Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tam yaz başında, yürüyüşlerimi artırdığım bir dönemde okuduğum için beni ziyadesiyle mest eden, tam bir "doğru zamanda doğru kitap" tecrübesi oldu Yürümenin Felsefesi. Frédéric Gros, yürümek gibi yalın bir eylemi kendi deneyimleriyle harmanlarken, araya çeşni niyetine düşünce tarihinin dev isimlerini serpiştiriyor. Nietzsche'nin yaratıcı adımları, Rousseau'nun özgürlük arayışı ve Kant'ın saat gibi dakik yürüyüşleri ... Yazar; Kiniklerden hacılara, Gandhi’nin bir toplumu sömürgecilerden kurtaran yürüyüşüne kadar konuyu çok katmanlı ele almış. Kitap, altını çizdiğim isimlerle şimdiden kendime yepyeni bir okuma haritası çıkarmamı da sağladı.

Adımlarınıza zihinsel bir eşlikçi arıyorsanız veya beden ile edebiyat arasındaki ilişkiyi merak ediyorsanız mutlaka okuyun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap çok iyi. Gelgelelim günümüz toplumunda anlayacak insan çok az. Kitapta neden anlamadıklarını da yazıyor. Hatta toplumun bazen insanı öyle yanılttığı oluyor ki, bu yanılgıdan Freud bile kaçamamış.
Ayrıca anlatılanı anlamak, doğa ve toprak anayla tam bir düzen içinde olmak için sevmek gerekiyor. Burada "sevmek çok basitse neden insanlar sevemiyor ya da sevdiklerini sanıyorlar?" sorusu çıkıyor.
İnsanlar sevemiyor çünkü hastalıklı bağlanma biçimlerine sevgi diyorlar. Beyinleri yanlış sevgi çeşitlerini kodladığı için sonraki yıllarda hastalıklı şeyleri sevgi sanıyorlar. Sadece ailemi veya sevgilimi seviyor, diğerlerini dışlıyorsam bu bencilliktir.
Cinsellikle sevgi arasındaki bağlantıyı yanlış kurmuşsam bu hastalıklı, sadist-mazoşist sevgi biçimidir.
Toplumun yüzde 99'u kitabı anlayamaz. Anlatılanı anlamakla; hissetmek, öğrenmek, kişisel görüş yapmak ve yaşamak bambaşka şeylerdir. Çoğu insanın yüzeysel olarak bile zor anlayacağı bir kitaptır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kaybolan zamanın izini sürmek bazen insan için yorucudur. Zira geçmişe dönen yüz pişmanlıklarıyla karşılaşır. Bu nedenle geçmişe takılmayı zaman kaybı olarak nitelendirmek de mümkündür. Ama bir gerçek de vardır ki geçmiş zamanlar bize az rastlanan hikayeleri vadeder. Bir psikiyatrisin çocukluğa inme çabası bile gizemli hikayeleri ortaya çıkarır. İpek, bu romanıyla karakterini geçmişe oltasını atan bir balıkçı misali resmeder. Olta her yukarı çekilişte çıkan her bir parçanın oluşturduğu anlamlı bütünler hem karakterin ruhunu hem de öyküyü tamamlar. Güçlü edebi anlatım öyküye okuru o kadar iyi adapte eder ki merak son satıra kadar etkisini sürdürür. Kimlik çözüldükçe anlatıya dair mesele hallolmuş gibi zannedilse de aslında olay örgüsüyle tasarlanan son daha ilgi çekicidir. Üstelik kurgunun ilgi çekmesi için yazar tarafından ek bir çabaya girişilmez karakterin geçmişe dönüşü bile öyküyü ilgi çekici kılar. Her şeyden öte kullanılan güzel Türkçe bile okuru cezbetmek yeterli gözükür.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kişisel gelişim kitaplarının en büyük iddiası iyi yönde davranış değişikliğine sebep olmak diye bilinir. Bu amaçla yazarın samimi bir sesle okuruna yönelmesi uygun görülür. Ama sadece samimiyetin olduğu bir düzen bazen tatmin edici değildir. Dilek Cesur okurunu davranış değişikliğine götürürken birden fazla metodu layıkıyla uygular. Bir kere ikna kabiliyetini sağlamak için bilim efektif bir biçimde kullanılır. Gerçeklerden filizlenen hikayeler sayesinde sebep sonuç ilişkisi iyi kurulur. Yazarın sesi bol tekrarla ve güçlü ifadelerle deyim yerindeyse okurun aklına kazınır. İyinin insana kazandırdığı erdem nihai hedef olarak verilir. Sabırla verilen çaba sayesinde kişiliğin gelişmeye mani olan zincirlerinin nasıl kırılacağı deneyimleyenlerin diliyle izah edilir. Böylelikle okura kademe kademe motivasyon kazandırılmak istenir. Bu düzende yazılanların uygulayarak başarılı olmak okura borç gözükse de yazar güçlü telkinleriyle okuruna olan borcunu ödemiş gibidir. Hay hay diyelim…
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Delilikle deha arasında ince bir hattın olduğu söylenegelir.Bununla beraber delinin veliye evrildiği bir süreç de söz konusudur.Delilere atfedilen akilane çıkışlar menkıbevi bir yaklaşımla deliyi veliye yaklaştırır.Fakat akli seviye bir tarafa hayaller her insan için bir normallik ölçütüdür.Tahayyül edilenlerin o kişiye has havasına ses vermek zordur.Zihnin kıvrımlarında gezmekle mümkün görüntüleri yakalamak için karakterin iyi çizilmesi zaruridir.Her ne kadar kendi halinde roman karakterleri için böyle bir görünüm beklenilse de iş karmaşık zihni çözümlemelere gelince çetrefilli bir hal alır. İslamoğulları bu eseriyle kaotik bir zihin yapısını en olağan bir şekilde sunarak edebi bir şöleni okurun ayağına getirir.Karakteri çözümleme işinin okurdan alınıp yine karaktere teslim edildiği bu düzende iç ses merhale merhale roman kurgusuna dönüşüyor.Geçmişe dönük göndermelerin kişiye dair olmaktan çıktığı anlar ise bir devrin tarihine dair izlekleri okura getiriyor.Okunası bir eser.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  6
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
15 Temmuz gecesini bizzat yaşamış, darbeye karşı sahada yer almış bir asker olarak bu kitabı büyük bir merakla okudum. Başlangıçta beklentim, o geceye ilişkin ülke genelindeki gelişmeleri kapsayan kapsamlı bir çalışma ile karşılaşmaktı. Ancak kitabın esasen İstanbul merkezli olaylara odaklandığını gördüm. Yazarın kendi yaşadıklarını kaleme almış olması, anlatımın bazı bölümlerinde doğal olarak kişisel tecrübe ve duyguların ön plana çıkmasına neden olmuş. Muhtemelen benzer bir eser kaleme alsam ben de aynı yaklaşımı sergileyebilirdim.

Bu nedenle, 15 Temmuz sürecine ilişkin genel bir değerlendirme veya Türkiye çapındaki gelişmeler hakkında bütüncül bilgi edinmek isteyen okuyucular için gelişme-sonuç ilişkisini kapsayan temel bir kaynak niteliğinde olduğunu düşünmüyorum. Buna karşılık, İstanbul'da yaşanan olayları daha yakından incelemek ve o geceye ilişkin bireysel tanıklıklardan yararlanmak isteyenler açısından başvurulabilecek bir eser olarak değerlendirilebilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hani sonu baştan belli romanlar anlatılırken hep Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanı örnek verilir de yazarın sonu baştan belli bir romanı okura merakla okutma becerisi övülür ya. Bu övgüleri Horace Mccoy da sonuna dek hak ediyor.
Mahkemede başlar roman. Anlatıcı Robert Syverten savunmasızdır. Çünkü olay anını gören kimse yoktur. Maktul Gloria, ondan kendisini öldürmesini istemiştir. Robert da Gloria'nın acılarını dindirmek için romanın adı ile ilintili bu eylemi bir çocukluk anısından yola çıkarak gerçekleştirir.
