Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
16.yy Azerbaycan Türkü Fuzuli’nin yazdığı Leyla ve Mecnun’un dünyanın gelmiş geçmiş en muhteşem aşk şiiri olduğuna inanıyorum. Shakespeare’nin 116., Browning’in 43.sonesi veya Romeo ve Juliet ile karşılaştırılamayacak kadar muhteşemdir. Bu şaheser, sevginin üç aşamasında, eros’tan (kendin için sev), sonrasında phila/dostluk’a (diğeri için sev), en sonunda agape’ye (Allah için sev), yani aşk-ı mecaziden aşk-ı hakikiye muhteşem bir yolculuktur. Bu kitap, her sayfada orijinal Azerbaycan Türkçesi ile takip eden sayfada günümüz Türkçesi ile birlikte hazırlanmıştır. Önce bir beyitin Türkçe tercümesine bakıp, sonra Azerbaycan Türkçe’sindeki orjinal (Farsça/Osmanlıca) kelimelerin anlamlarını belirleyerek okuyup, Fuzuli’nin kelimeleri nasıl hünerli (ve büyülü bir şekilde) kullandığını hissederseniz, dünyadaki en dehşet (dini değil) “edebi” tatlardan birisini alacağınızı düşünüyorum. Edebiyat/Şiir sevenlere (ve benim gibi şiire fuzuli diyerek sevmeyenlere de) şiddetle tavsiye ederim.
Son yıllarda trend olan “kapitalizm’i kurtarma çabaları”ndan birisidir. “Kapital” adlı hacimli kitabında sanki eşitliğin olabileceğini göstermeye çalışan Piketty, bu kitabında dünyanın 200 yıl önceye göre daha iyi durumda olmasını (sanki öncesinde mağaralarda yaşıyorduk) kapitalizme bağlayarak açılış yapar. Fransa’da sanki servet eşitliğine gidiyormuş gibi gösterir, kölelik/sömürgelerin değişiminden bahseder. Çözümsel örnekler olarak Almanya/İskandinav/Çin yönetim uygulamaları, artan gelir vergisi, servet/miras vergisi (zekat), karın adil paylaşımı, eğitim eşitliği, liyakate göre işe alımı anlatır ve (Kant/Fromm’daki) ülkeler üstü bir planlama ile bu enkazın kurtarılabileceğini söyler. 1984 (G.Orwell), Dev Şirketler (P.Phillips), Labirent (A.Maalouf)’in resmettiği gibi liberalizm/kapitalizm büyük bir geri döndürülemez krizdedir. Teşhis ve kurtarma fikirleriyle ilgilenenlere (özellikle Alman/İskandinav insani/akli/ahlaki/Kurani pratiklerinden dolayı) şiddetle öneririm.
Amerikalıların dünyaya kattıkları ender şeylerden birisi oldu çocuk ve ergen gelişimi. Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları/Boşluk Hissi/Bütün Beyinli Çocuk gibi kitaplarda erdemsiz/psikopat yerine ahlaklı/vicdanlı bir çocuk nasıl yetiştirilir’i araştırmışlardı. Bu kitapta, ergenlikle ilgili yanlış/kulaktan-dolma inançlar, ergenlik yıllarında yaşanabilecek (bazıları korkunç) olaylar, riskli davranışlar (uyku, stres, atıştırmalık, nikotin/alkol, dijital bağımlılığı, bazı sporlar, cinsellik), bunların nedeni olan ergenlik sürecinde neler olduğu (duygular, hormonlar ve beyin gelişimi), ve anne/babalar için doğru yönlendirmeler (öğrenmenin önceliklendirilmesi, güven aşılanması, takıntıların kaldırılması ve en önemlisi çocuklara bu kitabın özetlenmesi) konuları bulunmaktadır. Kitabı okuduğumda keşke zamanında bana da okunsaydı dediğim bu muhteşem kitabı, İrade Terbiyesi (J.Payot) ve Ergen Beyin Rehberi (D.Siegel) ile birlikte ebeveynlere ve orta/lise öğretmenlerine tavsiye ederim.
Sokrates’in iftira ile çıkarıldığı mahkemede yaptığı, “Sorgulanmamış bir yaşam, yaşam değildir” dediği, insanlık tarihine altın harflerle işlenmiş konuşmasıdır. Euthyphron, Kriton (Platon), ve Soktares’ten Anılar (Ksenophon) ile birlikte okunursa, bu iftiraya götüren süreç, yargılanması ve dünyadan ayrılması tamamlanır. Bu konuşma, bir hukuki yargılama/savunmanın çok ötesindedir; Eşitlik, Mantık/Kıyas, Şeffaflık, Doğru/Yalan Nedir, Retorik Nasıl Teşhis Edilir/Retoriğe Nasıl Kanılmaz gibi doğru karar vermede adil süreç yönetimi değişkenleri ve insanlık onuru, karakteri, ödevi, erdemleri gibi teşhislerle “insan olmak nedir” eğitimidir. Platon’un Devlet, Phaidros, Gorgias’ı ile birlikte YÖNETİM okuyucularının ilk durağıdır bu kitap. “Ben ölüme, siz yaşamaya gidiyorsunuz, hangisinin iyi olduğunu elbette Tanrı dışında hiç kimse bilemez” diyerek konuşmasını noktalayan, dünyaya çok şey kazandırmış üstat Sokrates’ten Allah ebeden razı olsun, rahmet eylesin.
Avrupa Aydınlanması’nın mimarı, tüm Batı`yı (Fichte/Hegel/Weber/Jung’dan bugüne) etkilemiş Kant’ın en önemli 3 eserinden birisidir. Doğru çevirisi: “Ahlak İncelemesi”dir. Derin düşünme/hayranlık kaynaklı imanını ve özgürlüğünü kazanan insanın en yüksek iyiyi hedefleyen ödev ahlakını içeren, “2 şey saygıya değerdir; üzerimde yıldızlı gökyüzü ve içimde ahlak kanunu” ve “öyle davran ki davranışın evrensel kural olsun” dediği, öznel/içsel/nesnel yaklaşımları eklediği bu Ahlak İncemesi’nin kaynağı İbn Tufeyl’in “Hay bin Yakzan”ıdır. Hay’ın yıldızları hayranlıkla tefekkür edip Tanrı’nın birliğine ve varlığına iman ettikten sonra, “O benden ne ister?” diyerek, yalnız olduğu adada hayvanlara yardım etmesi/yavruları yememesi/israf etmemesi/dua etmesi gibi ahlaki davranışları olan üçüncü aşamaya karşılık gelir. Kant, bu üçüncü aşamayı felsefi terimlerle detaylandırarak sunmuştur. Orjinaliyle beraber okunması dehşet keyifli olan bu eseri düşünmeyi seven herkese tavsiye ederim.