Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
mutlaka okuyun ne olur.okudum ve bir arkadaşıma verdim bana tekrar dönemedi kitabım ve tekrar sipariş ettim.kütüphanemde mutlaka bulunmalı diye.ve ne olur özellikle serisini alın ikbal hanımın.asla pişman olmayacaksınız.hala umudum var isimli kitabını bir kez okuyan eminim defalarca yine okumaktan sıkılmayacaktır.hayatımda en çok tanımak istediğim tek insan.seni çok seviyorum ikbal gürpınar.
İkbal Gürpınar'ı sevdiğim için almıştım bu kitabı. Konusunu içeriğini bilmeden... Okumaya başladığımda hayatın içinde yaşananların hepsinin burada yer aldığını gördüm! Okurken onun hep ses tonu kulağımdaydı. tavsiye ederim..
samimi içtenlikle yazılmış bi kitap yazarın deneyimlerine dayalı sohbet kimi zaman kızdıgınız kimi zaman kendinizi sorguladıgınız bi kitap şiddetle tavsiye ediyorum ;)
Yaa bu kitabı başta istemiyerek bi arkadaşın zoru ile başlamıştım ama 40. sayfadan sonra o kadar hoşuma gitti ki kitabı okumayı bırak diyeni öldürürdüm resmen çünkü ikbal hanım hikayelerini çok güzel ve ders çıkarıcak konuları ele alarak ve okuyucuyu sıkmayan bir uslupla yazmış onu burdan kutluyorum...Gerçekten insan bu kitabı okuduktan sonra Günaydın GECE diyor walla çünkü içinden çıkarılacak çok ders war okumayanlara acil tavsiyemdir...
Arkadaşlar aslında bu kitabı fazla beğenmemiştim ama gülse birsel in''yolculuk nereye hemşerim''kitabıyla karşılaştırınca ikbal hanımın kitabı bana daha sıcak geldi içerisinde yazarın televizyonda ve günlük hayatta yaşadığı olaylara yer verilmiş.kitabın baskı kalitesi ve yazarın uslubu çok akıcı, vakit geçirmek için çok güzel bir kitap herkese tavsiye ederim...sevgiler....
İkbal Gürpınar'ın ‘Günaydın Gece' isimli kitabını okumaya başladığım daha ilk satırları düşüncelere daldırdı. Bir zamanlar sürekli düşündüğüm ve içimi acıtan bir konuya değinilmişti. Severken sarf edilen, hiç bitmeyecekmiş gibi verilen sözler, güzel iltifatlar… Sonra zamanla aşıma uğrayan, en ufak bir pürüzde yerle bir olan duygular… Hatta bazen hiç yoktan nefrete dönüşen…
İkbal Gürpınar ismine yabancı olduğunuzu sanmıyorum. Zor şartlarda yaşayan insanların çaresizliklerini dile getiren ve yardımları organize eden bir program sunuyordu “Kimse Yok Mu? '
Kitapta programda karşılaşılan mağduriyetler ve çaresizlikler kalem alınmış tabi kamera arkaları ve yazarın hayata bakışı doğrultusundaki şahsi değerlendirmeleri ile birlikte...
Her satırı çok anlamlı… Konu insanlar ve insanların yaşamlarından kesitler olunca bu sonuç kaçınılmaz oluyor sanırım. Bu satırları yazarken magazinsel içerikli yayınlar geldi hatırıma, onlarda da konu insanlar ve onların yaşamlarından kesitler, bu yayınlarda da ‘çok şey' anlatılıyor(?) hatta haddinden fazla satılar diziliyor ama anlatılanlar ‘çok şey' anlatmıyor. Nicelik? Nicelik bazen çok şey ifade ederken bazen nitelik karşısında kof ve komik bir yığın olmaktan kurtulamıyor.
Kitapta en etkilendiğim ve içimi sızlatan birisi de fakir bir ailenin küçük kızı Rukiye'nin küçücük kalbindeki kırıklığı anlatan satırlar… Akranlarının onu oyuncakları olmadığı ve için fakir olduğu için oyunlarına almayışlarının onun kalbinde bıraktığı acıyı bende hissettim yüreğimde sanki… Çocuklarımızı da kendimiz gibi bencil yetiştiriyoruz biz kendimizi karşımızdakinin yerine koyup empati yapmayı bilmiyoruz, onun acısını yüreğimizde hissetmeye çalışmıyoruz çocuklarımızın vicdanlarının seslerini kısıyor ve bu hain döngüyü devam ettiriyoruz. Belki de bu hain vurdumduymaz döngünün bir gün kurbanı biz veya kendi çocuklarımız veyahut torunlarımız olacak. Hangimizin gelecek ile ilgili ne gibi bir garantisi var? Neyimize bu kadar güveniyoruz da başkalarının duygularını bu kadar hiçe sayarak yaşıyoruz? Atalarımız ne kadar doğru söylemiş ‘Malına güvenme, bir kıvılcım yeter, güzelliğine güvenme bir sivilce yeter.'
İkbal Gürpınar’ın sade ve güzel anlatımından ve duru Türkçesinden ayrıca bahsetmeye gerek yok sanırım TV programlarını yakından takip edenler bilir…
Kitabın arkasındaki şu anlamlı sözler ile noktalamak istiyorum;
Güzellik bakan gözdeymiş. Niyetmiş her şeyi güzelleştiren, olmazları olduran. Sevgi, açılmayacak sanılan, üzerine kilit vurulan tüm kapıların anahtarıymış, tam da ümitsizliğe düşmeye ramak kala doğuruvermiş güneşi üzerimize yaradan; parlak ve sıcak. Tatlı dille söylenen sözlere doyulmazmış.