Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

28.07.2012

Türkiye'nin 1968 - 1980 arası dönemnide yaşanan fikir hareketleri bir şekilde bu gününü de etkileyen birbirinden ilginç olaylarla dolu. Bu olayların içinden yaşayarak gelen kişilerden biri de Aydınlık, Dev-Genç ve Fikir Kulüpleri Federasyonu içinde aktif olarak ön saflarda bulunmuş, Dev-Genç davasında idamla yargılanmış ve günümüzün de sevilen gazetecilerinden olan Oral Çalışlar. O yılların ruhunu, mücadelesini, gençliğini, toplumunu anlamak, havasını koklayabilmek için, kimi satırlarını gülerek, kimi satırlarını hüzünlenerek okuyacağınız bu hacmi küçük ancak içeriği büyük anı kitabı harika bir kaynak. Yazarın Deniz Gezmiş ve Cengiz Çandar ila olan anıları zaten başlı başına okumaya değer.
17.07.2012

Resmi Tarihimiz ne yazık ki İttihatçı bakış açısı ile yazıldığından resmi tarihten gerçek bilgileri öğrenmek mümkün olmuyor. Bu durumda da Ayşe Hür gibi olayların kaynağına inerek doğruları okuyucu ile buluşturması gereken özgür tarihçilere büyük iş düşüyor. İşte bu kitabı ile yazar Abdülmecit'ten İttihat Terakkiye kadar "aslında ne oldu?" sorusunun cevaplarına kısmen ışık tutmaya çalışıyor. Kitabın hacmi dar olduğu için kısmen diyorum, buradaki bilgiler sadece okuyucuya bir yol göstermek amaçlı olarak kabul edilmelidir. Okuyucuya bir merak aşılayıp daha detaylı bilgileri daha geniş kapsamlı kaynaklardan araştırma merakı aşılamak amaçlı kabul edilmelidir. Özellikle Çanakkale savaşı ile ilgili kısımlar oldukça ilgi çekici. Resmi tarihin çarpıtmalarından biraz olsun kurtulup doğrulara ulaşmak isteyen okuyucular için bu kitap güzel bir başlangıç olabilir. Kazım Karabekir'in her kitabının başında dediği gibi "Vatandaş, yanlış bilgi felaket kaynağıdır, olayların gerçek mahiyetini araştır!"
17.07.2012

Bilindiği üzere, 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi İmzalanmış, 1 Kasım 1918’de İttihat Terakki delegeleri olağanüstü toplanarak takip eden günlerde yapılacakları konuşmuşlar, kendileri için tehlike arz edecek belgelerin yok edilmesi bu toplantıda görüşülmüş, partinin feshedilerek Teceddüd adlı yeni bir parti kurulmasına karar verilmiş ve sıradan parti belge ve varlıkları bu yeni partiye devredilmişti. İttihat Terakki’nin aldığı bir de gizli kararlar vardı, 10 kişilik tepe kadro dışından bu gizli kararlardan diğerlerinin haberi yoktu. Bunlar Enver, Cemal, Talat paşalar ile İstanbul Polis Müdürü Azmi ve Vali Bahattin Şakir’in yurt dışına kaçışlarıydı. Nitekim ertesi gece 2 Kasım 1918’de bu 5 kişi bir Alman denizaltısı ile gizlice yurdu terk ettiler.

Bu arada Meclis, savaş şartlarından çıkılmasıyla birlikte 10 Ekim 1918’de tekrar çalışmaya başlamıştı. İttihatçı liderlerin kaçışları ortaya çıkınca Meclis de çetin kavgalara sahne olmuştu. Özellikle azınlıklara mensup mebuslar işgalcilerden aldıkları güvenle daha bir pervasız hareket etmeye başlamışlar bu da mecliste gerilimlere neden olmuştu.

Bu gerilimler yaşanırken Bağdat Mebusu Fuat Bey bir önerge verir. Bu önergeye göre Meclis içinde bir soruşturma komisyonu kurulması ve İttihatçı kabinenin sorgulanması istenmektedir. Önerge kabul edilir ve 5. Şube adıyla bir komisyon kurulur. İşte bu komisyon yurt içinde kalan İttihatçı kabineyi sorgulamaya başlar ve 9 Kasım 1918’de sadrazam Said Halim Paşa ile işe başlanır 19 Aralık 1918 de İaşe Nazırı Kara Kemal ile sona erer. Özellikle Sait Halim Paşa ile Cavit Beyin ifadeleri çok kapsamlıdır. Savaşa nasıl girildiğini anlamak için bu kişilerin ifadelerini dikkatle okumak önemlidir.

İlginçtir komisyonda görev alan üyelerin pek çoğu da ittihatçıdır. Ancak bunlar bürokrasi ve ordu kademesinde bulunan 2. Derece ittihatçılardır ve lider kadroya pek de sıcak bakmamaktadırlar. Nitekim sorgulamada kabine üyelerini sordukları sorularla en çok sıkıştıracak olan Şemsettin Günaltay’dır. Kabine üyelerinin sorgulama sırasındaki açıklamalarını ibretle okuyacağınıza eminim.

