Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

29.11.2004

Kazım Karabekir ile Mustafa Kemal’in aralarındaki gerginliğin had safhalara ulaştığı bir eser. Bu yüzden de Mustafa Kemal tarafından toplatılarak yakılmış.
K.Karabekir Paşa diyor ki; “Kurtuluş mücadelesinin başlangıç tarihi 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsuna çıkışı ile değil, benim 19 Nisan 1919’da Trabzon’a çıkışım ile başlamıştır” diyor. 12 Nisan 1919’da İstanbul’dan vapura binmeden bir gün önce 11 Nisan günü M.Kemal ile Şişli’deki evinde görüştüğünü ve kurtuluş mücadelesini Ali Fuat Paşa da yanlarında olmak üzere birlikte planladıklarını iddia ediyor. M.Kemal ise bunları reddediyor ve iddiaların hayal ürünü olduğunu savunuyor. Eserde yer yer Nutuk’a da cevaplarda bulunuyor. Atatürk’ün Nutuk’ta Ermeniler’in Kars’ı savaşmadan terkettikleri sözünü K.Karabekir reddediyor ve çetin muharebeler ve ciddi bir streteji takibi ile Ermeniler’in sınır ötesine atıldıklarını söylüyor. Buna benzer bir çok olayları ilgi ile okuyabileceğimiz bir eser.
29.11.2004

Şişli Terakki Lisesinin kullanım dışı bulunan Nişantaşı binasının arsası düşük bir fiyatla Dinç Bilgin’e ait DB inşaata verilir ve bunun üzerine eleştiri yağmuruna tutulur. Abdurrahman Dilipak, Ilgaz Zorlu, Erdal Billar gibi bazı yazarlar köşelerinde Terakki Lisesinin Sabetaylara ait bir tarikat okulu olduğunu, bodrum katının bile sinegog olarak kullanıldığını, yine bir Sabetaycı olan Dinç Bilgin’e peşkeş çekildiğini yazarlar. Bunun üzerine okulun bağlı bulunduğu Terakki Vakfı yönetim kurulu, adı geçen yazarlara karşı hakaret davası açar ve manevi tazminat talebinde bulunur. Yazarlar ise yazdıklarının hakaret olmadığını, gerçekleri yazdıklarını iddia ederek savunmada bulunurlar. Dava bu şekilde sürer gider. Dava dilekçelerinin oluşturduğu bu kitap Sabetaycılık hakkında bilgi edinmek isteyenler için güzel bir kaynak olmuş.Yazarlar ayrıca iddialarını desteklemek için kitaba Sabetaycılıkla ilgili pek çok kaynak, makale ve belge eklemişler. Sabetaycılık hakkında bilgi edinilebilecek güzel bir kitap oluşmuş.
29.11.2004

Kazım Karabekir Paşa’nın çocuk eğitimi konusunda yazdığı bir eser. İki cilt halinde yayınlanan eserin ilki, hazırlık çalışmalarını, ikincisi ise basında ve siyasette bulduğu yankıları anlatıyor.
K.Karabekir Paşa, Birinci Dünya Harbi sırasında doğu sınırını güvence altına aldıktan sonra kurtuluş savaşı sırasında da bu bölgenin güvenliğini temin için bölgeden ayrılmaz ve Garp cephesinin daha güçlü olmasını sağlar. Bu sırada ise, Ermenilerce katledilmiş, ya da savaşta şehit olmuş ailelerin yetim çocuklarını toplar ve onları eğitmeye başlar. Öncelikle hepsine yetaneklerine göre birer meslek edindirir, sağlıklı yaşamın gereklerini öğretir, tiyatro gibi kültür faaliyetlerine katar. Tüm bunları mahiyetinde bulunan yedek subay ve teknik personeli vasıtasıyla yapar. Sonrasında ise yetiştirdiği bu çocukları ülke turuna çıkarır ve tüm ülkeyi gezdirir. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte, çocuklar hakkında yaptığı proğramları eğitim politikası olarak uygulamak ister. 1924 yılında kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının eğitim politikası böylece şekillenir. Fakat sonra neler olur? Bazı isyan hareketleri Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına maledilir ve parti kapatılır, Kazım karabekir’in milletvekili olarak dahi adaylığını koyması engellenir, evinde 15 yıl boyunca göz hapsine tutulur. O da göz hapsi boyunca bütün çalışma ve hatıralarını kitap halinde hazırlar. Bu farkedildiğinde hapsi toplanıp yakılır fakat K.Karabekir paşa tedbirlidir, birer nüshalar önceden gizlenmiştir. K.Karabekir paşa, ancak Atatürk’ün ölümüyle göz hapsinden kurtulur ve siyasi çalışmalarına devam eder.
29.11.2004

Yazarın 1962 ile 1976 yılları arasında önce Yön Dergisi, sonrasında da Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı makalelerden derlenmiş bir kitap. Şevket Süreyya Aydemir, kitaplarından da bilindiği gibi Atatürkçü düşünce ve cumhuriyet ilkelerine bağlı olmakla birlikte Atatürkçülük ve Cumhuriyet adına yapılan fakat bunlarla hiç ilgisi olmayan politikaları da cesurca eleştirmiş bir yazardır. Bu kitapta da bu şekildeki makalelerine sıkça rastlıyoruz. Örneğin; “Doruktaki Kavga” adlı makalesinde; CHP’nin ünvanında her ne kadar Halk kelimesi geçse de aslında bir devlet partisi olduğunu ve politikasında halkın çıkarlarından çok devletin çıkarlarını ön plana aldığını belirtmektedir. Makaleler, 30-40 yıl önce yazılmış olsa da ne kadar güncel olduğunu görmek insanı hayrete düşürüyor, yoksa gerçekten de yerimizde mi sayıyoruz?
29.11.2004

Türkiye’nin ekonomik ve siyasal sorunları üzerine yazılarından tanıdığımız yazar, bu kitabında da birbirinden ilginç yazılarını biraraya getirmiş.
Yazar Türkiye’yi bütün rüyaların aynı anda kesildiği ülke olarak yorumluyor. Pek de haksız olduğu söylenemez. Herkes hayatını, işini kurup gelecek planları yapar, hayatını sürdürürken sabah bir uyanıyoruz ki; borçlu olanların borcu üç katına çıkmış, alacağı olanlar alacağını tahsil edemez hale gelmiş, üretim yapanlar ürünlerini satamaz olmuş! Ya da bunların hiç biri olmasa da ihtilal olmuş! Güzel bir düşünce jimnastiği için okunmaya değer.