Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

21.05.2020

Basımı yakın zamanda Can Yayınları’ndan yapılan Emile Verhaeren portre denemesi-biyografisi yer alıyor burada.

Émile Verhaeren (1855-1916) Belçikalı sembolist şair. Benim bakabildiğim kadarıyla parça parça olmak dışında şiirleri dilimize kazandırılmış değil.

Benim gibi onun şiirlerini okuyamadan esere başlamak yorucu olacak ve alacağınız zevki aşağılara çekecektir.

Verhaeren’in şiirde izlediği yolu anlatmak için şunları yazıyor Zweig:

“Şiir de dünyayı ısrarla soktuğu dört köşeli hapishanesinden çıkartır, kendini her duyguya, her ritme, her melodiye bırakır; uyum sağlar, esnekleşir, köpüren bir zevk içinde şehirlerin müthiş gücünü içinde saklayabilir.”

Ve yine onun sanattaki arzu ve özlemini ‘Dünya’yı seyretmek değil, hissetmektir.’ olarak açıklıyor.

Şairin doğumundan başlayıp gelişimine, farklı meslek gruplarını tanımasından zevklerine, gösteriş ve abartıdan uzak yaşamına kadar birçok detayı anlatıyor Zweig.
19.05.2020

1921-1922 tarihli Fitzgerald hikayesi. Birçok yerde okuduğunuz üzere onu bu hikayeyi yazmaya iten esin kaynağının Mark Twain’ın şu sözleri olduğu dile getirilir:

“Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık.”

‘Hayatı tersinden yaşamak’ olarak yorumladığımızda eseri temellendirebiliriz galiba.

Benjamin Button. Baltimore’lu (ABD) zengin bir ailenin çocuğu olarak 1860 yılında Dünya’ya geliyor. Ama ‘ufak’ bir farkla:

Yüzü kırışık, saçları beyazlamış, eklemleri sorunlu ‘bir yaşlı’ olarak.

Ve gün geçtikçe bu kırışıkların gerginleştiği, saçlarının koyulaştığı ve eklemlerinin düzeldiği anlaşılınca ‘hayatı tersten yaşayacağı’ görülecektir.

Büyük ihtimalle filmini de izlediniz. Film ve kitaptaki ortak diyebileceğimiz tek nokta ‘yaşamın tersinden yaşanacak’ olması sanırım.

Daha fazla uzatmayalım. Buyurun.
19.05.2020

Yıllar sonra Sezgin Kaymaz buluşmamız gerçekleşti. Üretken kaleminin hikaye derlemesi olan son kitap Benyusuf.

Birbirinden güzel, eğlenceli ve canlı 13 öyküsünü bulacaksınız eserde.

Güldürüyor, güldürürken yaşartıyor ve yaşartırken de bir bakmışsınız ağlatıyor aslında.

Tek eserini okuyup onun diliyle ilgili yorum yapmanın doğru olmadığını düşünsem de yazdıklarını ‘konuşur gibi’ kaleme aldığını söylemek yanlış olmaz sanırım.

Genel anlamda ‘özlemini çektiklerimizi’ yazmış Kaymaz. Komşu gezmeleri, taziyeler, muhabbetler ve türlü anılar.

Hele Sabiş ve Hülya.

Hangi eseriyle başlamanız gerektiğine dair yorum yapamam; fakat Benyusuf’un sizi etkileyebileceğini söyleyebilirim.
18.05.2020


“Ben tanıdığım insanları yazıyorum.” türünde söylemleri var Orhan Kemal’in ve burada da o türde bir insan yer alıyor: Murtaza.

1940 Adana’sında bir banka kapıcısı olduğu söyleniyor Murtaza tiplemesinin.

1925 yılı sonrası Yunanistan’dan Anadolu’ya göç eden bir aile vardır eserde. Murtaza, annesi ve ablası.

1925’de başladığımız eseri çok partili sisteme yakın bir dönemde 1946’larda bitiririz bizler.

Gelmiş oldukları Yunanistan’da Murtaza dışında her ‘muhacir’ türlü yalanlarla devletten hanlar, konaklar, araziler almış olmasına rağmen o dürüstlüğünden ödün vermez tavırlarıyla ufak bir arazi sahibi olabilmiştir.

Bir memur olma hayali süsler düşlerini ve tanıdıkları bir komiserin de aracılığıyla ‘bekçi’ olur ve artık Bekçi Murtaza olarak okuruz onu.

Vazifesindeki hassasiyeti, doğrularından ödün vermez tavrı, disiplin dolu halleri onu hem güzelliklere hem de ‘şer’ olana sürükleyecektir aslında.
16.05.2020

1001 Gece Denemeleri başlığı altında yayımladığı eserlerinden Paf Ve Puf.

Tam bir ‘dil hokkabazı’ Birsel. Adamın doğum ve ölümü bile şiir gibi: 19 Doğum, 99 Ölüm.

80 yıl. İçerisine neler sığdırmıyor ki. Denemesinden şiirine, romanından fıkrasına birçok türde eser.

Ne yazık ki ne yazık ki okumuyoruz onu. Nedenini söyleyeyim ben size:

Onu okuduğumuzda ‘cahil olduğumuzun’ ayırdına varıyoruz. Bunu anlattıklarıyla yüzümüze vura vura dile getiriyor aslında.

Sekiz deneme var burada. Kapılarını ‘planlı cinayetler, işkenceler ve hitler’ ile açacak.

Avrupa’ya uzanacak sonra Ahmet Mithat ile. Ziya Gökalp’i, Hilmi Ziya’yı, Rıza Tevfik’i konuşturacak ve Batı’nın bizdeki etkilerini irdeleyecek.

Polisiye romanlara değinecek. Doyle’ye, Simenon’a, Agatha’ya ve nicesine.

Hele ‘okumak eylemi ve yazarlar’ üzerine yazmış olduğu bir deneme var ki.. Muazzam bilgiler, eserler, yazarlar göreceksiniz.

Bir yerden başlamalı Salah Birsel’e. Herhangi bir yerden belki de. Ama başlamalı.