Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
Yine bir "yazan Dostoyevski olmasaydı sağda solda bu kitapla ilgili çok daha gerçek ve sert eleştiriler olurdu" vakasıyla geldim. Biraz baktım; herkes pek övüyor, bence bu büyük ölçüde yazarın isminin şanından kaynaklanıyor.
Bildiğiniz gibi kronolojik olarak Dostoyevski okumayı sürdürüyorum; Sibirya sürgünü ve kürek mahkûmiyetinden sonra yazdığı ilk eseri olan Ezilmiş ve Aşağılanmışlar'a vardım. Daha önce Beyaz Geceler için söylediğim şeyi bunun için de söyleyebiliriz; Dostoyevski'nin yine kendini tuhaf bir melodrama kaptırdığını görüyoruz bu kitapta da, fakat yine, yakın zamanda yazacağı o büyük eserlerin ayak sesleri, onları yazmak üzere dönüşeceği kişinin fısıltıları, o eserlerin nüvelerini de görmek mümkün.
Kitabın son sözünde Joseph Frank da, bu eserin Dostoyevski'nin sürgün sonrasında yazdığı altı kitap içinde en zayıfı olduğunu, aşırı duygusal tonlamalar kullandığını ancak kitabın her sayfasında Dostoyevski'nin yeni bir yaratıcılık aşamasında olduğumuzu duyumsayabileceğimizi söylüyor, ben de tamamen bu fikirle tamamladım kitabı. (Bu arada nedense Nietzsche çok sevmiş eseri, sonunda "gözyaşlarına boğulmuş" (?!), Joseph Frank de buna benim kadar şaşırmış; "Koca Nietzsche, Dostoyevski'nin kullandığı melodramatik tekniklere nasıl gönülden teslim olur?" diyor, valla tuhaf gerçekten.)
Kitabın hikâyesinde çok anlatacak bir şey yok. Romantik melodramlara uygun bir aşk hikâyesi, tefrika romanlarda şart olduğu üzere biraz entrika ve gizemle örülü, ayrı gözüküp ileride birleşen iki ayrı öyküyü okuyoruz. Bence en güzelini Dostoyevski'nin kendisi söylemiş: "romanımda insandan çok kuklayı andıran, amaçsızca sayfalar arasında dolaşan pek çok karakter olduğunu, sanatsal bir amaca hizmet etmediklerini kabul ediyorum."
Bizzat yazar sıkıntının bunca farkındayken bana da çok bir şey demek düşmez, düşene bir de ben vurmayayım. (Oha) Neyse, sonuçta ben bu Dostoyevski yolculuğundan büyük haz alıyorum, yazarın yolu gözümde belirginleşiyor ve yolu yürüdükçe varacağım şeylerin lezzeti ağzımı sulandırıyor. Sen yürü biz izleyelim Fyodor amca.