Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
Japon toplumunun son yıllarda en çok okudukları edebiyat kitaplarından birisi olan “Kitapları Kurtaran Kedi” harika bir kitaptır. Bir cümle ile, kitapların ruhuna uymayan, kitapları güç/ün/servet için kullananların olduğu 3 labirentten kitapları kurtarıp, son labirentte kendini keşfeden Rintaro’nun hikayesidir. Tolstoy’un “Sanat Nedir?”inde dediği gibi duygunun yansıması olan gerçek kitaplara duyulan sevgiyi, “kitapların yüreği vardır” gibi betimlemelerle anlatan bu hikayede, kitapları kedi değil, Rintaro’nun yüreği kurtarır. Kitap/Edebiyat aşkı ile dolu bu harika hikayenin sonunda oluşan soruları (Benim yüreğim hangi kitabı kurtardı? ve Hangi kitaplar benim yüreğimi kurtardı?) düşünmek için herkese (özellikle gençlere) tavsiye ederim.
1990’larda ABD’de satış rekorları kırmış “stratejik iletişim” üzerine bir kitaptır. Kitabın varsayımı şunlardır; insanlar duygularının esiri olmuşlardır, (niyetinizi açıklarsanız) sizi sömürürler, (amacınızı açıklarsanız) sizinle rekabet eder ve hırsızlık yaparlar. İnsanların genelinde ahlak düşüncesi olmayan kapitalist/cahiliye toplumunda (tüccar beyinli bir patrondan maaş zammı nasıl istenir, ev kirası nasıl yükseltilmez, sendika kullanılarak işçilerin hakkı nasıl gasp edilir gibi örneklerle) iletişimi anlatır. Erdemsiz bir kişiyle karşılaştığınız zaman yapabileceklerinizi öğretir ve kitapta olmayan erdemli/imanlı alternatifleri (Furkan-63 veya Farabi’nin “terk et”i gibi) de siz düşünürsünüz. İşte bu yüzden muhteşem bir kitaptır. Üniversitedeki gençlerimizin karşılaşabilecekleri durumlara hazırlık için okumaları gereken bir konudur bu; Fromm’un (Kendini Savunan İnsan) insan tipleri ve psikolojisi, Sponville’nin (Büyük Erdemler Risalesi) erdemleri ve alternatif davranışlar modelleri.
20.yy’ın en kritik mimarlık tarihçilerinden olan İtalyan mimar Manfredo Tafuri’nin 1992’deki ustalık eseri olan son kitabıdır. Tek bir binanın bile şehirdeki üretimi yönlendiren tüm siyasi/teknolojik/ekonomik/psikolojik güçleri içerdiğini, mimariyi patronlar/mimarlar/kralların yönlendirildiğini iddia ederek, Medici/Alberti/Brunelleschi/Raphael gibi kişiler üzerinden, 15-16.yy’lardaki Floransa/Roma/Venedik/Milan/Granada mimarisini okur (delilleri ve çizimleriyle gösterir) ve şu sonuca varır: Rönesans mimarisi özgürlük değil, kurgu/hile/kötü vicdan ve siyasi bir düşünce içerir. Vatikan’daki orijinal kilisenin yıkımı, San Lorenzo kilise tasarımı, Granada’nın “Yeni Kudüs” projesinin de olduğu, kim seçiyor/kim tasarlıyor/kim kanıyor/kim anlıyor’u Foucault referansıyla tartışan bu muhteşem kitabı ilgililere şiddetle tavsiye ederim. (Tafuri’den diğer önerilerim: ideal şehir olarak Venedik incelemesi “Venice and The Renaissance” ve kapitalizmin mimariye etkisi “Architecture and Utopia”)
“İnsanlar etik hayvanlardır’ diyen Simon Blackburn, etiğe yönelik tehditler olarak (politika/çıkar için saptırılmış dini örnekleyerek) tanrının ölümünü, (görecelik ve bencilik dediği) kapitalizme imanı, (pazarlanan darwinciliği/genetik belirlenmişliği örnekleyerek) bilime tapmayı, (mantıkdışı dediği) sert hükümleri ve halkı aldatan burjuva ahlaksızlığını gösterir. Etik pratiğinde, doğum/kürtaj, ölüm, haz, haklar, nedenler, sözleşmeler gibi bölümlerde konuyu tartışır ve kitabın en sonunda eğitimin önemine kısaca değinerek bitirir. “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin Bretton-Woods ve atom bombaları sonrası “köleci” devletin dayattığı ve Kant’ın buyruğunun ön şartının iman olduğu anlaşılmamış, mutluluk/erdemler/ahlak/felsefe/siyaset karışmış gibidir. Kitap, dediğini doğrular; kapitalist İngiliz kültürü ancak bunu oluşturabilir. Fransa`dan “Büyük Erdemler Risalesi” ve İslam’dan “Hay bin Yakzan”la birlikte okunduğunda kültürler arasındaki “İnsan, nasıl insan olur?” farkını gösterir.
Psikolog Csikszentmihalyi’nin sayısız defa alıntılanmış bu kitabı ÜST DÜZEY YAŞANTI hakkındadır. Kitapta, mutsuzluk göstergeleri/istatistikler, özgürlük/zevk ve özamaç bulma, bilinç ve dikkat dağınıklığı farkı, (3.ve 4.Bölümde) servet/güç/ün’ü aşarak üst düzey yaşantı olarak akışın tanımı, 8 göstergesi ve koşullarından sonra, her insanın sahip olduğu (Çoklu Zeka Kuramı gibi) farklı zeka tiplerine göre akışın pratikteki (kinestetik/kişilerarası, entellektüel merak, iş hayatında akış, doğa tefekkürü gibi) alternatifleri anlatılır. Öncesinde “İnsanın Anlam Arayışı” okunursa, son bölümdeki anlamı oluşturmak için yapılabilecekler, sonrasında Kuran’a göre insan hayatının gayelerinin olduğu (benzerine henüz rastlamadığım) 11.Söz okunursa “öyle bir inanç sistemi olmalı ki, akış üretebilmeli” sözü daha iyi anlaşılır. Bu muhteşem üst düzey yaşantı kitabını herkese tavsiye ederim. (İlgililer için eğitimdeki akış uygulamaları önerisi: Applications of Flow in Human Development and Education)