Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dr. Aira'nın Mucizevi Tedavileri
Yine saçmasapan bir Aira kitabı. (Burada iyi bir şey söylemeye çalışıyorum.) Yani ne diyeyim, süper uçuk. Daha önce hiç Aira okumadıysanız zırva gelebilecek ama kendisini biraz tanıyanların çok seveceği bir kitap bence bu. Çeşitli bilinç üstü yöntemlerle hastaları iyileştirebileceğini düşünen bir doktorun öyküsünü okuyoruz bu küçük novellada. Karakterin adının yazarın adıyla aynı olması elbette bir şeyler söylüyor; pek çok fikir ortaya atılabilir ama acaba Aira, mucize tedaviler derken kendi kitaplarını ve onlarda ortaya koyduğu bazı tuhaf teorileri mi kastediyor diye düşünüyor insan. Velhasıl, yüzeyinde eğlenceli ama bir yandan da tüm Airalar gibi o yüzeyin altında bir şeyler de anlatan, metafiziğe, estetiğe, sisteme dair örtülü teoriler / fikirler barındırıyor. Aira’nın büyülü gerçekçiliğe hem benzeyen hem benzemeyen, üstkurmacayı bolca kullandığı acayip ve nefis tarzına alışmakta olduğumu hissettirdi bana. Ki bu da ne güzel bir şey.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tropik Güncesi
Yine çok sevdim, bu ay neyse ki okuduklarımdan çok memnunum. Mutis tropiklerde bir mavnayla yapılan bir yolculuk anlatıyor. Ve fakat yolculuğu, kaptanı, ırmağı, mavnayı alegorik okumak lazım sanki. Yolculuk bir tür hayat yolculuğu. Lakin bunu didaktikleşmeden aktarmayı başarıyor, çok sade, nefis ve epey sürükleyici bir dille. Aralarda Pessoa’yı anımsatan şahane içgörüler var. Bir tanesini ekleyerek tamamlıyorum: “Kimsenin kimseyi dinlemediğini bilmek. Kimsenin kimseden haberdar olmadığını. Sözün kendisinin bir kandırmaca, hayallerimizin ve gerçeklerimizin eğreti binasını saran, gizleyen ve gömen bir tuzak olduğunu bilmek; bunların hepsi iletilebilir olmayanın mührüyle mühürlenmiştir.”

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
Yine bir "yazan Dostoyevski olmasaydı sağda solda bu kitapla ilgili çok daha gerçek ve sert eleştiriler olurdu" vakasıyla geldim. Biraz baktım; herkes pek övüyor, bence bu büyük ölçüde yazarın isminin şanından kaynaklanıyor.

Bildiğiniz gibi kronolojik olarak Dostoyevski okumayı sürdürüyorum; Sibirya sürgünü ve kürek mahkûmiyetinden sonra yazdığı ilk eseri olan Ezilmiş ve Aşağılanmışlar'a vardım. Daha önce Beyaz Geceler için söylediğim şeyi bunun için de söyleyebiliriz; Dostoyevski'nin yine kendini tuhaf bir melodrama kaptırdığını görüyoruz bu kitapta da, fakat yine, yakın zamanda yazacağı o büyük eserlerin ayak sesleri, onları yazmak üzere dönüşeceği kişinin fısıltıları, o eserlerin nüvelerini de görmek mümkün.

Kitabın son sözünde Joseph Frank da, bu eserin Dostoyevski'nin sürgün sonrasında yazdığı altı kitap içinde en zayıfı olduğunu, aşırı duygusal tonlamalar kullandığını ancak kitabın her sayfasında Dostoyevski'nin yeni bir yaratıcılık aşamasında olduğumuzu duyumsayabileceğimizi söylüyor, ben de tamamen bu fikirle tamamladım kitabı. (Bu arada nedense Nietzsche çok sevmiş eseri, sonunda "gözyaşlarına boğulmuş" (?!), Joseph Frank de buna benim kadar şaşırmış; "Koca Nietzsche, Dostoyevski'nin kullandığı melodramatik tekniklere nasıl gönülden teslim olur?" diyor, valla tuhaf gerçekten.)

