Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

14.05.2020

Beylik laflar etmeyeceğim. Zira Nahid Sırrı ile tanışma kitabım bu.

Hakkında fazla bilgi sahibi olmadığımız gibi maalesef edebiyatımızda ‘unutulmaması’ gereken ‘unutulanlardan’ kendisi.

Muhtemelen Sultan Hamid Düşerken ve Kıskanmak adlı eserleriyle duydunuz onu.

Eserin ilk sayfalarından itibaren bende bıraktığı his, dilindeki Peyami Safa yakınlığıydı.

Karakterlerin ‘derinine’ fazlasıyla inmiyor olsa da Peyami Safa’yı soluyorsunuz onda.

Ve zaten yaklaşık 60 yıl birlikte yaşıyorlar aynı topraklarda.

Sizleri 1920 İstanbul ve Ankara’sına götürecek Nahid Sırrı.

Zengin bir koca arayışındaki genç kadınla açacaksınız sayfaları. Semiha.

Annesi Güzide Hanım. Çalışkan, titiz bir kadın.

Abisi Adnan. Roma’daki çalışma serüvenine ara verip İstanbul ve sonrasında Ankara’ya dönecektir.

Jozef Tudela. Musevi, emlak zengini.

Jaklin. Moiz. Rebeka’lı Museviler.

Ve tüm bu kişileri Ankara’da bir pansiyonda buluşturacak.

Para, hırs, yalan, belki hayal.
14.05.2020

Edebiyattan resime, resimden heykele, heykelden politika ve kültüre değin birçok alan ve türde eser vermiş bir entelektüel John Berger.

Galiba ülkemizde daha çok Görme Biçimleri adlı eseriyle tanınır ve okunur durumda.

Özellikle Metis Yayınları onun eserlerini ‘ticari kaygı’ gütmeden bizlerle buluşturuyor desek yanlış bir söylemde bulunmayız sanırım.

Onun ‘manzum’ ürünlerini bulacaksınız burada.

Şiirin ‘çeviri’ yoluyla dilimize kazandırılanı genel itibariyle sevilemiyor. Olmuyor.

Cevat Çapan gibi usta bir çevirmen elinden çıkmış olsa dahi muazzam şeylerle karşılaşabileceğinizi söyleyemem.

Evet tabiki zevk ve tercih meselesi bu yine de.

John Berger severler onu bir de şiirleriyle tanımak istiyorsa buyursun.
13.05.2020

“Kazanmak aklımdan geçmedi. Yanıt aramadın. Arayamadım, fırsat bulamadım, doğrulardan nefret ettim.

Yanlışları mı irdeledin sadece. Belki. Peki nedir sence yanlış?” (eserden)

Oysa ne kadar da Çok. Oysa ne kadar da güçlü kalemi. Vüs’at Orhan Bener.

Kardeşi Erhan Bener. Yeğeni Yiğit Bener. Dostu Oğuz Atay. Benzeri Sait Faik. Ne de kalabalıklar edebiyatta.

Dolambaç? Sadelik? Zorluk? Yorumu sizde.

Roman, öykü, şiir. Kaleminden bir şekilde yaşamı akıyor aslında. Ama her an ‘bir tanıdık’ bulacakmış gibi okuyor olmak çok başka lezzetli.

Üslup ustası diyorlar. Sevmiyorum o tabirleri. Ama öyle napalım.

“Sözcüklerin tek tek karşılıklarını bilmenin anlamsızlığını, birleştirildiklerinde bile anlam kazanamayabileceklerini anlamaktan uzağım.” diyor bir öyküsünde.

Belki de anlayamadan terkeyledi.

Ya biz? Anlayabilecek miyiz onun birleştirdiklerini? Buyurun.
13.05.2020

Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve Enver Paşa’yı kaleme aldığı üçer ciltlik geniş bir eser külliyatına imzasını atmış durumda Aydemir.

Burada doğumuyla başlayıp 1950 sonlarına dek getireceği yaşamını ve şahitliklerini anlatacak aslında bizlere. Bu yönüyle otobiyografik bir eser elbette.

Mahalle mektebi. Mevlevi tekkeleri. Rüştiye. Balkan Harbi. Muallim mektebi. Yedek subaylık. Şehit olan asker abileri.

1919 sonrası Azerbaycan ve Rusya. Enver Paşa ile tanışıklığı. Lenin, Stalin, Troçki.

1923 ülkeye dönüş. Aydınlık dergisi. 1926 Afyon Hapishanesi. 1927 Af. Ve Kadro dergisi.

Turancılık fikriyle yanıp tutuşan bir gençlikten Komünizme uzanıp oradan da Anadolu’daki mücadelede bulunan bir hayat.

“Kimse sormazdı ama, hangimize sorulacak olsa:

— Evet, kabemiz yüce, parlak Turan’dır. Bunda anlaşılmayacak ne var? der geçerdik.

Halbuki şimdi? Turan’da, Turan’ı arıyor ve bulamıyordum.”

Diyerek Turancılık fikirlerinden uzaklaşmasını da açık bir şekilde ortaya koyan bir hayat.
10.05.2020

Eserinin merkezine 26 yaşında, Çanakkale Savaşı’na katılmadan önce muallimlik yapan ve cephede 3 yıl kalıp yaralandıktan sonra ‘kimselerinin olmadığı’ İstanbul’una dönen Nihad’ı alıyor, Peyami Safa.

Malum Birinci Dünya Harbi. Tüm Dünya’da olduğu gibi bizim coğrafyamızda da fakirlik, kıtlık, sefalet.

İdealist bir portre çiziyor Nihad. Maddi anlamda kendisine yardımcı olabilecek her işi yapma taraftarı.

Planladıklarının hiçbirinin gerçekleşmeyecek olması onu adım adım çöküntüye sürükleyecektir.

Bu süreçte zengin bir ailenin ‘eğitim ve muhasebe’ işlerine bakmaya başlar.

Ve orada tanışacağı Muazzez ile olaylar ardı ardına gelişecektir.

İstanbul’da gördüğü manzara;

‘Zenginlerin fakirlerle, masumların kirli olanlarla, yalancıların doğrularla, hainlerin sevdalılarla’ bir arada yaşadığına yöneliktir.

Ve bu manzara ona Mahşer yerini hatırlatacaktır.

Yalnız ve kimi zaman çaresiz insanoğlunun ruhunun derinliklerine nüfuz eden Peyami Safa romanı var elinizde. Buyurun.