Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
BoraBARAN Tarafından Yapılan Yorumlar
Mükemmel bir çalışma. ABD neden sağa sola 'demokrasi dağıtacağım' diye saldırıyor? sorusunun cevabı akıcı bir lisanla bu kitapta tüm açıklığıyla anlatılmış. Buna karşılık Rusya, AB neler yapıyor? Yada yapmak istiyor. Acab dünya üzerine kurulan santranç tahtasında kim ne hamleleri neden yapıyor? Ancak bu kadar yalın ve açık anlatılabilirdi.
SAYGILARIMLA ve KİTAPLA
Okunması gereken kitaplardan olduğunu değerlendirdiğim kitaplardan birisi. Aynanın önü ve arkasındaki görüntüleri daha net görmeye yarayan, insanın hicap perdesini aralayan bir çalışma.
Kim kime neden bu kadar sahip çıkıyor? Altında ne gibi ilişkiler var? Hukukları nereye dayanıyor sorularına cevap arayanlar için yapılmış bir çalışma...
SAYGILARIMLA ve KİTAPLA
Kitapta İttihat ve Terakki dönemindeki güç mücadeleleri arasına sıkışıp kalmış ve gözüpek bir insan olan Yakup Cemil'in başından geçenler ile ASALA ile mücadelede bulunmuş -veya mücadelede bulunduğu- iddiasındaki Torun Yakup Cemil'in maceraları yer almaktadır.
Sürekleyici anlatımıyla soluksuz okunacak, elden bırakılamayacak bir eser.
Ancak bu kitap ile dahada perçinlenen bir soru var ki cevabının uzunca bir süre bulunamayacağı gibi cevabını arayan bu sorunun zihinlerimizde kalacağı zannındayım. 'ASALA'yı gerçekte kim yok etti? 1- Mit'in yönlendirdiği Abdullah ÇATLI ve ekibi mi? 2- Mit'in bu konuda oluşturduğu Torun Yakup Cemil ve buna benzer ekipler mi? 3- Yoksa Orly katliamı ile vücut bulması için gerekli destekleri kesen Emperyalist Devletler mi?
SAYGILARIMLA ve KİTAPLA
Kitabı okudukça mensubiyetiyle her daim gurur duyduğum milletimin ve onları idare edenlerin neden bir emperyal planı yok acaba diye hayıflandım. Ziya Gökalp'in "Kızıl Elma"sı misaliyle Adriyatik Denizinden Çin'e kadar olan kara parçası Türk devleti olacak nevinden bir amaç ortaya konsaydı belki çok daha doğru olurdu diye düşündüm. Ve yüzyıllar boyunca adalet vesevgiyle yönettiğimiz toprakları...
14 milyonluk Yunanlıların bile bir "Kızıl Elması" varsa bunu düşünmek hakkım olmalı. Ömer Lütfü Mete'nin büyük bir hayranlıkla Mossad'dan ve BND'den bahsetmesi ise benim için çok şaşırtıcıydı. Diğer devletlerin siyasilerden arınmış 'Derin Devlet' lerine methiyeler düzerken Türkiye için bizi yönetmeye namzetlerin -siyasilerin- durumuna bakmadan her kurumun kayıtsız şartsız siyasete bağlanmasının gerekliliğini dile getirmesini tam bir çelişki olarak algıladım.
Mahir Kaynak Hocam; İstihbarat Teşkilatımız ile diğerlerini karşılaştırmış ve herşeye rağmen bizimkilerinde sanıldığı gibi pek suyunun çıkmadığını ifade etmesi bana geleceğe dair güven verdi. İçerisinden geldiği için sağlıklı bir değerlendirme yaptığı kanaatindeyim. Ayrıca O tek cümleyle 'Mahir bir Kaynak'
Genel çizgi itibariyle başarılı bulduğum nadir çalışmalardan birisi. Bunun kitap satışında yansıdığı kanaatindeyim. Kurguda bazı kopukluklar olmasına ve bazı bölümlerin havada kalmasını yadırgadığımı ifade etmeliyim. Buna rağmen iyi ve sıkı çalışıldığı belli.
Yazarlar tarafından vurgulanmak ve verilmek istenenlerin toplum tarafından tam anlaşılmadığını, daha ziyade kopartılan fırtına ile verilmek istenen mesajların toza ve toprağa bulandığı hissine kapıldım.
Bu kitapta vurgulanan bana göre TSK'nın beklenmedik saldırıda başarısız olduğu değil, İşgal'in ne berbat ve acı verici bir olay olduğundan, Ülke olarak hiçbir ülkeye güvenmememiz gerektiğinden, Doğal kaynaklarımızda birçok ülkenin gözü olduğundan ve mutlak surette Türk Malı silah ve savunma sistemleri kullanmamız gerektiği sonuçlarını çıkardım.
SAYGILARIMLA ve KİTAPLA