Fakat gelin görün ki, sorgulamaların netice vermesine fırsat verilmemiş ve 21 Aralık 1918 tarihli oturumda İttihatçı üyelerin çoğunluğundan faydalanılarak meclis feshedilmişti. Böylece ülke 1 yıl 22 gün sürecek Meclis’siz döneme girecekti, çünkü Meclis’in bir sonraki açılışı 12 Ocak 1920 de gerçekleşecekti.

Meclisin bu şekilde feshedilmesi üzerine devreye İngilizler girerler ve 30 Ocak 1919’dan itibaren İttihatçılar ile ilgili ilk tutuklamalar başlar. Tutuklananlar (bugün İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak kullanılan) Bekirağa bölüğüne konulur. Bu arada Diyarbakır Valisi Dr. Reşit bir fırsatını bulup kaçmayı başarır ancak bir sokakta kıstırılır. Dr. Reşit Ermeni tehcirinde olan rolü nedeniyle suçlu bulunup idam edilmekten çekinmektedir, kaybedeceği bir şey yoktur, silahını çeker ve orada intihar eder. (Bu arada Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı adlı romanı da bu noktadan itibaren başlar)
Padişah Vahdettin tutuklamalara biraz mesafeli durmaya başlar, bazı kararnameleri anayasaya aykırı bulduğu için geri çevirir. Bunun üzerine İngilizler kontrolü iyice eline alır ve Sadrazam Tevfik paşayı azlettirerek yerine Damat Ferit’i sadrazam yaparlar ve Damat Ferit tam bir İttihatçı avcısıdır. İttihatçıların kökünü kazıma konusunda herkesle işbirliğine hazırdır. Böylece tutuklamaların ikinci evresi 10 Mart 1919’da başlar. Bu tutuklamaların arkasından Divan-ı Harbi Örfi kurulur ve bazıları idamla sonuçlanan İttihatçıların asıl yargılama süreci böyle başlar. Mahkumiyet kararı verilenler ise Malta adasına götürülür.
Kitap bu sürece giden aşamaları ve kabine üyelerinin ifadelerini içeriyor. İttihat Terakki erkanını ve Osmanlı’nın savaşa nasıl sürüklendiğini anlamak için bu kitap yeterlidir. Bu konularda yazılan pek çok kitabın kaynağını da zaten buradaki ifadeler oluşturuyor. Kitaba tek eleştirim yazıların güncelleştirilerek basılmaması, dönemin Türkçesi ile basılmış olmasıdır. Burada yazılanları bu kelimeler ile günümüz neslinin anlaması imkansızdır. Bundan sonraki baskılarda bu hususlar dikkate alınırsa kitabın daha geniş kitlelere ulaşmasına imkan sağlanmış olur.
22.05.2012

Bülent Akarcalı bilindiği gibi 12 Eylül 1980 darbe döneminin hemen ardından yapılan seçimlerde milletvekili olarak beş dönem, yaklaşık yirmi yıl milletvekilliği ve bakanlık yapmış bir siyasetçi. Elimizdeki bu kitap ise 20 yıllık siyasi tecrübenin konsatre halde genç siyasetçilere, siyasete gireceklere veya siyasetle seçmen düzenyinde de olsa ilgilenenlere tavsiye ve öğütlerden ibaret bir çalışma. Yazarın siyaset yaptığı dönem Türkiye açısından kritik bir dönemi kapsadığından tarihe not düşülecek hatıralar da önemli bir bölüm oluşturuyor. Bu tür çalışmaların diğer siyasetçilerin de anılarını yazmalarına vesile olmasını temenni ederek iyi okumalar diliyorum.
07.03.2012

Mehmet Altan Türkiye'deki sorunları, kavram kargaşalarını, demokratik sistemde işlemeyen çarkları iyi bilen bir kişi. Bu sorunların varlığının kanun dışı örgütlenmeleri teşvik ettiği de bir gerçek. Bütün bunların varlığı da beraberinde Türkiye'nin gerçek bir hukuk devleti olmasını engelliyor. Kavram kargaşaları ile de devlet içinde örgütlenen yasa dışı oluşumlar halk nezdinde yer bulmaya çalışıyor. Bu vesileyledir ki laiklik demokrasinin yerine ikame edilmeye çalışıyor. Halbuki laiklik ile demokrasi birbirinden apayrı kavramlar. Demokrasi herkesin dini inancını da garanti ettiği için aslında bir nevi laikliği de kapsar ama laiklik kendi başına demokrasiyi garanti etmez. Derin çetelerin demokrasiyi es geçip sürekli laikliğe vurgu yapması da belki bundandır. Sonuçta, ergenekon benzeri yapılanmaların oluşum sürecini gözler önüne seren harika bir söyleşi kitap. Boş zamanınızda okumaya başlamanızda fayda var, çünkü başladıktan sonra elden bırakmak gerçekten zor.