Yazarın ismini "Nietzche Ağladığında" adlı eser ile duymuştum, ancak hiç okuma fırsatını bulamadım. Schopenhauer'un nerdeyse dilimize çevrilen tüm kitapalarını okudum. Schopenhauer Tedavisi adına sahip bir roman görünce de hemen okumak istedim. Tek kelimeyle muhteşem bir eser. Herşeyden önce nihilizmin babası olan Schopenhauer'in hayatı ve yaşamındaki anektodlar çok güzel bir şekilde anlatılmış.Bu kısımlar romanın aralarına serpiştirilmiş ve eseri dahada zenginleştirmiş. Diğer kitaplarda bulamıyacağınız cinsten detaya girilmiş. Diğer yandan bu eser aslında bir roman ve roman olarakta çok akıcı. Roman, grup terapisiyle ilgili aslında. Freudcu psikoterapiye eleştrilerde mevcut. Okunduğunda görüleceği gibi romanda, Schopenhauer filozof olduğu kadar psikoterapinin kurucusu olduğuda ön plana çıkarılmakta. Bence bu ekol Nietzche gibi dahi bir filozofu ve Carl Gustav Jung gibi büyük bir psikoanalizciyi yetiştirmiştir. Bahsettiğim iki büyük şahsiyet Schopenhauer'den etkilendiklerini eserlerinde sıklıkla dile getirirler. Batı toplumunun hezeyanına farklı bir bakış açısı getiren bu düşünce sistemine kısmende olsa değinilmiştir. Evrensel bi ahlak yasasının olmadığını savunan Schopenhauer, ahlakı red eden bir tutum sergilememktedir. Sadece insanın kendi benliklerine zulüm etmemek adına bazı hayvani duyguların ve nefsi aldatmacaların farkına varbilmesini öğütlemiştir. Bu öğütlerde çoğu toplumda ortak olan ahlak yasalarının içeriğini oluşturmaktadır aslında. Burada ilginç bir ironi sözkonusudur. Bu bakımdan Schopenhauer'in dünya hayatıyla görüşleri doğu felsefesiyle bilhassa budizmle önemi ölçüde örtüşmekteir. Bundandır ki köpeğine "Atman" ismini vermiştir. Roman hakkındaki düşüncelerime dönersek, Schopenhauer'e ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu düşünmekteyim.