Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
Fransız gazeteci ve belgesel yapımcısı Guillaume Pitron’un, son zamanlarda uluslararası medyada çok gündeme gelen Datacenter’lar, enerji ihtiyaçları ve çevreye olan (karbondioksit salınımları gibi) zararları, ABD ve Çin’in dev şirketleri GAFAM ve BATX’in sürekli büyümeleriyle oluşan datacenter ihtiyaçlarını ve kıtalararası denizaltı kablo savaşlarını, aracı ülkelerle birlikte anlattığı kitabıdır. Sosyal medya/dijital şirketlere ek olarak, şeylerin interneti (IOT), 5G/robotik teknolojileri gibi yeniliklerin de devreye girmesiyle çılgın bir elektrik ihtiyacı olacağını, Yapay Zekalı Yeşil Datacenter konseptinin bir balon gibi işe yaramayacağını belirtirken, bütün bu datacenterlardaki bilginin ciddi bir bölümünün eğlence videoları olduğunu bir Fransız’ın ağzından söyletmiştir. Aynı yazara ait, telefon/batarya/savaş uçağı vs. içeriklerindeki madenleri, rekabeti, topluma zararlarını anlattığı “Nadir Metaller Savaşı”yla birlikte dünya gündemini takip eden ilgililere öneririm.
Üstat İbni Tüfeyl’in “Hay Bin Yakzan”ından etkilenerek, Mantık/Ahlak/Estetik İncelemesi adında üç büyük eser yazarak Aydınlanma’yı başlatan ve bütün Batı düşüncesini etkilemiş Kant’ın yazdığı son eserdir. Rousseau’nun Emile’sininin etkisiyle yazdığı kitapta, (Tin Suresi/5’teki) insanın yeteneklerine rağmen ahlaki eğitimle doğmadığını ve bundan dolayı insanlığın en büyük “ödev”inin eğitim olduğunu belirterek başlar. Sırasıyla, fiziki (bebeklik), kültür (duyuların ve yeteneklerin geliştirilmesi), ruh (Sokratik diyalog yöntemi ve ilkelerle anlama, hafıza ve kavramlar), ahlaki (ödev duygusu, dürüstlük, erdem), pratik (hayvanlıktan ve güç/ün/servet tapıncından çıkarak insani erdemler geliştirebilmek için pratikler ve dini) eğitimi anlatır. Son kitabının son cümlesi şudur: gençlere kendisini hergün hesaba çekmesini ve hayatının sonundaki değerini tahmin etmesini teşvik etmeliyiz. Çevirmenin muhteşem bir önsöz de yazdığı bu kitabı, eğitimcilere, kamu/özel sektör yöneticilerine tavsiye ederim.
“Çağdaş Tiyatronun Babası” sayılan Norveçli İbsen’in iki oyunudur. “Brand” (önsözdeki yorumun tam tersi olarak bağnazlık değil, Kierkegaard etkisinde) gerçek iman hakkındadır. Tahkiki iman sahibinin, tüccar beyin, cinsellik, gevşeklik, maceracılık, makam gücü, kurumsallaşmış kilise/din, annelik/çocuk imtihanı gibi olaylara bakışını anlatır, yaşama ve ahlaka dönmüş iman ve Bakara-115’le bitirir. “Peer” oyunu ise, tüccar beyin/sahte nebi tipleriyle, kendine yeterlik sanrısına düşmüş egoist iskandinav kültürünün bağnazlık eleştirisidir. İbsen’in ilk eseri Catilina’da mitolojiyi kullandığı motivasyon üzerineyken, ustalık eserleri (50+ yaşlarda) Nora/Bebek Evi; yalan/ahlaksızlık, Hortlaklar; ideal/gerçeklik/görev duygusu/mutluluk, Bir Halk Düşmanı; doğruyu söylemek/meslek şerefi/biat-dalkavuk kültürü/hainlik/(Farabi’deki) erdemsizliği terk, Yaban Ördeği; ahlak/idealler/yalan, Hedda Gabler; fitne/dedikodu/aldatma/hırsızlık üzerinedir. İnsanı düşündürüp geliştiren “gerçek tiyatro” işte budur.
Mantık, kategorisel düşünme, ideal devlet tasarımı, mutluluk üzerine muhteşem eserleri olan gelmiş geçmiş en büyük alimlerden büyük üstat Farabi’yi çocuklara tanıtan bu kitabı büyük bir heyecanla aldım. Kitapta, felsefenin/mantığın ne olduğu, Batı’nın üstadımız sayesinde tanıdığı Aristo ve Platon (daha da önemlisi kategorizasyon) çalışması, ideal/mutlu bir devlet nasıl olmalı, mutluluk nedir, bir çocuk kendini nasıl tanıyabilir, sen de yapabilirsin gibi çocukları düşündürebilecek/motive edecek şeyler gibi pedagojik (çocuk bakış açısından) eksikler olsa da, en azından Farabi, İbni Sina, Harezmi, Hazen’in adlarını (bizim gibi geç değil) çocukken öğrenmeleri ve yaptıkları işin büyüklüğünü ebeveynlerinin (2-3 saat) anlatmaları şartıyla faydalı olabilir. “Mantık insanın ödevi, Düşünme de erdemidir” diyen büyük üstat Farabi’nin izinden giden, çocuklarda düşünmeyi sevdiren/tetikleyen 2 muhteşem kitabı her ebeveyne ve her öğretmene öneriyorum: Felsefe Makinesi ve Felsefe Gemisi (Peter Worley).
İnsan yapımı Eyfel/Pisa Kulesi, El Hamra Sarayı ve Aya Sofya Camii’nden, doğal Everest Dağı ve Uluru’ya 30 tane harikanın tanıtıldığı bu resimli kitabın (ve benzerlerinin) esprisi, çocuklara dünyada çok farklı doğal güzellikler ve tarihi insan yapımı binalar olduğunu göstererek vizyonlarını açmak, 117 Milyarlık insanlığın bir bireyi olduklarını hissettirmektir (ve sınıf arkadaşları/akrabalarıyla çapsız yarış psikolojisinden kurtarmaktır). Ben Handicott’un, yine çocuklar için hazırladığı dünya ülkelerinin tanıtıldığı (içinde Bağdat/Irak’ın maalesef unutulduğu) “50 Maps Of The World” resimli kitabı da umarım Türkçe’ye çevrilir. (Meraklılara, Handicott`un, kalem, bisiklet ve çocukluk müzelerinin de olduğu, çocuklara müzelerle ve tarihle ilgili bir perspektif verebilecek “50 Museums To Blow Your Mind”, ve “You Only Live Once” isminde dünyadaki tek hayatı dolu dolu yaşamak için saatlik/günlük/haftalık/aylık/yıllık aktivite alternatiflerin olduğu süper bir kitabını da öneririm)