Kitabın hikâyesinde çok anlatacak bir şey yok. Romantik melodramlara uygun bir aşk hikâyesi, tefrika romanlarda şart olduğu üzere biraz entrika ve gizemle örülü, ayrı gözüküp ileride birleşen iki ayrı öyküyü okuyoruz. Bence en güzelini Dostoyevski'nin kendisi söylemiş: "romanımda insandan çok kuklayı andıran, amaçsızca sayfalar arasında dolaşan pek çok karakter olduğunu, sanatsal bir amaca hizmet etmediklerini kabul ediyorum."

Bizzat yazar sıkıntının bunca farkındayken bana da çok bir şey demek düşmez, düşene bir de ben vurmayayım. (Oha) Neyse, sonuçta ben bu Dostoyevski yolculuğundan büyük haz alıyorum, yazarın yolu gözümde belirginleşiyor ve yolu yürüdükçe varacağım şeylerin lezzeti ağzımı sulandırıyor. Sen yürü biz izleyelim Fyodor amca.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bartleby ve Şürekası
Yazılmamış olana övgü – yahut yazarın tabiriyle bir “Hayır Edebiyatı” derlemesi. Nefis kitap. Yarı kurgu, yarı gerçek. Enrique Vila‑Matas yazmayan yazarların, yani Bartleby’lerin (“yapmamayı tercih ederim”) izini sürüyor, bunu da bir kurgu karakter üzerinden yapıyor. “İnsan niye yazar” sorusunun yerine “insan niye yazmaz”ı soruyor. Ne şahane fikir. Yazmayı bırakanlar, hiç yazmamış olanlar… Okumak şüphesiz ki bir tekbencilik eylemi, alabildiğine kişisel bir yolculuk ‑ bu kitap da bana şunu düşündürttü; beni ben yapan okuduklarım mıdır yoksa okumadıklarım mıdır? Henüz okumadıklarım? Hiç okumayacaklarım? Hiç yazılmamış olanlar? Labirent gibi bir kitap neticede, beni de bir acayip labirente soktu. Bir de artık Musil okumaya başlamam gerektiğini hatırlattı. Son not: içindeki Paranoyak Perez öyküsüne (Saramago’nun kendi aklına gelen fikirleri kendisinden önce yazdığını iddia eden birisi) aşık oldum sanırım, kahkahalarla okudum. “Bir daha asla size roman yazmak için yaptığım planların hiçbirini anlatmayacağım. Sonra gidip o Saramago denen adama söylüyorsunuz.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Yazarların yazarlara dair yazdıklarını genelde seviyorum – kendileri dışındakilerin yazma biçimleri ve eserleri üzerine kafa yormalarını okumak heyecan verici oluyor. Bu açıdan “Edebiyat ve Sanat Yazıları” çok hoş bir derleme. Proust her zamanki Proust, nefis tespitler, acayip içgörüler var bu incelemelerinde de. Üst Kat Komşusuna Mektuplar’da ise yine tanıdığımız bildiğimiz huysuz, huzursuz ve fakat her daim nazik Proust’u biraz daha yakından tanıyoruz. Kendisinin cevap mektuplarını saklamamış olması ne acı, bu gizemli komşu Bayan Williams’ı daha yakından tanımak isterdim açıkçası. Bir de keşke biri beni şu an Paris’e ışınlasa da kendisinin Haussmann Bulvarı’ndaki şu meşhur dairesini bir ziyaret edebilsem be. Bunu kendime pandemi sonrası hedefi olarak yazdım.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üst Kat Komşusuna Mektuplar
