Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
irfanyalçınkaya Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap başlangıçta iyi kötü bir konu bütünlüğü içinde gidiyordu, fakat sonra tamamen dağıldı gitti, adeta bir "fikir uçuşması"na döndü, ne ararsanız vardı ve aynı zamanda bir şey de yoktu. Güya yazar Nas isimli bir edebiyatçının İstanbul'daki hikayesini, o hikaye özelinde edebiyat ve sanat camiasını, insanımıza ve ülkeye dair bazı konuları Nasreddin Hoca figürü ile de bağlantı kurarak anlatmaya çalışmış. Fakat konu gittikçe flulaştı, bu belirsizliğin sonu nereye varacak diye bırakmayıp sonuna kadar sabırla okudum, tam anlamıyla hüsrana uğradım. İlk defa kurgu roman bile olsa bir kitabın ne olduğunu, ne anlatmaya çalıştığını anlamadım desem yeridir. Güya Nas yaşadığı hayatı Reddetmiş. Okuyup bitirdiğimde sap gibi ortada kaldım ama geriye bana hiçbir şey kalmadı. Yazar adeta ortaya karışık bir şey yapmış, bu kitapta 'ne ararsan bulunur derde davadan gayrı' demek istemiş sanki. Alıp okumanızı önermiyorum hem paranıza hem de zamanınıza yazık olur.
Erasmus, özgün, özgür ve bağımsız kalmanın- kalabilmenin trajedisini yaşamış. Kitabı okurken yer yer ona kızıyor, yer yer de hak veriyorsunuz. Kitabı Avrupa din ve fikir tarihi açısından mutlaka okumalısınız, zira benzer tartışma ve kavgalar diğer din ve fikir (ideloojiler) arasında da vardır. Kitabı Avrupa ölçeğinde de olsa bir din ve bilim insanının yazarın deyimiyle "zafer ve trajedisi"ni öğrenmek ve kendi dünyanızda karşılığı olup olmadığını görmek açısından mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Erasmus'u bize tanıtan yazar Zweig, 1940'lı yıllarda Avrupa'daki kanlı savaşı görünce umutsuzluğa kapılıp eşi ile intihar etmiş. Kanaatimce Avrupa (AB), son Gazze Filistin Soykırımı'ndaki tavır ve tutumu ile Erasmus ve Zweig'in ruhunu incitmiş, Hitler'i sevindirmiştir. Son bir not, çevirmenin 2008'de yazdığı notta, kitabın yayınlandığı dönemi "laiklik ilkesinin ayaklar altına alındığı ortam ve dinsel bağnazlık" olarak nitelemesi trajik, bağnazca ve yakışıksız olmuştur, kınıyorum.
Nefi, Fuzuli ve Baki gibi divan edebiyatının önemli ve önde gelen şairlerinden biridir. Sultan 4. Murad döneminde bilhassa hicivleri ile öne çıkmış ve bu yüzden de ölümüne giden yolu hazırlamıştır. Nefi'yi daha önce Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde izlemiştim. Kitap, şairin hayatı, edebi yönü ve şiirlerini roman havasında ele almış olup başarılı ve sürükleyicidir. Şairin hayatını okurken aynı zamanda yazarın bakış açısından dönemin Osmanlı tarihini de okumuş oluyoruz. Kitabın tek kusuru şairin beyitlerinin çoğunun günümüz Türkçesine çevrilmemiş olmasıdır. Bu şiirleri anlamayı ve zevk almayı engelliyor. Tarihte ne yazık ki güç ve iktidar sahipleri eleştiri, hiciv ve muhalefetten hiçbir zaman hoşlanmamış ve dışlama, susturma yoluna başvurmuşlardır. Meşhur divan şairi Nefi'nin hayatını, dönemini ve edebi yönünü roman havasında anlatan bu emek mahsulü eseri edinip okuyun derim. İyi ki şiirler var, iyi ki edebiyat var.
Yazarın daha önce "Nar Ağacı" ve "Mücella" romanlarını okumuş ve beğenmiştim. Kalemi, edebi yönü güçlü bir yazar. Kur'an'da bir konunun bütünüyle bir sureye hasredildiği tek suredir Sure-i Yusuf. Ve bu kıssa şiirlere, şarkılara, türkülere, filmlere, deyimlere ve daha nice edebi-kültürel eserlere konu olmuş, hepimizi derinden etkilemiştir. Duygusal ve hikmet yönleri çok olan bu sureyi(konuyu) yazar kendi duygu ve düşünce evreni içinde ele almaya çalışmış. Beğendim fakat bana çok hitap etmedi. Ben kitaptan ziyade Şark'ın şiiri olarak tanımlanan İran sineması tarafından diziye uyarlanmış halini tercih ederim. O dizi bir efsanedir, adeta dizi-yorum(tefsir)'dur. Onu izledikten sonra her ne kadar 78 baskı da yapsa kitap o tadı ver(e)medi. Yusuf kıssası her okuyuşumda beni öyle etkilemiştir ki ikinci oğluma isim olarak verdim. Kur'an'da Allah neden tarihteki bazı olayları düz değil de kıssa tarzında anlatmış diyordum ki, "Big Fish" filmini seyredince anladım.
Gerçek Tıp ismiyle, aklınca kendisi gibi düşünmeyenleri Yalan, Sahte Tıp'çı pozisyonuna düşürmüş yazar. Kitabını yağmurdan kaçarken doluya tutulan kişi misali modern tıptan kaçarken geleneksel tıbbın açmaz ve çıkmazlarına düşen biri olarak gördüm. Modern, geleneksel, nebevi (hadis), uzak doğu tıbbi uygulamaları ile ortaya karışık bir tıp inşa etmeye çalışmış. Nedense bu şifacı tipler çoğunlukla Orta Asya'dan çıkıyor, herhalde burda bir boşluk var, ekmek var, şöhret var diye düşünüyor olmalılar. Kitapta doğru fikirler de yok değil ama biliyorsunuz durmuş saat bile günde iki kere doğruyu gösterir, o kadar doğru da olsun yani. Kitabı zararlı, tehlikeli ve yanıltıcı buldum. Hipokrat'ın meşhur 'önce zarar verme' ilkesine bile riayet etmemiş. Kitaptaki bütün bilgiler ispatlanması mümkün olmayan, bir tane bile kaynak gösterilmeyen kanaatler, kabuller, aktar formülleri, ıvır zıvır, saçma sapan yorumlar. Lütfen alıp okuyup zamanınıza, paranıza, sağlığınıza ve aklınıza zarar vermeyin.