Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814

E-Dergi

tosmakangel Tarafından Yapılan Yorumlar

Üzerinde yaşadığımız güzel Anadolu'muza Küçük Asya denmektedir. Anadolu, Asya ve Avrupa'nın birleşim noktasındaki stratejik konumu nedeniyle, tarih öncesi çağlardan beri birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu ve Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Anadolu, Hristiyanlığın ilk doğduğu ve geliştiği topraklardan biridir. İşte araştırmacımız Elmar Schwertheim de kitapta Küçük Asya'nın tarihine dair bilgileri tam bu noktada sonlandırır.

Antik Çağ'dan başlayıp Constantinus'a kadar olan tarihi, kısa anekdotlarla okurken yaşadığımız toprakların kıymetini bilmek gerektiğini düşünüyorum. Arkeoloji'ye meraklı biri olarak ülkemdeki tarihi eserlerin hangi uygarlıklarca, hangi amaçlarla yapıldığını öğrenmek bana büyük keyif veriyor. Ki bu topraklar için insanlar ne mücadeleler vermişler. Büyük İskender'in Perslerle uzun savaşları sonucunda Küçük Asya'yı fethetmesi bunun en güzel örneklerindendir.

Schwertheim, Küçük Asya'yı bizlere aktarırken tarihi kaynak olarak Homeros, Heredot, Strabon, Plutarkhos gibi pek çok tarihi kişilikten de faydalanmıştır. Böylece kitabı okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Hatta tatil amaçlı gezip gördüğümüz yerlerin tarihini öğrenince eseri okumanın keyfi de artıyor.

16.07.2021

Yaşar Kemal’in mükemmel Bir Ada Hikayesi dörtlemesi olan serinin son kitabı 'Çıplak Deniz Çıplak Ada' yı da bitirmiş bulunmaktayım.

Savaşlardan ve sürgünlerden dolayı Yunanlıların terk ettiği bir adaya yerleşen ve burada kendilerine yeni bir dünya, yeni bir hayat düzeni oluşturmaya çalışan insanların hikayesi içerisinde savaş sonrası insanların yaşadığı travmalarını müthiş betimlemiş Kemal. Eser bize bilmediğimiz bir pencereden olaylara bakma olanağı sağlıyor. Çanakkale, Sarıkamış ve Dumlupınar üzerine yaşananlar tüylerimizi diken diken ediyor.

20. yüzyılın ağır trajedilerinden biri olan 'Mübadele'ye dair serinin bu son kitabında artık geçmişin yaraları kapanıyor. Destansı özellikler barındıran bu dörtlemeyi mutlaka okumalısınız.
16.07.2021

Geoffrey Chaucer 1340 ?-1400 yılları arasında yaşamış Shakespeare öncesi İngiliz edebiyatının en büyük şairlerinden biridir. 'Canterbury Hikâyeleri' 14. yüzyılda yazılan İngiliz Edebiyatının  ilk eserlerinden biri olması bakımından Chaucer'ın büyük önem taşıyan eseridir.

Chaucer, bu hikâyeleri İtalya’ya yaptığı bir seyahatte okuduğu Decameron Hikâyelerinden büyük ölçüde etkilenerek yazmıştır. Dünyanın bilinen ilk modern hikâye örneklerini içeren Decameron hikâyeleri  ile yazarın bu hikâyeleri arasında büyük benzerlikler bulunmasının nedeni de bunlardır.

Eser yolculuğa çıkan hacıların birbirlerine hikâye anlatma ve en beğenilen hikâyeyi anlatan kişiye yemek ısmarlama üzerine kurulmuş. Bunun üzerine Bath’lı Kadın, Afnameci, Vaiz, Üniversiteli gibi farklı sınıf ve mesleklerden oluşan hacılar arasında en güzel hikâyeyi anlatma yarışı başlar. Ehh size de bu hikayeleri okumak düşer.
16.07.2021

Yazarımız Margaret Mead Kadın hakları, çocuk yetiştirme, ahlak, nükleer silahlanma, ırklararası ilişkiler, uyuşturucu kullanımı, nüfus planlaması, dünyada açlık gibi birçok sorunu incelemiş ve kültürel farklılıklar konusunda yeni fikirler geliştirmiştir. Cinsiyete göre rol farklılığının kültürden kaynaklandığını savunmuş ve Üç ilkel toplulukta bu rol farklılığını incelemiştir. Güney Pasifik ve Güneydoğu Asya geleneksel kültürlerinde cinsiyete karşı tutumları detaylandıran raporları 1960'ların cinsel devrimini etkilemiştir.

Mead 'Samoa' da Ergen Olmak' eserinde neredeyse yüz yıl öncesinden bize seslenerek, bizimkinden çok farklı ama daha eşitlikçi, barışçı ve yaşanmaya değer toplumların olduğunu gösteriyor, bizi kendi toplumumuz üzerinde düşünmeye itiyor. Bu bakımdan eseri eğitimcilerin ve ebeveynlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.
16.07.2021

John Buchan , 1876 yılında Avustralya'da doğmuş İskoçyalı bir yazardır. Boer Savaşı'ndan sonra Lord Milner Başkanlığında Afrika'ya giderek, Milnerin Çocuk Bahçesi olarak bilinen grupta çalışmalar yapmış, 1927 yılında Parlamentoya girmiş, 1935 yılında kendisine Baron Timur unvanı verilmiş ve ölünceye kadar da yönetici General olarak görevini sürdürmüştür.
Romanında 1. Dünya Savaşı yıllarını ve Richard Hannay adındaki İngiliz casusunun, Almanların savaş planlarını ele geçirmek ve bozmak için hangi badireleri atlattığını okuyoruz. Asıl ilgimi çeken konunun büyük kısmının Türk topraklarında geçmesi oldu. Haliyle biz düşman taraftayız. İlginç olan Arabistanlı Lawrence kadar tanınmayan bir İngiliz casusu olan T-Quey Jones'tan esinlenilerek oluşturulmuş bir karakter romanın baş kahramanı. Ki bu casus gerçek hayatta Osmanlı Devleti'ne Azerbaycan'ı kaybettiren kişiymiş.

Finalde Richard Hannay ve casusluk ekibi sayesinde Rus'ların Erzurum ve çevresini nasıl ele geçirdiğinin kurgusunu okuyoruz.