Toplam yorum: 3.098.461
Bu ayki yorum: 2.995

E-Dergi

Elif Konar Özkan Tarafından Yapılan Yorumlar

11.01.2005

Işığın Kalbi’nde, Mesnevi’den A’dan Z’ye 155 konu başlığında özlü sözler derlenmiş. Her söz, üzerinde uzun uzun düşünülecek, konuşulacak veya yazılabilecek kıvamda tabii ki… ve her bir söz, günümüze de, Mevlana’dan dolayısıyla iman/inanç ışığının yansımasından reçeteler sunuyor …

Kendi ifadeleriyle M. Said Türkoğlu’nun hayatından duraklar: “Eleşkirt doğumluyum. Orta öğrenim Ağrı'da. İzmir'de bir yüksekokul. Kayseri'de Edebiyat öğrenimi. Sivas'ta Yüksek Lisans. Sivas, Kayseri, Van, ve Malatya illerinde özel eğitim-öğretim kurumlarında hizmet. Halen Malatya'da çalışmaktayım. 16 yıllık öğretmenim. Bu arada, Sivas'ta 10 sayılık Martı dergisi, 10 sayılık Irmak Yazıları, Kayseri'de 43 sayılık Yitik Düşler dergisi, genel yayın yönetmenliği vs. bilumum işlerde koşturma... Bir çocuk hikayeleri kitabı (Gonca Yayınları’ndan) ve yayımlanmamış bazı dosyalar.”

GİRİŞ’TEN BAZI BÖLÜMLER:

‘Mesnevi’ denince çoğu kimsenin aklına yalnızca ‘hikaye’ geliyor, halbuki asıl, Mesnevi’deki hikâyelerin başında ve sonunda yer alan beyitlerin derin anlamlarına dikkat çekilmelidir. Kanaatimizce, Mavlana hazretleri asıl bu mesajlar amacına ulaşsın diye işin içine hikayeleri katmıştır. Ne yazık ki günümüzde daha çok, mânâsından koparılmış kuru kuru hikayeler ortalıkta dolaşmaktadır.
Uzun bir yolculuktasınız, iki yanınızdaki tabiat güzelliklerini seyrede seyrede ilerliyorsunuz. Ve yolunuzun bazı menzillerinde alımlı mücevherlerle karşılaşıyorsunuz, yolculuğunuz hep bu güzel karşılaşmalarla devam ediyor. Bu uzun yolculukta kimi zaman yoruluyor, önünüze çıkan bazı mücevherleri fark edemiyorsunuz ve onlardan faydalanamıyorsunuz, böylece yol yorgunluğu, dikkatinizin dağılması, yoldaki mücevherlerin önemli bir kısmından sizi mahrum ediyor.
Uzun Mesnevi okumalarının sonunda tamamlanmış bu çalışmada, Mesnevi yolculuğu boyunca yolumuza çıkan bütün mücevherler bir araya getirilmiştir. Ve altı ciltlik hacimli eserdeki hikemî cevherler konu konu tasnif edilerek bir mânâ ve duyarlık sofrası şeklinde, kavrayışı sıkı okuyucunun faydasına sunulmuştur.
“Kavrayışı sıkı okuyucu” diyorum; çünkü bu özdeyişlerden ancak nitelikli ve sabırlı okuyucu yeterince faydalanabilir. Zora talip olan ve adamakıllı bir söz sarhoşluğunu göze alan bu sofraya buyursun!
………………………
“Okuma” denince içinde tatlı bir iştiyak, derin bir iç çağıltısı hisseden herkes “Mesnevi’nin ruhu” sayılabilecek bu söz sofrasından çok şeyler devşirecektir. Yeter ki biz çağın müzmin hastalığı olan kolaycı, modacı, derinliksiz ve tekdüze anlayışlarına iltifat etmeden zahmetli bir söz avcılığını göze alalım.
Bu arada, sözlerin konu konu tasnifinde zorluklarla karşılaştığımızı belirtelim. Çünkü bazı sözlerin çok boyutlu anlam içermesi, birkaç konu başlığı altında ele alınmasını gerektiriyordu. Tekrardan kaçınmak için her söz tek konu başlığı altında ele alınmıştır. Kitabın sonunda da ele avuca sığmayan sözler “çeşitli konular” başlığı altında sunulmuştur.
Bu kısa girişi yine Mevlana Hazretleri’nin sözleriyle bitirelim: “Ormandaki ağaçlar kâlem olsa deniz mürekkep olsa gene Mesnevi’ye son yoktur. Toprak durdukça, kerpiç döken, dört tahtadan meydana gelmiş kalıba balçık döküp kerpiç yaptıkça Mesnevi’nin şiiri de sürer gider. Hatta toprak da kalmasa, balçık da kuruyup tozsa onun denizi coşar, köpürür, köpüklerinden toprak düzer.”
“Gökyüzünün merdivenidir bu söz; kim bununla çıkarsa gökyüzünün damına ağar.”
[M. Said Türkoğlu Temmuz-2004, Van]

25.12.2004

Gaffar
Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayandır.
(Nuh, 10)


Gizli pişmanlıklarımı bilen Sensin.
Gözyaşlarıma değer veren Sensin.
Sen dilediğini bağışlar ve affedersin.
Rahmet denizini bulandırmaz cümle günahlar.

