Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tünel
"Yaşamak, gelecekte anılar inşa etmekten başka bir şey değil."

Aslen bir nükleer fizikçi olan ancak Tünel, Kahramanlar & Mezarlar ve Karanlıkların Efendisi üçlemesiyle Arjantin edebiyatının meşhur kalemleri arasına girmeyi başaran Ernesto Sabato'nun; Fransızca'ya Albert Camus'nün çabasıyla çevrilen, günümüzün modern klasikleri arasında gösterilen 1948 tarihli romanı Tünel kafamı ziyadesiyle karıştırdı. Döneminin tipik varoluşçu roman unsurlarını taşıyan kitabın arka kapağında "iflah olmaz aşkları, ruh tutulmalarını bilenler için" diye yazıyor.

Sahi, aşk mı bu? Anlatıcımız ressam Juan Pablo Castel, sevdiği kadın Maria Iribarne'yi öldürüyor ve biz bunu kitabın ilk cümlesinden öğreniyoruz: Castel kendini bu biçimde tanıttıktan sonra kendisini cinayeti işlemeye götüren süreci anlatmaya başlıyor. Hayatı boyunca hiç anlaşılmadığını düşünerek yaşarken Maria ile tanışması ve kadının onun resminde başkasının görmediği bir detayı görmesi ile beraber anlaşıldığı duygusuna varmasını ve ona aşık olmasını, hemen ardından gelişen ve gerçeklikle ilişkisinin kopmasına sebebiyet veren marazi ruh halini, zihnini kuşatan saplantıları, kuşkuları ve en sonunda da cinayeti.

Sabato; anlatıcısının yaptığı şeyi meşrulaştırmaya çalışan bir yerden yazıyor diyemem, ancak yeterli mesafeyi koyuyor mu onunla arasına, anti-kahramanı yeterince anti-kahraman mı, açıkçası emin değilim. 75 sene önce yazılmış bu metne bugünden baktığımda elimde olmadan bir rahatsızlık hissediyorum. Topluma entegre olamamış ve buradan devşirdikleri öfkeyi kadınlara yöneltmiş erkeklerin bugün bir adı bile var (incel), bunlar tekil vakalar değiller ve aşk olduğu iddia edilen hastalıklı saplantılar yüzünden öldürülen kadınların sayısı maalesef ziyadesiyle çok. Edebiyatta politik doğruculuk aramayı doğru bulmasam da, bugün artık neredeyse klişeleşecek ölçüde çok tekrarlanan bir hikâyeyi, anlatıcının kendini izah etme çabasıyla okumak epey ürkütücü oldu. Ben bu kitapta bir aşk değil, bir "tarafsız" mizojini hikâyesi okudum diye hissediyorum.

Sabato'nun anlatımı, dili, üslubu nefis, onu eklemeliyim. Nitekim üçlemeyi okumaya devam da edeceğim. Ancak bu temel soru beni çok zorladı. Böyle.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap, alışageldiğimiz kişisel gelişim kitaplarından biraz farklı. Sürekli “kendini geliştir, başarılı ol” demek yerine, toplumsal gelişime ve birlikte ilerlemenin önemine vurgu yapıyor. Bence kitabın en güzel tarafı da bu.

Örneğin, arkadaş çevresi obez olan bir insanın obez olma ihtimalinin yükselmesi, çevremizin hayatımız üzerindeki etkisini gösteriyor. Yani gelişim sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele.

Kitabın tıbba yönelik eleştirileri de düşündürücü. Tıbbın bedensel hastalıkları tedavi etmede ilerlerken insanın ruhsal yönünü ihmal ettiğini, bedeni bir makine gibi görüp onu kullanan kişiyi göz ardı ettiğini savunuyor.

