Geçmişin içinde harika bir yolculuk yapıyorsunuz başlar başlamaz kitaba, pek dokunulmamış yerlerine dokunuyorsunuz tarihin. Çünkü sadece herkesin bildiği kimselerden bahsetmiyor kitap. Ve bir kitap bahsediyor herşeylerden. Taşıdığı uçsuz bir giz. Kendisine bile gizli üstelik. Bir kez okumak yetmez bu kitabı. <br />
diğer yorumları okuyunca oldukça şaşırdım aslında...Ben diğer çalışmalrından tanıdğım İkender Pala'yı okumaya bu kitaptan sonra ara verme isteği hissetmiştim. Kesinlikle Türkçe konusunda bariz hataları olduğunu anımsıyorum (uzun zaman oldu okuyalı) Hiç yakıştıramamıştım. Konusuna, kurgusuna bir şey diyemsek bile dili daha iyi kullanmasını beklerdim aslında ben...
İskender Pala' yı bu kitabı ile tanıdım. Ardından "bid dirhem iki çekirdek." Son olarak da Kitab-ı Aşk.<br />Hepsinden farkle bir lezzet aldım. Ama Babil' de ölüm İstanbul' da aşk' ın yeni daha farklı. Hem edebiyat hem biraz tarih ve en çok da aşk. Divan edebiyatını merak ediyor ama sevemiyorsanız kitabı okumanızı öneririm. Her bölüm bittiğinde acaba şimdi hangi şiirle karşılayacak bizi diye merakla bekliyorsunuz.
iskender pala bu romanında da muhteşem bir dil kullanarak okuyucuyu etkilemeyi başarıyor.eşyanın da bir ruhu olduğunu hatırlatıyor bizlere..aşk kitaba değil ,kitap aşka yazılıyor sanki...hep insanlar aşık olacak değil ya güzellere,kitap da aşık oluyorismini üzerinde taşıdığı güzele.. bu kitapla sürükleniyor,şehir şehir ,ülke ülke dolaşıyorsunuz..tarihin karanlık sayfalarında kah hürrem sultanlasınız,kah lale devrinde..kah vatikanın acımasız işkence odalarındasınız kah babilin asma bahçelerinde..görmedeiklerinizi görüyor ,duymadıklarınızı duyuyorsunuz bu kitapla..fuzulinin gönlünden çıkan namelerin ne kadar önemli olduğunu anlıyor ve artık leyla ile mecnun u bi başka okuyorsunuz.. gerçekten çok güzel bir kitap..keşke diyor insan, keşke daha önce okusaydım..
ilk denemesi olmasına karşın, İskender Pala'nın bu romanı; okuduğum romanlar içinde beni sürükleyen ve etkileyen romanlar içinde ilk sıralarda yer aldı. kelime hazinemizin kıtlığından veya özümüze yabancılaşmamızdan olsa gerek, her ne kadar bazıları bu romanın ağır bir dille yazıldığını söyleseler de dilin kullanımı harika. tarihin gerçeklerinden de taviz vermeden bir roman ancak böyle işlenir. fakat; ilkin üçüncü bir şahsın dilinden aktarılan olaylar, sonradan bir eserin (L-M) müşahedesiyle aktarılıyor. aşkın ulvî boyutunu övüp şehevi aşklardan şikayetçi olan anlatım -her nedense- tensel isteklere de kaçıyor. örneğin, L-M, odada kendinden bihaber olan bir hanımın elbise değiştirmesi esnasında, kendini alamayıp bedenine nazar eylediğini; veya genç kızların tensel özelliklerinin ön plana çıkması gibi anlatımlar, aşkı o saf boyutundan uzaklaştırıyor. bu durumlar -bence bir tenakuz gibi gözükse de-, Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk romanın başarılı bir üslûbla akıcılığının yanında koca bir dağın eteklerinde çakıl taşları hükmüne geçiyor. İskender Pala'ya bu ve benzeri başarılı çalışmalarından dolayı teşekkürler...
osmanlı tarihine meraklıysanız ve aşkın ne olduğunu biliyorsanız birde edebiyattla ilginenip edebiyat dünyasında bük bir maceraya katılmak istiyorsanız okumanız gereken bir kitap
İskender Pala adı yeterli kitabı alıp, okumanız için. Ve okuduğunuzda üslubun şahaneliği, anlatımın derinliği sizi iliklerinize kadar sarsacak eminim...
