Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üretken yazar Sinan Ayhan’ın kaleminden daha anlaşılır, daha sarih, konusu belli olan, yüzü insana dönük güzel denemeler okudum. Türkü üzerinden geçmişe ve kültür inşasına değer kıymet veren bir gözle bakışı yansımaktadır. Mesela gurbette türkü, memleket gibi ne çok kıymetlidir değil mi? Ne varsa eskide kaldı diyenlerdendir bir taraftan... Ya da Fethi Gemuhluoğlu’nun “İnsan gönülden ibarettir” sözündeki gibi bir duygudaşlık taşınmaktadır. Anadolu insanına zorluklar ve acılar daha çok türkü yaktırmıştır. Söz nakil kültürü anonim bireyler üzerinden taşınır daha çok. Değirmende doğan fare, gök gürültüsünden korkmayacağı bir tavır ve muhkemlik halidir bu. Gerek duygusuyla gerekse de lirik tavrıyla eleji bir türkü kıvamında okudum yazılanları. Hayatımızdaki musiki ve türkü, rutin dünyanın içindeki en mühim güzelliklerdendir. Bu neviden yazıların içeriğinde hüzünler olsa da türkülerimiz üzerinde baharlar taşıyan elbiseler hep olacaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok hızlı okunan bir kitaptı, gerçekten bir saatte bitti. Akışı hiç takılmıyor, sayfalar kendi kendine akıyor. Konu olarak da alışılmışın dışında; dijital kimlik, ikinci benlik ve insanın kendisiyle yüzleşmesi üzerine farklı bir yerden yaklaşıyor.

Kitap, “gerçek ben hangisi?” sorusunu merkeze alıyor ve bunu ağırlaştırmadan, sade ama merak uyandıran bir şekilde işliyor. Kısa olmasına rağmen düşündüren bir tarafı var. Derinleşmeye açık bir evreni olduğunu hissettiriyor ve devamı için net bir merak bırakıyor. Genel olarak çabuk okunan ama boş olmayan, farklı bir fikri olan ve devam kitaplarını okuma isteği uyandıran bir başlangıçtı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Peygamber Süleymân… Rabbinin “O, ne güzel bir kulumuz oldu. O her zaman bize yönelirdi.” sitayişine mazhar olan ender ruhun Neml ve Sebe surelerinde bahsedilen dillere destan serencamı… Bize ne söyler, ne kalır onca yaşanmışlıktan? Hayli çekici bu konuya eğilen eser; oldukça yalın, akıcı, dokunaklı. İşârî tefsir de içeren eseri okumayı bitirdiğinizde Allah tarafından kendisine bol bol ihsanda bulunulmuş mârifet sahibi bu peygambere dair daha önce işittiğiniz kelimelerden/cümlelerden çok öte hisler/bilgiler oturuveriyor kalbinizdeki tahta bu kez. Zira “Süleymân var[dır] Süleymân’dan içerü.” En etkileyici noktalardan biri, bir karıncanın gelen kalabalığın Hz. Süleymân ve ordusuna ait olduğunu bilmesi. Nasıl mümkün olabilir ki diyorsunuz. “Allah’ı hakkıyla bileni, her varlık bilir ve tanır.” diyor yazar. Ürpertici…
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bu eserinde bize ne anlatmış, diye düşünüldüğünde net bir yanıt bulmak zor. Yekta Kopan, kişisel gelişim sektörünü eleştiriyor, denilebilir ancak bunun, bu eleştirinin bir iktisadi-politik art alanı olması gerekir. Yani çağdaş kapitalizmin, özgün adıyla neoliberalizmin, toplumsallığı tasfiye edip yerine geçirdiği hazcı ve çıkarcı tekil bireyi ne için ve ne amaçla yarattığı romanda ele alınmıyor. Bu ideolojik zaaf, metni güçsüz kılıyor. Ayrıca yazarın Türkçesi de biraz sorunlu, bazı cümleler özensizce sarf edilmiş. Kurgu içinse eh denilebilir; en azından popüler bir anlatı kurma yöntemi olan "kahramanın yolculuğu" somutlanmış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Değerli hocam Prof. Dr. İnayet Aydın akademik dünyada sıkça ihmal edilen etik ilkelere sistematik ve eleştirel bir bakış açısı ile kaleme almış. Kitap; bilimsel dürüstlük, intihal, veri manipülasyonu, yazar sorumluluğu ve akademik unvanların etik kullanımı gibi temel konuları hem kuramsal çerçeve hem de somut örnekler üzerinden ele almıştır. Etik sorunları yalnızca bireysel hatalar olarak değil, akademik kültür ve kurumsal yapıların bir sonucu olarak değerlendirmiştir. Bu yönüyle eser, akademisyenler, lisansüstü öğrenciler ve araştırmacılar için sadece bir rehber değil, aynı zamanda akademik vicdanı güçlendiren bir farkındalık metni niteliği taşımaktadır. Keyifli okumalar dilerim...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın ismine odaklanarak yoğun olarak aşk üzerine diye düşünürseniz yanılırsınız.