Biri yönetmen diğeri oyuncu olmak isteyen iki karakterimiz günlerce süren insan sınırlarını zorlayan bir dans yarışmasına katılmıştır. Yarışmayı hazırlayanlar yarışmayı izleyenleri çoğaltmak adına yapmadıkları şey kalmaz. Krizi bile fırsata çevirirler.
Gloria kapitalist sisteme yenik düşüp adım adım ölüme gider ve romandaki ve sinemadaki seyircilere bizler de eşlik ederiz.
Bu arada romanın tekniği de çok kuvvetli. An ile geriye dönüşlerdeki geçişler ustaca yazılmış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Adem Bey kısa ama etkileyici biyografiler kaleme alarak bizlere uyandırıcı etki yaratacak bir eser ortaya koymuş. İnanan, inanmadığı halde kendisini İslam'a yakın hisseden, arayış içinde olan herkes okumalı. Biyografilerin tamamımda Müslümanlığı babadan miras almayıp, kendi araştırmaları yada ilginç tesadüfler yoluyla keşfeden kişilikler var. Dikkatimi çeken en önemli şeylerden biri tüm hayat öykülerinde ortak bazı noktalar olması. Din değiştirdiği için elbette yadırganmaları normal ama tüm bu şahsiyetlerin İslam ile tanıştıktan sonra müslümanların büyük çoğunluğunu kendi inanmadıkları dönemlerindeki hallerine benzetmeleri ilginç. Okurken bazen duygulandım, bazen keyif aldım ve çoğu zaman kendimi sorgulamak zorunda kaldım. Mutlaka tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Marx ve Engels’in kapitalizmin erken dönemine dair yaptıkları keskin analizler; öncelikle sıradan, kuru bir iktisat tezi ya da sıkıcı bir parti tüzüğü gibi yazılmamış. Tam aksine, daha ilk cümlesinde "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor" denerek güçlü bir girizgâh yapılıyor. Ancak eserin insan doğasını, mülkiyet arzusunu ve toplumsal dinamikleri tek bir pencereden, yani sınıfsal çatışma üzerinden okumaya çalışması en büyük eksikliği sanırım.
Ayrıca kitap boyunca öngörülen mutlak gelecek ve tekdüze tarih okuması, pratik dünyada çok daha karmaşık ve trajik sonuçlara gebe bana kalırsa. Yine de modern dünyayı, emeğin dönüşümünü ve endüstrileşmenin insan ruhunda açtığı yaraları anlamak adına, kütüphanede mutlaka bulunması ve üzerine soğukkanlılıkla düşünülmesi gereken provokatif bir klasik.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Irvin D. Yalom, insanın ölüm, yalnızlık, anlam arayışı ve geçmişle hesaplaşma gibi en temel sorunlarını etkileyici biçimde ele alan özel yazarlardan biri.Nietzsche Ağladığında,Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek ve Aşkın Celladı gibi güçlü eserlerinden sonra Günübirlik Hayatlar’a da yüksek bir beklentiyle başladım.
Günübirlik Hayatlar aslında kötü bir kitap değil;ama Yalom’un kendi çıtasının gölgesinde kalan bir kitap.Özellikle önceki eserlerini bilen okurlar için bazı hikayeler,benzer düşüncelerin daha önce daha güçlü işlendiği hissini verebilir.
Kitaptaki terapi öyküleri,insanın kendiyle yüzleşmesine dair değerli anlar içeriyor.Ancak bazı danışan öyküleri farkındalık süreçleri bana önceki eserlerine göre biraz daha hızlı ve yüzeysel ilerliyormuş gibi geldi.Yine de Yalom’un insan ruhuna dokunan sade anlatımı ve varoluşa dair soruları,kitabı okunmaya değer kılıyor.
Belki de sorun kitabın zayıflığı değil;Yalom’un önceki eserleriyle beklenti çıtasını fazlasıyla yükseltmiş olmasıdır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir