Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

Yusuf S. Tarafından Yapılan Yorumlar

10.01.2008

Çok ilginç bir öykü.. Şahsen, içerdikleri olaylar az çok birbirine benzedikleri için rasgele bir roman okumayı tercih etmem. Ayrıca, çeviriler her zaman kaliteli yapılmadığından, yabancı yazarların romanlarını okumaya da biraz mesafeliyimdir. Macar yazar Magda Szabo'nun bu romanını güvendiğim birisinin önerisi üzerine alıp okudum. İyiki de almışım.

Çeviri olduğunu belli eden kısımlar yok değil kitapta, ama yine de güzel bir çeviriydi bence. Hikaye örgüsü ise, dediğim gibi tamamen sıradışı. Bu yüzden büyük bir merakla okudum kitabı. Bir yazar (ki kitap boyunca bunun Magda Szabo'nun kendisi olduğunu görüyorsunuz. İnternetten aradım ama kitabın gerçek hayattan alınma bir tarafı olup olmadığına dair bir bilgi bulamadım) ve onun hizmetçisi arasındaki ilişkiler aslında. Sanki çok sıradan gibi geliyor konusu. Ama bu hizmetçi çok sıradışı bir karakteri olan birisi. Çok vakur ve zaman zaman inatçı bir tutumla yazara yaklaştığından, "hizmetçi" kelimesini kullanmak okumak isteyenlerde yanlış çağrışımlara yol açabilir. Sonu tahmin edilmesi zor olan bir roman bu.

Şu hatırlatmayı da yapayım, kitap okumaya çok aşina olmayan okuyucular yer yer yeralan otobiyografik veya kişilik ve duygu tahlilleri ile ilgili kısımları sıkıcı bulabilirler. Ancak, sıradışı bir roman okumak isteyen kitapseverlerler seveceklerdir.

Bu arada yazar geçtiğimiz ay (Aralık 2007) 90 yaşında hayatını kaybetti. Ve bu kitabı 1987'de yazmış.
02.01.2008

Puslu Kıtalar Atlası yazarın okuduğum tek kitabı. Yazarın üslubuna bayılmıştım, üstelik olayın kurgusu da inanılmaz güzeldi. Suskunlar'ı, aynı keyfi yaşamak için, ve yazarın 10 yıl içinde kendine neler kattığını görmek için aldım. Ama sonuç hayal kırıklığı ne yazık ki..

Yazarın üslubuna diyecek yok, yine aynı tarzda, yine eğlenceli, yine ağdalı osmanlıcayla dolu, çok hoş gerçekten. Ve bu bir İstanbul kitabı ayrıca.. Eski İstanbul'da gezinmek de güzeldi kitabı okurken.. Yalnız İhsan bey bu kitabı pek acele yazmış sanırım. Somut örnekler de vereyim:
123. sayfada İbrahim dede olarak tanıtılan şahıs, bir sonraki sayfada İsmail dede oluvermiş. Sonra tekrar ismi değişmiş İbrahim olmuş.
195. sayfada Köse Zehra olan hatun, 238. sayfada Köse Bihter'e dönüşmüş.
36. sayfadan itibaren Meymenet olarak bildiğimiz şahıstan birden bire Beşir olarak bahsedilmiş 189. sayfada.
Yani yazar, karakterlerinin adını karıştıracak şekilde acele yazmış sanki kitabı..
Ayrıca, yazarın kitap boyunca kendini belli eden ve takdir ettiğim dini ve fıkhi bilgisine, 251. sayfada Kütübüssitte'den tefsir kitabı diye bahsetmesi pek yakışmamış. Bunlar hadis kitabı çünkü..

Ayrıca, üslubunun güzelliğine karşın olay kurgusu kopuk kalmış bence.. Çok iyi bağlanamamış hadiseler. Mesela tağut karakteri, Batın karakteri pek havada kalmış gibi geldi bana.. Bir de dil osmanlıca olarak ağır şekilde ilerlerken, bazen aralarda birden günümüz türkçesi'ne döndüğünden bu kısımlar yapmacık gibi kalmış. Puslu Kıtalar Atlası'ndaki tadı bulamadım kısacası.

Sözün özü, İhsan Anar'ın üslubunu yeniden tatmak isteyenler okuyabilir, ama hikaye ve kurgu tatmin edici değildi benim için. Kitap aceleyle, bir an önce bitsin diye yazılmış hissi uyandırdı bende..