Almanya'nın Kısa Tarihi Hakkındaki Yorumlar


30.04.2019
Eksik olan bir alanı dolduran bir eser.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
22.12.2018
ülke tarihleri daha ilgi çekici bir şekilde anlatılmalı kitapta biraz felsefeye kayıp sofistike bir hale getirilme durumu farkettim.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
24.09.2018
Almanya'nın tarihi bakımından piyasada bulabileceğiniz en iyi kitaptır. Serinin diğer kitaplarını da tavsiye ederim.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
22.07.2018
Alman tarihi hakkında uzman bir ismin yazdığı bir kitap başurulacak güzel bir akademik kaynak. Gerçi ben sadece meraktan okudum orası ayrı.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
konuyla ilgili kaçırılmaması gereken bir kitap zaten pek de seçenek yok.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
24.04.2018
Çok iyi bir kitap, Almanya tarihi için Türkçe en güzel başlangıç kitabı.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
18.01.2018
Güzel kitap ama kısa olduğu için biraz özet geçiyor ve konular biraz karmaşık gibi ama yine de okunmalı
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0) Hayır (0) Yanıtla
Alman tarihini ilkçağlardan günümüze kadar çok güzel bir şekilde, tek tek olaylar üzerinden değilde genel hatlarıyla sebep sonuç ilişkisi içersinde anlaşılır üslubuyla anlatan ayrıca benim gibi alman tarihi içerisinde ayrıyeten prusya tarine meraklı kişiler için fazlasıyla doyurucu bir kitap ve türkçe literatürde ki tek alman tarihi kitabıdır. İnşallah sayısı artar
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1) Hayır (1) Yanıtla
29.12.2014
Avrupa Tarihi genellemesinden çıkarılıp Alman Tarihi başlığında bulunabilir kaynaklar çok kısıtlı. Bu kaynak gerçekten çok yararlı bu konuda. Ayrıntılı Alman Tarihi çalışanların baş ucu kitabı niteliğinde.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (4) Hayır (0) Yanıtla
01.11.2014
Avrupa tarihinin anlaşılması için okunması gereken bir kitap.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1) Hayır (0) Yanıtla
Alman Tarihi Profesörü olan Fulbrook, Almanya’yı, benzersiz yaratıcı kültürün (düşünürlerin, bestecilerin ve şairlerin ülkesi) ve benzersiz yıkıcı (iki dünya savaşı ve Nazizm) siyasal tarihe sahip, ismini bir kavim ve bölgeden değil bir dilden alan tek ülke olarak nitelendiriyor.
Doğal engellerden yoksun ve kıtanın ortasında olması nedeniyle (Britanya’nın tam aksine) “sürekli savaşlar ve kesintisiz askerlik” atmosferinde, “öldürücü açlık dönemlerini” sıklıkla yaşayan bu toplumun, 1800’lerin ortasına gelindiğinde “ülkesi olan ordu” denebilecek Prusya’yı ortaya çıkardığını anlatıyor.
Hem Habsburg hem de Kutsal Roma-German imparatorluklarının rekabetçi varlığı nedeniyle, yerel prensliklerin 19.yüzyıla kadar varlıklarını sürdürdüğünü; bu aşırı bölünmüş feodal yapının, bir yandan kilise topraklarının dağıtımının Papa’nın elinde kalmasına ve reformu yaratan isyana, bir yandan da “eşitler arasında birinciyi seçmek” geleneği ile şimdiki konsensus toplumunun ve federatif yapının oluşmasına neden olduğu işleniyor.
Ferda Nihat Köksoy
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (9) Hayır (0) Yanıtla