Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

ilkay coşkun Tarafından Yapılan Yorumlar

23.01.2026

Üretken yazar Sinan Ayhan’ın kaleminden daha anlaşılır, daha sarih, konusu belli olan, yüzü insana dönük güzel denemeler okudum. Türkü üzerinden geçmişe ve kültür inşasına değer kıymet veren bir gözle bakışı yansımaktadır. Mesela gurbette türkü, memleket gibi ne çok kıymetlidir değil mi? Ne varsa eskide kaldı diyenlerdendir bir taraftan... Ya da Fethi Gemuhluoğlu’nun “İnsan gönülden ibarettir” sözündeki gibi bir duygudaşlık taşınmaktadır. Anadolu insanına zorluklar ve acılar daha çok türkü yaktırmıştır. Söz nakil kültürü anonim bireyler üzerinden taşınır daha çok. Değirmende doğan fare, gök gürültüsünden korkmayacağı bir tavır ve muhkemlik halidir bu. Gerek duygusuyla gerekse de lirik tavrıyla eleji bir türkü kıvamında okudum yazılanları. Hayatımızdaki musiki ve türkü, rutin dünyanın içindeki en mühim güzelliklerdendir. Bu neviden yazıların içeriğinde hüzünler olsa da türkülerimiz üzerinde baharlar taşıyan elbiseler hep olacaktır.
28.12.2025

Yazar, anlatımlarında atlamalı, konu sıçramalı, çağrışımlı ve izahlı bir üslup benimsemiş gözüküyor. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da az sözle çok mana şiarıyla yalın ve hikemî bir tarz benimsenmiştir. Derinlikli bir Müslüman bakışının yanında daha geniş bir çerçevede özgün bir dünya görüşüyle hümanist ve insancıl üsluptadır. Bütün bu kavramlar, retroskopektif bilgimiz, tözler ve süreçler dâhilinde ele alınmaktadır. Başka bir ifade ile kadim değerlerimizin, dinimizin ve kültürümüzün metodolojisini kavramış ve bunu dervişane bir dokunuşla okurlarına yansıtmaktadır. Anlatım içerisine mevcut durumun sosyolojisini ve psikolojisini de dâhil edebiliriz. Her bir olgu sık sık mütebahhir kereler geri dönüşlerle ele alınmaktadır. İnsanlık olgusunun künhüne vakıf bir anlayıştır bu. Günümüzün hastalıklarına daha çokta geleneği ve değerleri yıkmış yerine başka bir şey de koyamamış insanın ortada kalmışlığına cevaplar aranmaktadır.
16.12.2025

Bir kitabın havasını kokladım ve yazayım istedim. “Her esinti yüzümüze dokunuyor; havanın ezgileri bizi dansa kaldırıyor sanki. “İlkay Coşkun daha kitabın başında havasına sokuyor bizi.
Nisan yağmurunu yutan bir yılanın ağzındaki damlanın ya zehre ya da şifaya dönüşebileceğini anlatır okuduklarından, bildiklerinden; gür yağmurlar üzerine konuşurken. ‎Önce gönlün havası mı değişir dersiniz, yoksa esen rüzgârlar mı değiştirir bizi? Ya beklediğimiz hava bizi yarı yolda bırakırsa? Yüzyıllardır insanlar, doğanın işaretlerine bakarak yaşamlarını biçimlendirmiştir ya, örnekler vererek anlatır Coşkun. “Kavağın yaprağı aşağıdan dökülürse kış çok olur.”, “Koç ayında soğuk sert olursa, kış uzun sürer.”, “Keçinin pöçü havadaysa yağmaz; aşağıdaysa mutlaka yağar.” Cırcır böceklerinin sesinden, serçelerin yere çöküşüne kadar nice küçük belirtiye anlam yüklenmiştir. Bir bir gösterir olan biteni böyle kitabında. ‎Ben, bilmediklerimi öğrendim. Keyifli değil mi ne dersiniz? Emine Türker Özgen
13.12.2025

Şairin şiirlerinin çağrışımı yüksek, dizgisi kendine has bir üsluptadır. Şiirlerde az imge ve yalın anlatımla rafine edilmiş mısralar okumaktayız. Ama yalın anlatımla derinlikli önermelerde bulunulmaktadır. Şair, şiir mürekkebine, imge ve alegorilerle çok fazla su karıştırmadığını söyleyebilirim. Dekadandık içermeyen nazenin bir tavırdır bu. Şiirler, derinlikli ve kapalı bir anlatım üzerinde yol almış görünse de şiirlerin manası tamamen şairin karnında da değildir elbette. Konulu kimi şiirlerde sarihliği de görmekteyiz. Biz okurlar için bu güzel şiirlerden polen ve tat alabilmek için düşünmek, algılamak ve özümsemek gerekmektedir. İyi okumalar dilerim.

20.11.2025

Kitaptaki hikâyelerde köy- kent Anadolu serüveninin ritmini ve hareket alanına şahitlik ediyoruz. Özellikle şehirlere yoğun göçlerle beraber, kent ile köy arasında kalan Anadolu insanının retrospektif hafızasından alıntılanmış kesitler olarak düşünebiliriz. Yazar, yaşamış olduğu birçok hatırayı hikâyelerle ayaklandırmış gözüküyor. Bu durum da hikâyelerin kurgudan daha çok mazi de yaşanmış hikâyeler olduğu anlayışını kuvvetlendirmektedir. Böylelikle kültürümüzün ve değerlerimizin aurası taşınmaktadır. İçerisinde kurgu da olsa anıların penceresinden bu şekilde bakabilmek ne güzelliktir. Taşranın mücadelesi, şehrin umudu, göçün hikâyesi, acılar ve sevinçler ile yoğrulmuş bu güzel hikâyeleri okudum. ‎