaba tarihçi midir? eğer tarihçi ise milliyeti nedir? <br />nen bu kitabın yazılırken belli bir ideolojik görüşe göre yazılmış olabileceğini düşünüyorum.<br />çünkü bildiğim kadarıyla oryantalistler harem konusunu bilmediklerinden bu konuda yanlış bilgiler veriyorlardı..
Şu Çılgın Türklerden sonra hemen bu kitabı okumanızı öneriyorum. Ülkeyi kurtarmak için çaba sarfedenlerin karşısında yer alanların da neler yaptığını bilmek gerekir. İşte bu kitap Mehmet Reşattan-Vahdettin'e olan olayları anlatıyor. Lütfi Simavi neredeyse gün be gün not etmiş saraydaki yaşadıklarını. İnsanların kendi ihtirasları için, iktidar koltuğunu bırakmamaktaki ısrarlarını okuyacaksınız. Defalarca sadrazam seçilen damat ferit'i okuyacaksınız. Vahdettinin haremden yönettiği saltanatı okuyacaksınız. Ülkeyi nasıl batırdıklarını okuyacaksınız. Kitabı okurken sanki olayların içinde bulacaksınız kendinizi. Kesinlikle okumanız öneriyorum. Saygılarımla.