iskender pala dedikte insanın titriyor bedeni.en başta da yüregi... babil ve kara delik mucizeleri,ah bilinmezlik! ne acı.kalemin kadim olsun ey Hazreti İskender
dünyanın en lirik şairi olmayı şairlik lafzının ifade ettiği her "şey"le hak eden Fuzulinin fazlı üzerine yazılmış eser. babilin atmosferini solurken herkesi cezbeden kitaplar dünyasının cezbesi hummaya dönüşüveriyor. fuzulinin peşinde koşuyorsunuz saatlerce. e, hoş bir duygu bir kitap bitimliği de olsa şair olmak, olamıyorsan şaire yoldaşlık. gökkubbe altında söylenmedik sö kalmamıştır, üzerine şüpheye düşüyorsunuz. gökubbeyi yerin altından maada gördüğümüz için olsa gerek bu. saklanan dünyanın, karanlık kalanın kelimelerle hasbıhali daha tesili oluyor. zira ancak bir süre sonra çıkıyor gün ışığına, belki de hiç çıkmıyor. gömülüp kalıyor bir eski yazma gibi. babail cemiyetinin varlığı ile yokluğunu düşünmüyoruz bunun için. babiller ve cemiyetleri hep vardı. hatta üye olmaklığımızın bile farkına varamayabiliriz. M.Akif DUMAN
Roman gerçekten çok güzel bir kurguya oturtulmuş. İlk sayfada biraz karmaşık görünsede gerçekten sonra anlatılanlar bu 50 sayfanın neden yazıldıgını açık bir şekilde gösteriyor. Hikayeyi fazla ağırlaştırmadan güzel Osmanlı günlerinin zevkiyle anlatmakta ve duygu yoğunluğu bazı yerlerde azalmakta ve bu yerlerde heyecan gelmekte. Duğgusal yönü ağır basar diyebiliriz.
Başta uzun cümleler ve eski kelimeler gözümü korkuttu ama ilerledikçe kitabın büyüsüne kapıldım doğrusu. Hikayeyi kitabın ağzından dinlemek çok ilginç, olayların akışı sürükleyici, aşkın tarifi günümüzden çok farklı. Hem aşk hem gizem çok güzel harmanlanmış. Kitabın en çok hoşuma giden satırları ise aşkın sarmaşığa benzetildiği satırlar. Güzel teşhis.....
Kitabı ilk çıktığında aldım, ama birkaç ay evvel okumaya fırsatım oldu. Alır almaz okumadığıma hayıflandım. Romanın son sayfalarına yaklaştıkça, içimi çok sevdiğim ve alıştığım birisinden ayrılma üzüntüsü kapladı. "BÜTÜN FİRAKLARDAN GELEN FERYATLAR, AŞK-I BEKADAN GELEN AĞLAMALARIN TERCÜMANLARIDIR" gerçeğini,roman tadında tadıp ; L&M'den ayrıldık, ama tadı damağımızda, henüz. Sayın İ.PALA, eğer bu ilk romanınızsa, sonuncusu da olsun, çünkü sizin tarafınızdan dahi daha güzel bir roman yazılabiceğini sanmıyorum.
İskender hoca aşkı öyle derinlemesine anlatmış ve tarihin ilginç olaylarının arasına öyle serpiştirmişki ben defalarca okumak isterdim böyle bir eseri.inanılmaz bir aşk hikayesi
Edebiyat bana göre yaşam tarzıdır,kendini,tarihi ve yaratılışın güzelliklerini ifade biçimidir..Yazarın en büyük özelliği bence öz edebiyatımızı sevdirebilmesi, "Babil'de ölüm İstanbul'da aşk" ı okuken tarihe iz bırakmış şairlere uğradım tanıdım ve zevk aldım.. <br />Aşk yaratılışın hamuru ve onu bilgiyle ancak İskender Pala bu kadar güzel yoğurur.Bence bilgi saf diliyle tüm gönüllere girmeye yetmez.. <br />Okumadıysanız kayıptasınız derim..