Yazarların yazarlara dair yazdıklarını genelde seviyorum – kendileri dışındakilerin yazma biçimleri ve eserleri üzerine kafa yormalarını okumak heyecan verici oluyor. Bu açıdan “Edebiyat ve Sanat Yazıları” çok hoş bir derleme. Proust her zamanki Proust, nefis tespitler, acayip içgörüler var bu incelemelerinde de. Üst Kat Komşusuna Mektuplar’da ise yine tanıdığımız bildiğimiz huysuz, huzursuz ve fakat her daim nazik Proust’u biraz daha yakından tanıyoruz. Kendisinin cevap mektuplarını saklamamış olması ne acı, bu gizemli komşu Bayan Williams’ı daha yakından tanımak isterdim açıkçası. Bir de keşke biri beni şu an Paris’e ışınlasa da kendisinin Haussmann Bulvarı’ndaki şu meşhur dairesini bir ziyaret edebilsem be. Bunu kendime pandemi sonrası hedefi olarak yazdım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Klara İle Güneş
Yazarların Nobel sonrası ilk romanları mühimdir malum. Ne yazacak, nasıl yazacak filan, “Nobel’den sonra çok bozdu yeaa” dedirtecek mi diye herkes tetikte bekler. Klara ile Güneş de Ishiguro’nun Nobel aldıktan sonra yazdığı ilk romanı, geçen sene yayınlandı. Akademi, ödülü kendisine verme sebebini şöyle açıklamıştı: “güçlü duygularla yüklü müthiş romanlarında dünya ile olan yanılsamalı ilişkilerimizin altındaki derin boşluğu açığa çıkardığı için.” Klara ile Güneş belki de Ishiguro’nun bu işi en iyi biçimde yaptığı romanı olmuş, bence. Her zamanki gibi katman katman açılan, son derece sürükleyici ve merak uyandırıcı bir roman ama tabii ki sadece bundan ibaret değil. Distopik bir gelecekte kurduğu hikâyeyi öyle güzel katmanlandırıyor ve o dünyayı öyle incelikli anlatıyor ki yazar. Distopyalarda uzun uzun o yabancı dünyanın ve koşullarının anlatılmasına alışkınızdır malum, Ishiguro bunu yapmıyor ve içinde bulunduğumuz dünyayı karakterlerin tepkileri ve konuşmalarından bizim çıkarmamızı bekliyor. Didaktik ve dışarıdan bir tavırla dünyayı tasvir etmek yerine okuru dünyanın içine davet ediyor bir nevi, bunu çok ama çok zekice buldum ve oyuna zevkle katıldım. Yapay zekayla üretilmiş “Yapay Arkadaş”ların yaygınlaştığı bir evrende, bir Yapay Zeka olan Klara’nın ağzından dinliyoruz öyküyü. “Beni Asla Bırakma”dakine benzer meselelerle uğraşıyor yazar bu eserinde de. Kitabın akıntısına kapılmanıza mâni olmamak adına öyküden bahsetmeyeceğim ve bana bıraktığı o müthiş soruyu ekleyerek bitireceğim: bizim biz, sevdiklerimizin onlar olmasına sebebiyet veren, adı konulamaz, tarif edilemez, ölçülemez ve taklit edilemez bir “şey”, bir “öz” var mıdır? İnsan olmanın nüvesi nedir yani?
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aziz
Yavuz Ekinci’nin Aziz’ini sonunda okumayı başardım. Kitabın konusu epey ilginç: Timur adlı ünlü bir sanatçının intiharının 10. yılında, ardında daha önce bilinmeyen bir eser bıraktığı ortaya çıkıyor. Kim oldukları belirsiz üç kişinin sırtına nakşedilmiş, Mardinli babaannesinin dövmelerinden esinlenen ve İlahi Komedya’yı yeniden yorumlayan üç dev dövme. Haberin duyulmasıyla herkes bu üç kişinin peşine düşüyor, düşenlerden biri de Timur’u zamanında ilk keşfeden insan olan sanat koleksiyoneri Aziz. Aziz’in her şeyi ama her şeyi göze almış şekilde bu “eser”leri bulmaya çalışmasının öyküsünü okuyoruz.