Yaratıcı’nın 99 ismi ve 99 dua… Kitapta Allah’ın en güzel isimleri, Hattat İsmet Gülnihal tarafından özel olarak yazılmış. Kitapta celi sülüs hattıyla damla şeklinde yazılan hatlar da her esmanın işlendiği sayfada çarpıcı bir şekilde yer almakta… Kitap, Senai Demirci tarafından şiirsel bir üslupla kaleme alınmış. Göze ve gönle hitap eden bu eserde okur, hem Yaratıcı’nın 99 isminin yazılışını ve okunuşunu, hem isimle ilgili ayetleri, hem de o isimden şefaat umarak edilebilecek duaları bir arada bulmuş olacak.
23.12.2004

Kaknüs Yayınları'ndan çıkmış 2001 tarihli bu kitap ile ilk defa şubat ayında karşılaştım,değerli bir arkadaşın kitaplığında. Şöyle bir karıştırmıştım o zaman,mektup kelimesini görür görmez ilgimi çekmişti kitap. Kendimi bildim bileli önemli olmuştur benim için mektup..mektuplar! Belki de sırf bu yüzden kendini okutmuştur mektuplardan oluşan kitaplar bana.
Kitabı nisan ayında ve yoğun aramalardan sonra edinebildim..ve mektupların kendisi için önemli olduğunu bildiğim sevgili arkadaşım Yeliz'e 'iyi ki doğdun' hediyesi yaptım. Kitap içinden birkaç mektubu seslendirdim kendisine.. Pek çok mektubun satır aralarında bize ait bir şeyler bulduk.

Bu kitabı hazırlayarak mektupseverlerle mektupların bir kısmını buluşturan Serkan Özburun'a teşekkürler!
23.12.2004

Gül Şiirleri, İskender Pala hocamızın Eylül 2002’de L&M’den yayımlanmış olan gül şiirleri antolojisi… 128 sayfalık bu kitabın her sayfası, her şiiri, her dizesi ve beyti ayrı ayrı dünyalara alıp götürüyor okuru.
Der ki, İskender hoca; “Gül deyince kalem ele yapışıverir, satırlar saflara dizilip sökün eder, siz de bilirsiniz.”
Ve daha nice gül mısraı, gül gibi güzel, hüzünlü kimi, kimi sevinçli… her döneme ait bir ahenk güle dair… bir demet gül!
23.12.2004

“Peri-şan Güzeller, peri kızları gibi şan alıp nam vererek, uzunca bir tarih macerasının tam merkezinde, altın işlemeli duvarların arasında yaşamışlardı. Yüzyıllardır o terkedilmiş, o sahipsiz kalmış, hatta dışlanmış mekanları bekleyip durmaları, belki de yeniden kendilerine merhaba diyecek o muhteşem aşıkı beklediklerindendir.
Kitapta yer alan şiirlerde güzeller ve güzellikler yorumlandığı için peri-şan (peri gibi güzel olan şanı pericesine yüksekte bulunan) sıfatıyla andık onları ve adlarına Peri-şan Güzeller dedik. Peri-şan Güzeller, bir görünüp bir kayboluveren peri kızlarının izinde eski bir masalı yeniden yaşamak üzere derlendiler ve şimdi, bir medeniyetin kaybolduğu yerde, size bütün olup biteni yavaş yavaş anlatacaklar. Bu kitabı okurken her dizeden ayrı bir hatıranın tüllendiğini görürseniz nedeni budur...” denmiş kitabın arka kapağında ve bu cümleler gerçekten güzel tanıtmış kitabı.
Bir medeniyetin kaybolmuş hazineleri; güzeller ve güzellikler. İskender Pala Hocamızın o enfes üslubuyla önce konferansta ses olmuş kelimeler uçuşmuş salonda dinleyicilerinin beş duyularına hitap etmiş; sonra da yine gönül ve kelam erbabı Cihan Okuyucu Hocamızın bu bant kayıtlarının çözümü ile yazıya çekilmesini öğrencisi Nurhan Erdem’e bitirme tezi olarak vermesiyle kağıtlara nakşolmuş. Böylece ortaya büyük bir metin çıkmış. Bu metinlerden ise Perî-şan Güzeller ve Perişan Gazeller adıyla iki güzel kitapçık oluşmuş. İşte Perî-şan Güzeller bu iki güzel kitapçıktan birisi.
Peki, Perî-şan Güzeller kimler, hangileri, diye soracak olursanız; kitabın içindekileri şöylece belirtebilirim:
Yoluna Harcadık Bütün Varımız
Bin Güzeller Bulunur Yusuf’a Mânend Amma
Yok Bu Şehr İçre Senin Vasfettiğin Dilber Nedîm
Beni Candan Usandırdı Cefâdan Yâr Usanmaz mı?
Hidayete Erdiren Aşk
Kanadını Aşk Mumuna Yandıran Pervane