okuyun divan edebiyatının tadını hissedeceksiniz.bölüm başlarındaki dizeler..Aman Allah'ım şiir böyle büyülü bir şey miymiş..okuyun yılın romanı.......hürmetler..yasin çakırel
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okuyunca iki ayrı ama temel konu üzerinde durduğunu görüyorum. Bunlardan biri adından da anlaşıldığı gibi aşk. Fakat bu aşk öyle bir şey ki roman boyunca anlatıyor. Her türlü aşk. Sadece Mecnun’un Leyla’ya olan aşkı değil. Evet o aşk gibi görünse de o’nun üzerinden o kullanılarak, o anlatılarak her türlü, insanüstü bir aşk. Kaybettiğini bulamayacağını bildiğin halde bulmayı ummak. Hem umutsuz hem mutlu, hem umutlu hem mutsuz. Sadece iki cins aşkı değil, o da var. Tarih aşkı, millet aşkı, vatan, dil, insan aşkı. Amaç, hedef ve bu hedefe giderken beraber olduğun her şeye karşı aşk. Edebiyat özellikle şiir aşkı. Kays’ın efendisine duyduğu aşk. Efendisinin aşık olduklarına karşı duyulan aşk. Kays’ın hikayesini yazan efendisidir. Hikayesinin yazıldığı kağıtları yapan Leyla’dır. Kays Leyla’ya ve efendisine aşık. Yani kendini oluşturup, meydana getirenlere aşık. Sonuçta Yaratıcıya aşk. En büyük ve gerçek aşk. Diğer aşkların var olma sebebi. İkinci konu ise siyasi. Babil Cemiyeti kimdir? Amaçları nedir? Okudukça günümüzde ve günümüze gelinceye kadar, dünyadaki olaylara baktığımızda, iyi veya kötü, bu olayları tezgahlayanların bir grup, bir zümre yada cemiyetin olduğunu düşündüm. Masonlukla ilişki kurdum. Hedeflere ve olayları kıyasladığımda. Daha önce okuduğum kitaplarla bağlantı kurdum. İlluminati gibi. Gizli Cemiyetler gibi. Tarih bilgilerimi yokladım ve bağlantılar kurdum bazı olaylarla. Fransız ihtilali, Osmanlıda gelişen olaylar. Araplar ve milletler üzerine oyunlar. Müslümanları birbirine düşürme, kafalarını karıştırma , inançlarını bozma. Daha çok şey aklıma geliyor ama siz en iyisi alın okuyun bu kitabı.benim hoşuma gitti.
Laroşfoku:"Bir tane aşk, binlerce taklidi vardır." diyor.Bu eserde de taklidi aşkların birkaç türüne tanık olabilirsiniz.Belki Mecnun'un aşkının son raddesi o bir tane aşktır, bunu bilemeyiz.Ama yine de aşk,taklidi de olsa yaşanmaya ve uğrunda ölmeye değer bir nimettir diyebilirim.Eserin aşk teması ne kadar beğenilse de, Babil tapınakları, uzay araştırmaları vs. okadar yadırganabilir.Bu okuyucunun ilgi alanıyla ilgili bir yorumdur.Ama asıl dikkatimi çeken bir diğer nokta ise,divan edebiyatı şairlerini kronolojik olarak ve tatlı bir üslupla anlatması.Divan edebiyatına yeni başlayanlar için kısa ve özlü bir divan edebiyatı tarihi diyebilirim.saygılarımla...
yazmak ! güzel bir şey<br />hayal kurmak dahada güzel bir şey <br />düşüncelerini,hayallerini kağıda dökebilmek imrenilecek birşey.<br />İskender Psla;<br />Edebiyatı sevdiren, Türkçe roman okumaktan zevk aldıran insan.<br />Babilde ölüm İstanbulda Aşk <br />Okumak büyük bahtiyarlık <br />Vuslat,<br />Damaklarda,dimağlarda kalan bir tat <br />Anlatılmaz bir duygu.<br />Okumamak,bu kitaptan nasip alamamak bahtsızlık .<br />Aşka kimsenin bakmadığı cihetten bakmak <br />Aşk <br />Kitap <br />Okumak <br />Türkçe <br />Mutluluk<br />Ali Kürşat Yüksel <br />Teoman Yüksel