Yazının gelişimi ve evrildiği süreç içerisinde insanların mesafeler ötesinden iletişimine ve gelecek kuşaklara bilgi aktarmasına imkan tanıdığından çarpıcı bir buluş olarak günümüze kadar ulaştı. Bu eserde yazının farklı kültürlerde farklı şekillerde gelişimini okuyabiliyoruz. Mezopotamya, Mısır ve İndus Vadisinde ve sonraları da Girit, Çin ve Mezo Amerika'da ortaya çıktığını hepimizin bildiği yazının aslında daha da eski bir geçmişi olduğunu iddia edenler de var. Bazı bilim insanları görüntü ve sembolleri belirten tarih öncesi mağara resimlerinin bir tür yazı şekli olduğunu düşünmektedir.
Binlerce yıl ötesinde yaşamış bir çok uygarlığın izlerine bıraktıkları yazılı işaret ve metinlerden ulaşabiliyoruz. Piktogramlar, Çivi yazısı, Mısır hiyeroglifleri, Çin yazısı, Yunan alfabesi, Parşömen, Roma alfabesi, Kodeks, Arap alfabesi, Resimli el yazmaları, Matbaanın bulunması, Daktilo, Dolma kalem derken 1990'larda bilginin yayılması internetin kullanıma girişiyle bir devrim geçirmiştir. Dolayısıyla günümüzde artık eski metinler dijital olarak görüntülenebiliyor. Örneğin 1600 yıl önce Yunanca yazılmış Sinaiticus kodeksinin dijital hale getirilmiş metnini internette bulabiliyoruz. Piktogramların kısıtlı kullanım alanı var.
Yazının tarihini okurken şunu da unutmayalım lütfen, ne kadar dijitalleşsek de, hala sokak işaretlerinde, haritalarda ve elbise etiketlerinde piktogramlar kullanılmaktadır. Demem o ki eskilerin kıymetini bilmeli, onlara yine ihtiyaç duyabileceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız.