Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

30.10.2020

1984 tarihli üç öyküsü var burada.

Türkan Hanım’ın Ölümü’nde ‘ölüm kavramına, hikayelerine’ tutuklu bir kadını okuyacaksınız. Ölümü ardından söylenilen ve yazılanları.

“ ... aslında anlatmak, çok anlatmak, durmadan anlatmak istediği şeyi saklamak için konuşuyordu.”(s.38)

Temmuz, Ağustos, Eylül’de kendi dünyalarında yaşayan Edibe, Hasan ve Salih’in ortalarına ‘dalan’ tiyatrocu, okur, içer Turhan Engin’e odaklanacağız.

“ ... ben otuz altı yaşındayım. Dünya karşısında, hayat karşısında, insanlar karşısında hala bir çocuk gibi korkak ve beceriksizim.”(s.56)

Kitabına ismini veren Kış Yolculuğu’nda ise ‘özlemi, anıları, dostlukları’ fısıldayan Sevda, Cemil ve Cezmi’yi okuyacağız.

“ ... ve Zola’ya inanıyordu o. Birinin inandıklarına inanmak, sevdiklerini sevmek rahatlatır insanı.”(s.102)

Türk Edebiyatının bir köşesinde halen keşfedilmeyi bekliyor.
28.10.2020

1975 tarihli Oktay Akbal romanı. Kırklı yaşlarının sonuna gelmiş, evli, iki çocuklu bir gazetecinin yaşamından kesitler sunacak bizlere.

Bir 13 yaşına gideceğiz, bir 15’ine. Bir ilk evlilik zamanlarına bir de 40 yaşın sonlarına. Anılar çokça yer edecek cümlelerinde:

“Anılar çözülür, dökülür önüne. Toplamak zor olur sonra. Nasıl kopar bir kolyeden tanecikler, dağılır giderse, öyle. Tek tek gelmeli anılar. Hepsi birden yaşanmaz.”(s.11)

diyecek diyecek ama tek gelmeyen anıları da yazacak çokça.

Bir eş, bir sevgili, düşler, anılar, kırıklıklar, kırgınlıklar ve kendine uzak düşen bir adam:

“Şu dar sokaklardan binlerce kez geçtim ben. Şu sinemalarda can sıkıntılarımı öldürdüm. Zamanı ezdim, erittim. Kendimle karşılaşıyorum her adımda. Hem tanıdık hem yabancı bir varlık bu.”(s.39)

Oktay Akbal’a Suçumuz İnsan Olmak ile başlamıştım. Okumayanlara naçizane önerim o eseridir.

Burada bir nebze yorulup sıkılabileceğinizi düşünüyorum. Buyurun.
27.10.2020

Edgü ve diline aşina olanlar bu eserine de kolaylıkla ısınacak zaten. Elbette onunla yeni tanışacak olanlar da.

Türlerden ziyade ‘dile’ odaklandığını her defasında dile getirdi O. Yine türleri ‘dili’ için aracı kıldığını da.

Israrla çok sözden arınmış, yalın öyküler bunlar.

Israrla yalınlaşırken yoğunlaşan öyküler.

“Yazmanın, yazma isteğinin benim için kaçmak olduğunu ve bunun yalnızlığa karşı bir tepki olduğunu düşünmüşümdür.”

diyen bir büyük kalemin Ölüm ve Yaşam arasındaki kısacık ama dolu dolu öyküleri bunlar.

Buyurun.
27.10.2020

Çok katmanlı bir eser var elinizde. Postmodern adını verdiğimiz metinlerin yetkin ürünlerinden kanımca.

Postmodern metinlerin temelinde yatan ‘zaman ve mekan’ belirsizliği, ‘başlangıç ve son’ karmaşası burada da fazlasıyla hissedilir durumda.

Xeno. 33 yaşında ve 7 yıldır şirket çalışanı bir memur.

Masasında bulduğu ‘zarfın’ içerisindeki bilgileri araştırmaya başlamasıyla maceraya atılacak ve şirketi, çalışanlarını, orada nelerin döndüğünü öğrenecektir zamanla.

Düş. Gözleri açık ve kapalı. Buna siz karar vereceksiniz.

Kullanılan dil. Öztürkçe, Osmanlıca, Latince, Fransızca ve İngilizce.

İnceleme yazanların bahsettiği ‘ansiklopedi’ yazımı. Tutunamayanlar gibi belki de. İslam alimlerine, mucitlere, imparatorlara, bilime, matematik ve sosyal ilimlere göndermeler.

Kullanılan birinci ve üçüncü tekil şahıs dili.

Farklı kurgusu, yorumu, anlatısı.

Velhasıl. 2002 yılında yayımlanıp ‘sessizlikle’ karşılanan bir başyapıt kanımca Uykuda Çocuk Ölümleri.
21.10.2020

Bu defa kendinden önceki bir dönemi anlatacak Ahmet Mithat. Tercüman-I Hakikat gazetesindeki tefrika sonrası 1890’da yayımlanıyor eser ve o yıllardan geriye gidip 1826’da gerçekleştiğini söylediği bir olayı aktarıyor bizlere.

Sadece gerçekleşen olaya odaklanmayacağız. Olayın gerçekleştiği dönemdeki ‘helva ve meyhane sohbetlerine’, ‘kahvehane ahlakına’, ‘mahalle ilişiklerine’ ve ‘aileye’ de odaklanacağız.

Eserinin merkezine aldığı Behram Ağa, Dilber Leyla, Zorlu Mustafa ve Paşalı Ahmet Ağa ile anlatısını sunacak.

Temaşa. Hoşlanarak bakmak, seyretmek.
Bu kelime yanına bir de ‘dolabı’ koyduğunuzda altmış sayfalık bir kitap tadına doyulmaz hal alıyor.

Türk Klasiklerini İş Bankası Kültür Yayınlarından okumaya devam ediyoruz. Buyurun.