Bence bu kitabı önce doktorlar, ardından sağlık çalışanları, hastalar ve hasta adayları okumalı. Çünkü insanı, toplumu ve sağlığı birlikte düşünmeye teşvik ediyor. Kendi gelişimimiz kadar toplumun gelişiminin de önemli olduğunu hatırlatan, okunmaya değer bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mustafa Kutlu’nun Uzun Hikaye’sini okurken kendimi bir anda 1950’lerin tren vagonlarında, daktilo tıkırtıları ve dumanı tüten çaylar arasında buldum! Doğru bildiğinden şaşmayan, haksızlığa zerre gelemediği için kasaba kasaba gezmek zorunda kalan Bulgaryalı "Sosyalist" Ali Bey ve onun peşinden sürüklenen ailesinin bu tatlı-sert macera dolu öyküsü beni adeta sayfalara kilitledi. Zaten sevdalandığı kızı kaçırmak için yazlık sinemayı yakacak kadar gözü kararmış bir babanın hikayesine kim "hayır" diyebilir ki?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alice Feeney kitaplarında katil ya da suçlu her kimse, kitabın son bölümüne kadar bunu öğrenemiyorsunuz. Finalde, şüphelendiğiniz onca kişiden hiçbirinin aradığınız kişi olmadığını ve hikâyenin tahminlerinizden çok daha farklı bir yere vardığını görüyorsunuz. Üstelik havada hiçbir soru işareti kalmıyor; bütün taşların kusursuzca yerine oturduğunu hayranlıkla fark ediyorsunuz.
Kitap o kadar güzel kurgulanmış ki büyük bir merak ve zevkle okurken bir taraftan da 'hiç bitmesin' hissine kapılıyorsunuz. Bu arada kitabın bir de dizi uyarlaması var. Diziyi merak etsem de romandaki olay örgüsünün ve karakterlerin iç dünyasının bende bıraktığı o düşünsel tadı ekranda bulamamaktan çekiniyorum. Yine de izleyip izlememek size kalmış. Ancak elinizden bırakamayacağınız, her satırını zevkle okuyacağınız bir kitap arıyorsanız, bu tam da öyle bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alain Corbin'in kitaplarını merak ediyordum. Kısa olduğu için tanışma kitabı olarak Sessizliğin Tarihini seçtim. Yazar dönem olarak Rönesans dönemini seçmiş. İnsanların sessizlikle ilişkilerini din, dil, sanat, edebiyat eserleri üzerinden alıntılar paylaşarak sergilemiş. Sessizlik hâlleri türlü türlü, kimi korkuyla, kimi saygıyla, kimi aşkla, kimi umutsuzlukla ilgili... Aklınıza gelmeyen hâller olduğu gibi, bugün için farklı algılanan ve yaşanan sessizlikler de var. Herkese uygun diyemem ama ben yazarı, kitabın konusunu ve işleniş tarzını ilginç buldum. Yazarın diğer bir kitabı 'Kokunun Tarihi'ni de okuyacağım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zamyatin’nin Biz adlı romanından sonra bu kategoride yazılmış ilk roman. Distopia mı desek ütopya mı? Yazar buradaki birçok uygulamayı olası bir çözüm olarak sunmuş kendi yazılarından anlıyoruz. İdeal Devlet nedir sorusunun yanıtı Platon’dan bugüne sorulmuş. Zamyatin Biz’de totaliter rejimin despotluğunu insanlık dışı olarak çizerken Huxley arada bir yerde durmuş, hiyerarşiyi el yapımı sanata dönüştürmüş. Peki ideal devlet nedir? Aristokratların yönettiği bir tek dünya devleti mi yoksa hiçbir yöneticinin olmadığı kendi kendini yöneten bir devlet modeli mi? En yüksek seviyede eğitilen sınıf nasıl olur da kölelik sisteminin parçası olmaya devam eder? Zevke dayalı bir toplum hangi olgunluk seviyesindedir? İnsanlar sadece yönetilmesi gereken hayvanlar mıdır? Bu içerikte yazılmış her roman gibi bunda da izole olmuş bir grup karşımıza çıkar, onların da içerideki vahşetten aşağı kalır yanı yoktur. Seri üretim bandında doğan bir sistem dişlisi olmak mı yeğdir vahşi doğada büyümüş bir insan mı?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın İngilizce orijinalini sesli kitap olarak dinledikten sonra, Türkçe baskısını buradan aldım. Anthony Everitt’in üslubu, sizi anlattığı dönemin ve olayların içine öylesine çekiyor ki, kendinizi atmosferin içinde buluyorsunuz. Yazarın Augustus hakkındaki kitabını okurken de benzer bir deneyim (Türkçe çevirisini bekleriz) yaşadıktan sonra, kendi hakkımdaki “Tarih okumayı sevmem” hükmüme bir dipnot düşmüş oldum: “Yazara bağlı.” İster tarih meraklısı olun ister olmayın, bu kitabı tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yıllar sonra yeniden buluştum "Uğultulu Tepeler" ile... İlk gençlik günlerimde okuduğum romanın birçok ayrıntısının zihnimden kaybolup gittiğini fark ettim okurken. Emily Brontë içinse keşke daha çok yazabilseydi dedim zira yazını o kadar canlı ve karakterler o kadar var ki... Heathcliff ve Catherine'nin hislerinin başkalarının gözünden anlatılırken bile bunca canlı oluşu, yaşananların karanlığı ve bir dolu acı...
Kitap çocukluk çağlarından başladığı için bir yere kadar Heatchliff'in kötücüllüğünü ve Caty'nin fedakarca bencilliğini anlamakta zorluk çekmiyor okur hatta bir yere kadar empati ve anlayış dolu da kalabiliyoruz ancak bir yere kadar...Caty ve Heatchliff' in ilişkisinin - özellikle aşk demekten kaçınıyorum - en temel özelliği yıkıcılığı olsa gerek... Kendilerini de içinde yakmaktan çekinmedikleri ağır sonuçları olan bir yangın gibi...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yine bilgi ve olay örgüsü sentezlenerek ortaya çıkmış bir Ahmet Ümit kitabı ama son çıkardığı birkaç kitapta eski klasik Ahmet Ümit heyecanlarının yakalanamadığını düşünüyorum. Bu kitap özelinde söyleyebilirim ki sonunda vaov olmuyorsunuz. Olay son on sayfada çözülüyor, çözüldüğü bile söylenemez sadece katiller yakalanıyor, dolayısıyla bu kadar kısa bir alanda kafadaki birçok soru işareti cevaplanmadan kitap bitiyor. Üstelik tutarsızlık da olduğunu düşünüyorum, konu Nisan ayında geçerken, katilin mektubu ağustos tarihli. Mektup yerinde Büyükada yazıyor. Büyük ihtimal cevaplanmayan soru işaretleri Başkomiser Nevzat'ın kitapta geçen büyükada cinayeti ile bağlantılı olarak 2. kitap olarak devam edecek ve cevaplanacaktır diye düşünüyor/ umut ediyorum. Yazarın gelecek kitaplarında Bir İstanbul Hatırası, Kavim, Beyoğlu Rapsodisi vs. gibi kitaplarının tadını yakalaması umuduyla...
Yanıtla
8
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jules Verne’in o kendine has gizemli ve atmosferik anlatımı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın özenli çevirisi ve harika baskı kalitesiyle birleşince ortaya tadına doyum olmayan bir klasikler deneyimi çıkmış. Karpatlar’ın sisli dağlarında geçen bu gotik havalı macera, bilim kurgu ile efsaneleri öyle güzel harmanlıyor ki kitabı elimden bırakamadan bir solukta bitirdim. Hem Verne hayranları hem de kütüphanesine kaliteli bir klasikler serisi katmak isteyenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken büyüleyici bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir