Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

04.05.2007

Çanakkale Muharebeleri, iki anlayışın arasında sıkışıp kaldığından gerçek tahlillerinden uzak kalıyor ne yazık ki. Muhafazakar kesim, iman gücünün önemini, Kemalist kesim de M.Kemal'in ne büyük bir deha olduğunu ortaya koymak için kullanıyor Çanakkale Muharabelerini.
Bu kitapta da yazar, savaşın gerçek sebeplerini genel geçer ezberlerle geçip, muharebe içinde gösterilen kahramanlıklara değinmekle yetinmiş.
Yazar, 20 yıldan fazla bir süre önce liseden hocamdır ve kendisine büyük hürmetim vardır. En temel tarih ve edebiyat bilgilerimi kendisine borçlu olduğumu bildirmeyi de borç bilirim.
Çanakkale Muharebelerinin, hiç ilgi görmeyen yönlerinin de masaya yatırılması gerektiği inancındayım. Çanakkale muharebelerinin gerçek nedeni, İngiliz ve Fransız gemilerinin, Almanlara karşı direncini artırmak istedikleri Rusya'ya yardım amacıyla boğazlardan geçmek istemiyorlar mıydı? Rusya bu yardımı kabul ederken dahi, boğazlardan geçerken kesinlikle İstanbul'da bir işgalin kabul edilmeyeceğini bildirmedi mi? (bunu yazar da belirtmiş) Daha önceki dönemlerde de Ruslar, İstanbul'a göz diktiğinde İngilizler tarafından, İngilizler göz diktiğinde de Ruslar tarafından buna mani olunmadı mı? İngiliz ve Fransızların Rusya'ya yardım ulaştırması ile Almanlar güçlerini iki cepheye bölmek zorunda kalmayacak mıydı? Bunu gören Almanlar ne pahasına olursa olsun İngiliz ve Fransızların boğazlardan geçirilmemesi gerektiğine karar vermediler mi? Bu durumu garanti altına almak için tüm Osmanlı genel kurmayı Almanların emrine verilmedi mi? Almanlar da bu şekilde tüm Osmanlı evlatlarını bir mermi gibi harcayarak Çanakkale'de ölüme sürmediler mi? Bunlara evet diyorsanız Çanakkale Muharebeleri bizim savaşımız değildi. Çanakkale Muharebeleri için ezberletilenlerden biri de; Çarlık Rusyası yılıkmış, bolşevik devrimi yapılmışmış. Aman ne iyi olmuş! Sanki Bolşevik Rusya'nın Rusları uzaydan getirildi, Sanki bizlerin ve dünyanın başına daha fazla dert olmadı. Bir diğer ezber de, İngilizler sömürgeleri karşısında itibar kaybetmiş. Evet, bu utançla bütün sömürgeler kendilerine başka efendiler buldu sanki hemen. Biz görmek istemesek de Çanakkale Muharebeleri, Birinci dünya savaşındaki muharebelerden sadece biriydi ve sonuçları bizler açısından ağır bir muharebeydi. Pek çok yetişmiş insanımız da bu muharebelerde kaybedildi. Yetişmiş insanını kaybeden bir ülkenin kendisini tekrar toplamasının ne kadar mucizelere kaldığına neden hiç değinilmiyor?
İngilizler ve Fransızlar, bu dünya savaşının gün sonunda, galip olan tarftan biriydi. İstanbul'un işgal edilme riski vardıysa, İstanbul zaten işgal edildi. O zaman değil de, 3 sene sonra.
Çanakkale Muharebeleri, yenik olarak çıktığımız dünya savaşının içindeki muharebelerden sadece biriydi. Çıkarmamız gereken dersler olduğu muhakkaktır. Çıkaracağımız derslerin farkına varmak, şehitlerimizin ruhlarını daha fazla rahatlatır düşüncesindeyim.
01.05.2007

Sovyet Rusya'sında, bir ailenin fertlerinin farklı zamanlarda ülkesinden kaçarak Fransa'ya yerleşmesi, burada casusluk yapmaya zorlanmaları, Rus ajanlarının da bu aile fertlerine ulaşmaya çalışması ekseninde geçen bir macerayı konu ediniyor. Yazar zaten eski bir üst düzey İngiliz ajanaymış. Bu da kurguladığı olayların gerçeğe yakın olabileceğini düşündürüyor. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Eser Karakaş bir makalesinde kitabın okunmasını tavsiye ettiği için okudum. Fakat şunu söyleyebilirim ki hayatımda okuduğum en sıkıcı roman oldu bu. Konular birbirinden çok kopuk gelişiyor. Bir roman akıcılığı içinde okuyucuyu içine çekip sürükleyemiyor. Okuyana bir bilgi, düşünce genişliği kazandırmıyor.
29.04.2007

Ali Şükrü Bey, Birinci TBMM'de İkinci Grup'un fikir adamlarından idi ve Tan Gazetesinin sahibiydi. Bu gazetede yayınlamış olduğu yazılar nedeniyle Mustafa Kemal'in muhafız alay komutanı Topal Osman tarafından öldürüldü.
Kazım Karabekir de anılarında; "Mustafa Kemal, Ali Şükrü Bey'in Tan gazetesine ateş püskürüyordu, şimdi sırası mı bunların, gidin yakın, yıkın, ne yapıyorsanız yapın ama susturun şunu diyordu. Bunun çok fena tesirler uyandıracağını, basını susturmakla bir yere varılamayacağını, asla bu tür girişimlerde bulunulmaması yönünde ikazlarımı bildirdim." demektedir.
Ahmet Demirel, 68 sayı yayınlanan bu gazetenin makalelerini bu kitapta toplayarak çok güzel bir iş çıkarmış. Kendisine teşekkür ediyor, meraklılarına kaçırmamalarını tavsiye ediyorum.
26.04.2007

Sartre'yi tanımak isteyenler bu kitap ile başlamalı kesinlikle. Sartre'nin ikinci dünya savaşı başlamasından kısa süre 1939 Eylülünde sonra askere alındıktan, 1940 Haziranında esir düşne kadar yazdığı günlüklerden oluşan bir kitap. Sartre bu sıralarda 34-35 yaşlarında.
Benim anladığım kadarıyla Sartre pasif bir görevde tutulduğundan yazmak için bol bol vakti olmuş. Günlüklerinde bir romana başladığından bile bahsediyor. Ayrıca dönemin bir çok ünlü felsefeci ve yazarı da Sartre ile birlikteler. Keller, Gide ve Pieter'den günlüklerinde sık sık söz ediyor, birlikte yaptıklarını anlatıyor.
ünlüklerin bence bir başka önemli yanı, bulunduğu ortamda, hiç bir harici hazırlık imkanı olmadan, aklından geçenleri olduğu gibi, bütün saflığı ile defterlerine aktarmış olması. Defterlerin pek çoğu da kaybolmuş, ama elde bulunanlar da yeterince doyurucu. Sartre, bu sırada yaşadığı her gelişme karşısındaki duygularını da günlüklerine tüm çıplaklığı ile aktarmış. Sartre bu kitabında bazen güldürüyor, bazen hüzünlendiriyor. Sartre severler kesinlikle kaçırmamalı.
26.04.2007

Yaşam öyküsü perspektifinde ele alınmış bir pisikolojik çözümleme niteliğinde olan bu kitap Sartre sevenler için güzel bir seçim olabilir. Kişinin aile içinde yaşadığı serüven, yetişkinlik döneminde nasıl bir kişilik sahibi yapar sorusuna güzel cevaplar bulunabilecek bir kitap aynı zamanda.