Metin sürükleyici, ancak bence fazla sürükleyici. Bu kadar sürüklenmek yerine durmak ve durdurulmak isterdim bir okur olarak. Arka kapakta “Gitgide absürde yaklaşan grotesk bir atmosferde sınırların ne kadar zorlanabileceğinin hikâyesi” diye yazılmış - sınırların ne kadar zorlanabileceğini görüyoruz evet ve gerçekten bir yerden sonra çok absürdleşiyor hikâye ancak sınırların neden zorlanabileceği kısmı bence ziyadesiyle havada kalıyor. Romanın girişindeki kısa pasaj dışında Aziz’in motivasyonunu, kendi tabiriyle “tutku”sunu bize yeterince anlatmıyor maalesef Ekinci. Anlatıcımız Aziz metnin bir yerinde “Dünyaya katlanabilmek için insanın kendini adayabileceği bir işi, bir tutkusu, bir sevdiği olmalı. Her şey insanın kendinden vazgeçip bir şeye adanmasıyla başlar” diyor ama kitapta okuduğumuz hikâye bence daha detaylı bir izahata muhtaç. Ben Aziz’in içtiği içkilerin, kullandığı eşyaların markaları yerine o büyük, kuşatıcı “tutku”yu okumayı, onu nasıl ele geçirdiğini, dönüştürdüğünü, delirttiğini okumayı tercih ederdim.

Evet, o markalar orada boşuna durmuyor, bu metnin derdi mülkiyet; bir şeylere sahip olma konusundaki saplantımızın aslında nasıl bizi bir şeylerin kölesi haline getirdiğini anlatıyor hikâye, metayla ilişkimize dair bir öykü bu, anlıyorum bunu ama maalesef beni ikna edemedi. Keşke bu kadar arka arkaya olayları anlatmak yerine yazar bizi karakterin zihnine, o karanlığa sokup tutkunun önce bağımlılığa sonra saplantıya dönüşmesini daha uzun anlatsaymış. Ne bileyim, bir 200 sayfa daha olsaymış mesela, enfes olurmuş. Keşke.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Azıcık Korkutan Masallar
Yatmadan kendime masal okumayı seviyorum, bunları da bir süredir gece yatmadan okuyordum. Roald Dahl'ın çocuk kitaplarının bende yarattığına benzer bir mutluluk yaratırlar diye ummuştum ama Calvino'nun diğer eserleri kadar sevemedim maalesef. Hepsine eşlik eden masalsı çizimler nefisti, ama masallar biraz fazla yavandı. Bir de artık politik doğruculuk bakış açımızı fazla değiştirdiğinden midir bilmem, bazı masalların mesajları biraz rahatsız edici geldi. Çoğu klasik İtalyan masallarının derlemeleri, Calvino kendi diliyle çok da dokunmamış aslında, o nedenle de biraz kuru bulmuş olabilirim. Yine de sanıyorum 30 yaş küçük olsam daha çok sevebilirdim tabii!
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Efsunlu Eşya Masalları & İtalyan Masalları
Yatmadan kendime masal okumayı seviyorum, bunları da bir süredir gece yatmadan okuyordum. Roald Dahl'ın çocuk kitaplarının bende yarattığına benzer bir mutluluk yaratırlar diye ummuştum ama Calvino'nun diğer eserleri kadar sevemedim maalesef. Hepsine eşlik eden masalsı çizimler nefisti, ama masallar biraz fazla yavandı. Bir de artık politik doğruculuk bakış açımızı fazla değiştirdiğinden midir bilmem, bazı masalların mesajları biraz rahatsız edici geldi. Çoğu klasik İtalyan masallarının derlemeleri, Calvino kendi diliyle çok da dokunmamış aslında, o nedenle de biraz kuru bulmuş olabilirim. Yine de sanıyorum 30 yaş küçük olsam daha çok sevebilirdim tabii!

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir