Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574
E-Dergi
Peemee Tarafından Yapılan Yorumlar
Kadınların alınması gereken bir şey yok kitapta. Her şey net bir şekilde ortaya koyulmuş. "Cinsel Aşkın Metafiziği" oldukça güzeldi. Schopenhauer, döndürüp dolaştırıp aynı şeyi söylemiş: "Aşkın belirlediği şey gelecek neslin oluşturulmasından daha az bir şey değildir." Diğer bir ifadesi de: "Belli bir birey üzerine yoğunlaşmaksızın, kendisini genel olarak bireyin bilincinde cinsiyet güdüsü olarak duyuran şey gayet açık bir biçimde, kendi başına, somut fenomenden ayrı olarak, yaşama iradesidir. Diğer taraftan, belli bir bireye yönelmiş cinsiyet güdüsü olarak görünen şey, kendi başına muayyen biçimde belirlenmiş bir birey olarak yaşama iradesidir."
Bunun dışında kadınların güzel sanatlardan, edebiyattan ve zihni uğraşlardan anlamadıklarına dair çeşitli eleştiriler bulunmakta. Bunlar da aslında kadının tabiatından kaynaklanmaktadır. Hiçbir kadın gerçekten bunlara ilgi duyduğu için uğraşmaz; sadece karşısındaki erkeği elde edebilmek için uğraşıyor görünür. Bir diğer aklıma gelen mesele de toplumda sık sık duyduğumuz kadınların daha erken, erkeklerin daha geç olgunlaştıkları konusudur. Evet bu da doğrudur, ama filozof da bu konuda şöyle demektedir: "Bir şey ne kadar soylu ve mükemmelse onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır." Kadınlar erken olgunlaşır, ama hep çocuk olarak kalırlar. Üçüncü bir nokta kadınların içinde bulundukları anı yaşadıkları, ölçüsüz ve savurgan olduklarıdır. Erkekler ise geçmiş ve geleceği de göz önünde bulundurdukları için sürekli endişe içerisindedirler. Kadınlara dair söylenebilecek olumsuz bir diğer şey de muhakeme gücünün erkeklere göre zayıf olmasıdır.
İlgi çekici bir kitap.
Dizgi açısından kitap hoşuma gitmedi. Yunan mitolojisi ile ilgili tanrıların hikayeleri açısından oldukça doyurucu. Homeros, Hesiodos, Euripidies, Aristophanes, Sophokles gibi kişilerden yararlanılmış. Oldukça geniş bir kaynakçaya sahip. Mükemmel bir eser diyemem, ama elinizin altında bulunsun.
Mutlaka okunması gereken ütopik bir roman. Fordist üretim tarzının toplumsal yapıyı nasıl etkileyip değiştirdiğini gözler önüne seren bir kara ütopya eseri. Günümüz toplum yapısı ile bu kitapta anlatılanlar arasında bağlantılar da kurulabilir. Ayrıca 1984'ten çok farklı bir eser ve 1984'e göre beni daha çok etkiledi.
Arabesk üzerine yapılmış araştırmalar içerisinde en iyi kitaplardan birisi. Nazife Güngör'ün yüksek lisans tezi aynı zamanda. Arabeski toplumsal, iktisadi ve kültürel açıdan ele alıyor ve çok doyurucu bilgiler yer alıyor. Aynı zamanda müzik tarihi içerisinde değişik zamanlarda ve mekanlarda ortaya çıkan değişik müzik türleri ile arabesk arasındaki benzerlikler ve farklılıklar da vurgulanıyor. Gecekondulaşma, kadercilik, yabancılaşma ve arabesk arasındaki bağı çok net bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu alanda araştırma yapanların mutlaka okuması gerekir.
Lenin, ilk önce işletmelerin, sonra bankaların tekelleşmesine değiniyor. Daha sonra banka sermayeleri ile işletme sermayelerinin iç içe geçmesinden bahsediyor. Daha sonra mali oligarşinin dünyayı nasıl paylaştığına değinen Lenin, emperyalizmin asalaklığına da vurgu yaparak, Hobson, Kautsky, Hilferding gibi yazarların emperyalizm anlayışlarını değerlendiriyor. Lenin eserde Kautsky'ye kafayı takmış; Kautsky'i ve diğer Marksist olmayan iktisatçıları küçük-burjuva bilimcileri olarak yerden yere vuruyor. Kitapta Lenin'in bu kibirliliğini çok fazlasıyla görebiliyoruz. Kautsky'nin emperyalizm anlayışının eleştirisi ise kitabın belki de en önemli yerlerinden biri. Kautsky, emperyalizmi kapitalizmden ayrı olarak ele alıyor ve bir politika olarak değerlendiriyor. Lenin de bunun böyle olmadığını emperyalizm-kapitalizm arasındaki bağın gözardı edilmemesi gerektiğini, burjuva iktisatçıların bunu saklamak için ellerinden geleni yaptığını anlatıyor.
Sonuç olarak kapitalizmin nasıl evrildiğinin öğrenilmesi açısından son derece önemli bir kitap. Kapitalist ve emperyalist mantığı anlamak açısından herkesin okuması gerekiyor.