Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
OkurYazar_YazarOkur Tarafından Yapılan Yorumlar
Çok beğendim.Sürekli etrafımdakilere anlattım okuduklarımı.Hz İsa'yı bir İslam peygamberi, getirdiği vahyi de Kur'an'ın kardeşi görüp inceleyen bir kitap. Dağ vaazını parça parça ele alıyor, her bir parçada İsa dönemi muhataplarını tanıyoruz. Bugünki Rabbinik Yahudi ortodoksluğunun temeli olan Ferisî yahudiliği öğreniyoruz. Yahudiliğin tarihini, mezheplerini, o dönemin siyasi, ekonomik, dinî atmosferini, Hz İsa'nın hayatı ve mücadelesini, neye itiraz edip mesajının neye dönüştürüldüğünü... Bugünü daha iyi anlıyoruz. Din nasıl çoğaltılıp, dindarlık nasıl şekilci, katı hâle getirilir? Tarih keşke tekerrür etmese ama etmiş. İnsanlarca icat edilip, kurumsallaştırılan ruhban sınıfı, her çağ ve her kültürde zengin ve güçlülerle işbirliği yapmış, dünyevileşme meyli ve servet hırslarıyla halkları ve zayıfları ezmiş. "Dini tekelinde görenler" seçkinlik, üstünlük, kurtulmuşluk kuruntularıyla kibirlenmişler. Hâlâ da öyleler. Geçmişe de, bugüne de ışık tutan bir eser.
Kitap Sarah Jio'nun en beğenilen kitaplarından biri. Mayıs ayında bir kar fırtınası yaşanıyor. "Böğürtlen kışı" bu zamansız soğuğu, çiçek açmış, meyveye durmuş ağaçların üstüne yağan karı anlatıyor. 1933'te de böyle bir Böğürtlen kışı yaşanmış. Ana kahramanımız bunu haber yapacak bir gazeteci Claire. O günü araştırırken kayıp bir çocuk haberinin peşine düşüyor. Yine bildik Jio tarzı, hem günümüz hem geçmişte gide gele parçaları birleştiriyoruz. Aşk, ayrılık, aile, dostluk, sadakat, vefa, yardımlaşma gibi insani ilişkiler ve duygular yine ön planda. Mart Menekşeleri kitabından aşina olduğumuz kitap karakterleri ile kısa bir kesişim de kurgulanmış. Eser miktarda spirütüel toz serpiştirilmiş.
Bu kitap 2012'de yazılmış. Türkiye'de basımı 3 farklı kapakla tekrarlanmış. Yani aslında ilk yazdığı kitaplardan. Türk filmi tadında bol tesadüflü, duygulu, akıcı.
Sarah Jio ile tanışma kitabı oldu. Okuma ritmimin bozulduğu ve ağırlaştığı bir dönem, kolay bir okuma olarak seçmiştim, kitabı beğendim akıcıydı. Bir anne kız hikayesi. Londra'da ve Amerika'da, günümüz ve geçmişte, anne ve kızın ağzından ikili sarmal şeklinde ilerliyor kitap. Eloise evini terketmiş, 12 yaşındaki kızını ardında bırakarak anavatanı Londra'ya dönmüş. Valentina, eşiyle boşanma aşamasında,12 yaşından beri görmediği annesi ölmüş ve miras işlemleri için Londra'ya gitmesi gerekiyor. Kulağa başta dramatik geliyor. Ama kitabın duygusu sevgi, merhamet, dostluk, vefa, dayanışma üstüne. Ana mekan Londra ve "Kitap Bahçesi" olunca okuması çok keyifli. Hayat nereye savurursa savursun, iyi olmayı başaran, yeniden hayata tutunabilenlerin hikayesi. Konusu ve işleyişi beni sardı. İçinde şiddet, cinsellik gibi konular geçmediği için her yaş grubundan okura da tavsiye edilir.
Mikro tarihçilik nedir, biliyor musunuz? Bu kitap tarihi farklı bir açıdan görmemizi sağlıyor. Halk kültürü, engizisyonu, dini iktidarı, dönemin düşünsel atmosferini...vs Engizisyon kayıtlarını takip ediyoruz ve Menachio'nun hayatına bakıyoruz.16.yy Ortaçağ, İtalya, bir köy değirmenci sapık fikirler yayıyor. Kim bu adam, bu fikirleri nereden duymuş, nasıl edinmiş, kimlerle konuşmuş? Engizisyon adamı tekrar tekrar sorguluyor, biz de kitapta tarihçi yazar Carlo Ginzburg'la ayrıca sorguluyoruz. O bahsettiği kitapta öyle mi yazıyordu, Menachio mu öyle anladı? Luther'den etkilendi mi? Gerçekten bir Kur'an eline geçip, okumuş olabilir mi? Okuması yazması olan Menachio, kilisenin hakim görüşüne itiraz ediyor. Onun daha evrensel, daha eşitlikçi, daha merhametli bir Tanrı ve din algısı var. Merak edenler, şöyle önden buyursunlar.
Konusu kafa yakıcı: İnsan bilincinin doğası nedir? İnsan zihni başkalarının zihinleri ile doğrudan iletişim kurabilir mi? Makinalar yardımıyla bu yapılabilir mi? Uzak mesafelerden yapılabilir mi? Hatta belki diğer boyutlarla iletişim kurulabilir mi? Peki bu sorulara kimler cevap arıyor ve bu cevaplar hangi amaçlara hizmet ediyor; işte kurgu bunun üzerine inşa edilmiş. Bilinç çalışmaları merkezde. Bilinci anlamak için ölüm ve ölümötesi de anlaşılmaya çalışılmış. Gerilimi ve şüphe dozu yüksek. Akılla kalbin, dinle bilimin, teoriyle pratiğin, realpolitikle etik değerlerin çatışıp durduğu bir düşünce anaforuna, toplamda 2 günde çok şeyin yaşandığı yoğun bir olay örgüsü eşlik etmiş. Roman boyunca güzel Prag turu yapıyoruz. İnsan bu kitabın filmi ne güzel olur diye içinden geçiriyor. Sonu bile emin olduklarından emin olmama; normal, gerçek, doğru, güvenilir nitelemelerine temkinle yaklaşma hissiyatıyla bitiyor.