Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tosmakangel Tarafından Yapılan Yorumlar

16.10.2021

Yaşar Yılmaz’ın kaleme aldığı "Anadolu’nun Gözyaşları" büyük çoğunluğu 1830-1922 yılları arasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden farklı yöntemlerle yurtdışına götürülmüş - kaçırılmış, çalınmış desek bence daha doğru olur -, şimdilerde ABD ve Avrupa’daki müzelerde sergilenen tarihi eserlerin bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı envanteri diyebiliriz.

Ahh ahh geçmişimize ait kültür ve tarih mirasımızı ne de güzel oyunlarla çalmışlar emperyalist devletler. Büyük bir tarih bilinçsizliği ile Osmanlı yöneticileri de bu dalaverelere ya alet olmuşlar ya da göz yummuşlar. Hala ülkemizde tarih bilinci yerleşmiş değil. Bunda maalesef eğitim sisteminden kaynaklanan eksiklikler ve ezberciliğin devam etmesi de etkili.

Aslında mezar soyguncuları diye niteleyebileceğim kişiler ve ülkeler yüzünden kültürel gezilerim eksik kalmış. Ümidim odur ki Turizm ve Kültür Bakanlığımız artık bu eserlerin ülkemize dönmesi için daha çok uğraşır.
Yazının gelişimi ve evrildiği süreç içerisinde insanların mesafeler ötesinden iletişimine ve gelecek kuşaklara bilgi aktarmasına imkan tanıdığından çarpıcı bir buluş olarak günümüze kadar ulaştı. Bu eserde yazının farklı kültürlerde farklı şekillerde gelişimini okuyabiliyoruz. Mezopotamya, Mısır ve İndus Vadisinde ve sonraları da Girit, Çin ve Mezo Amerika'da ortaya çıktığını hepimizin bildiği yazının aslında daha da eski bir geçmişi olduğunu iddia edenler de var. Bazı bilim insanları görüntü ve sembolleri belirten tarih öncesi mağara resimlerinin bir tür yazı şekli olduğunu düşünmektedir.

Binlerce yıl ötesinde yaşamış bir çok uygarlığın izlerine bıraktıkları yazılı işaret ve metinlerden ulaşabiliyoruz. Piktogramlar, Çivi yazısı, Mısır hiyeroglifleri, Çin yazısı, Yunan alfabesi, Parşömen, Roma alfabesi, Kodeks, Arap alfabesi, Resimli el yazmaları, Matbaanın bulunması, Daktilo, Dolma kalem derken 1990'larda bilginin yayılması internetin kullanıma girişiyle bir devrim geçirmiştir. Dolayısıyla günümüzde artık eski metinler dijital olarak görüntülenebiliyor. Örneğin 1600 yıl önce Yunanca yazılmış Sinaiticus kodeksinin dijital hale getirilmiş metnini internette bulabiliyoruz. Piktogramların kısıtlı kullanım alanı var.

Yazının tarihini okurken şunu da unutmayalım lütfen, ne kadar dijitalleşsek de, hala sokak işaretlerinde, haritalarda ve elbise etiketlerinde piktogramlar kullanılmaktadır. Demem o ki eskilerin kıymetini bilmeli, onlara yine ihtiyaç duyabileceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız.
30.09.2021

Kitaplar benim için çok değerlidir. Haliyle adı ile bile beni cezbeden bu kitabı okumasam olmazdı. İyi ki okumuşum diyorum. Her kitapseverin de okumasını tavsiye ediyorum.

Yazarımız Oliver Tearle 'Gizemli Kütüphane' deki dokuz bölüm ile bizi klasik dönemden modern çağa kadar kitapların dünyasında hoş bir gezintiye çıkarıyor. Tearle bildiğimiz kitapların ve yazarların yanı sıra, az bilinen kitapları ve yazarlarını da bize tanıtıyor ve severek okuduğumuz pek çok klasik eserin gizemli yönlerini keşfetmemizi sağlıyor.

" William Faulkner, her sene Don Kişot'u tekrardan okurdu." s. 86

" Tolstoy'un Savaş ve Barış için başlangıçta düşündüğü isim 'Sonu İyi Biten Her Şey İyidir' idi. s. 210
30.09.2021

Pek çoğumuz gelecekte neler olacağına dair kitaplar okur, filmler ve belgeseller izler, bilim ve teknik alanındaki gelişmeleri takip ederiz. Çocukken bilim kurgu filmlerinde gördüklerimizin şimdi gerçekleştiğine şahit oldukça, biraz endişeye de kapılabiliyoruz. Çünkü bilim iyi yönde kullanılabileceği gibi kötü yönde de kullanılabilmektedir. Ve insanoğlu türünü devam ettirebilme kaygısı içinde maalesef dünyaya büyük zararlar verebiliyor ve aslında kendi kendini yok ettiğini fark edemiyor.

'Klara ile Güneş' te de yazarımız Ishiguro gelecek kaygısı, çevre sorunları, makineleşmenin sonuçları gibi meselelere değiniyor. Tüm bunları metne öyle güzel yerleştirmiş ki kitap sizi hiç yormuyor. Akıcı ve doğallığını koruyan bir okuma yapmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Belki ilerleyen yıllarda bizler de yalnızlıktan kurtulmak için 'YA' lara ihtiyaç duyacağız. Öyle bir gelecekte umarım hepsi 'Klara' kadar anlayışlı ve sevecen olurlar.
30.09.2021

Pierre Loti iyi bir gözlemci olduğunu kanıtlarcasına Bursa gezisini yazıya dökmüş. 1890'ların Bursa'sını ve o nadide zamanları yansıtırken Loti, duygularını bize aktarmayı başarıyor.

Günlük tarzındaki seyahat kitaplarını çok seviyorum ve kendi seyahatlerimde mutlaka okuyorum. Ehh Bursa'yı gezerken de bu kitabı tercih ettim. Gezi henüz bitmedi. O yüzden başka küçük yolculuk konseptli kitapları okumaya devam.