İnsanlar kendi hayatlarını yaşadıklarını sanıyor. Ama ekonomi, askeri genişleme, devlet aklı, siyasal yönelim onların kaderini çoktan çizmiş oluyor.

Rusya devletinin modernleşme ile gelen askeri gücü, devletin bireyin önüne geçmesi, toplumsal hiyerarşinin insan ilişkilerini bile belirlemesi, işte bu sebeplerde. aşkları, dostlukları, hatta vicdanı bile arka plana itiyor.

Bu yüzden son, çok ama çok gerçek.
Ve gerçek olduğu için hüzünlü.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazen başka bir çağda, başka bir bedende ve bambaşka bir kültürde yaşasak nasıl olurdu diye düşünenlerimiz vardır. Bana göre bu düşünceyi gerçeğe en çok yaklaştıran yazarlardan biridir Tolstoy. Asırlar öncesinde, Çarlık Rusyası'nda bazen bir general, bazen varlıklı bir ailenin şımarık çocuğu, bazen de hayat mücadelesi veren bir serf olmanın nasıl bir duygu olduğunu az olsa tadabiliyorsunuz. Bir kere insan ömründe yaşanabilecek sıradan olayların içinde buluyorsunuz kendinizi, yazarın hissetmenizi istediği duyguları ise yaşamak zorundasınız zaten. Okurken sıkıldığınız bazı yerler oluyor ancak unutmayın, karakterler de esasında hayatlarının o noktasındayken sıkılmışlardır. Sıkıcı balolarda, savaş meydanlarında, tarlalarda, köy ve malikanelerde geçen hayatlar bunlar
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapyurdu'nda dolaşırken yorumları görüp aldığım, 14 hikayeden oluşan bir kitap. Daha ilk hikayede yazarın yaratıcı ve farklı bakış açısıyla tanıştığıma sevindim.

Punto ya da satır araları bir tık geniş olsa daha rahat okunabilir. Kitap kapağına da dikkat çekici bir şeyler (parlaklık/kabartma vs.) eklemek lazım, kitap kapağıyla değerlendirilmez ama daha çok kişinin okuması için de bir ışıltı gerekiyor.

Ne olursa olsun "Herkesin göreceği, kendi zihninin aydınlattığı kadardır." Kalemin hep parlasın Melisa Parlak.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bu eserinde Latife Tekin'in Gece Dersleri kitabına Yalçın Küçük tarafından yapılan eleştirilere, sorumluluk bilinciyle cevap veriyor. Kitap bir roman özelinde eleştiri metodolojisi bakımından kaynak niteliğinde değerli bilgiler taşıyor. Günümüz Türkiyesinde hatta dünyasında bir yazarın eserine bir başka yazarın eleştirilerine üçüncü bir yazarın dahil olup cevap verme cesareti göstermesi ve bunu hiçbir menfaat gözetmeden yapması, bu yolda ciddi emek ve mesai sarf etmesi eşine rastlanır bir durum değil. Ancak düşüncelerin itibarsızlaştırılarak hak etmedikleri muameleye maruz bırakılmalarını sineye çekmenin de kabul edilebilir olmadığı aşikar. Kısa olmasına rağmen kitabı okumanın bir yoruculuğu var. Çünkü üç kişinin metnini hakkıyla anlamak, ciddi bir bilişsel çaba gerektiriyor. Ancak bu duruma yazarın müdahale imkanının kısıtlı olduğunu da görmemiz gerekiyor. Kitaptan benim payıma düşen en önemli mesajlardan biri şu: Eleştirilerinizin eleştirilmesini göze almadan eleştiri yapmayın.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'nın ilimde ancak 1300 yılında Türk medeniyetinin aydınlık çağı düzeyine gelebildiğini kaydeden yazarın tasavvuf konusunda yetersiz değerlendirmeleri var. Yarısı doğru yarısı yanlış hükümler.

***
Yine de okunmaya ve düşünmeye değer noktaları yakalamış. Türk-İslam dünyasının tefekkür alanındaki gerileme sürecini etkilediği iddia edilen argümanları (Ticaret yollarının değişmesi, Moğol istilası vb.) teker teker ele alarak yanlışlığını gösteriyor.

***
Tasavvuf konusundaki yetersizlik Türkistan tasavvufunun önemli isimlerinin İslam'ın bölgede yayılışındaki rolünü fark edememesi noktasında zirveye ulaşıyor. Yesevî Seyyid Ata ile Kübrevî Seyfeddin Baharzi'nin Berke Han ve Özbek Han'ın müslümanlaşmasındaki ve tarihi dönüştürmelerindeki kritik rollerini görememiş. Seyyid Ata'nın ismi kitapta hiç geçmiyor.
Bu iki ismin rollerini anlamak için Ötemiş Hacı'nın TTK yayını Çengizname'si okunabilir.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir