Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

30.09.2020

Birçok yerde okuduğunuz gibi 2019 yılı Sait Faik Hikaye Armağanı’na da layık görüldü eser.

Beş hikaye okuyacaksınız. Bence en güzel tanım kitabın arka kapağında da yer alan ‘görkemsiz mutlulukların’ bulunduğu hikayeler bunlar.

‘Kalanlar’ adlı ilk hikayesiyle gerek üslup gerekse ifade ettikleriyle sizleri yanına çekip ‘Son Bir Çay’ ile o yolculuğu sürdürecek.

Hikayelerin bazı zorlama cümlelerle kurulduğunu ifade edenler olacaktır elbette; ama bence birçoğunu yerli yerinde kullanıp ‘kabuğunu arayan’ bizleri ihtişamsız evlerin, çadırların, mahallelerin içerisinde gezdirecek.

“... dengesini kaybettiğinde elini boşluğa uzatıp da tutunuverdiği ilk şey. Artık kimsenin düşeyazarken tutunuverdiği ilk şey olmak istemiyorum.”(s.40)

diyor ya bir yerinde anlatısının. Bence hikayelere yeniden tutunmak isteyenler için güzel bir başlangıç Nohut Oda.

Buyurun.
27.09.2020

Mefharet Hanım, Samim, Besim, Selmin.

Necile Hanım, Meral, Feriha, Ferhat.

Çevresinden ziyade ‘kendi kendine’ uzak ve yabancı olunca insan, mümkün yalnızlık elbette.

Ruh ve beden. Doğu ve Batı. Doğru ve Yanlış.
Gerçek ve hayal.

Simeranya geliyor aklınıza. Samim’in satırlar arasında mütemadiyen bahsettiği; birçok sorusunu, sorununu orada çözdüğü ve ‘önsözden’ ötesine geçemediği hayali ülke.

Besim var mesela. Belki vicdanın belki bedenin sesi-sessizliği.

Meral var. Hep olacak. Arzuları, cesur adımları, yanılgıları belki de yalanlarıyla. Samim’in değerlisi. Şüphelere sevkedeni.

Güzel Selmin, dava’lı Ferhat var mesela.

Şüpheleri, aşkları, davaları, vehimleriyle uyuyamayacaklar.

“İnsanın ölçüsü arzularıdır.” diyordu mesela
237. sayfasında. Belki de arzularının bir ölçüsü olmayanların romanıdır, Yalnızız.
24.09.2020

okudunuz mu hiç Nurdan Gürbilek’i? Yoksa siz de benim gibi ilk kez mi okuyacaksınız?

Öncelikle çok iyi bir okur, O. Ve sonrasında iyi okuyan bir eleştirmen elbette.

Öyle kolay okuyamayacaksınız. Yoracak sizleri. Hazırlıklı gelmenizi isteyecek. Okumalarınızı alın da gelin diyecek.

İlk denemesi mesela;

Adalet, Dostoyevski, Suç ve Ceza, Jacques Verges, Hannah Arendt diyecek.

İkincisinde;

Vicdana gelip Tolstoy, İvan İlyiç, Diriliş ve Adorno ile giriş yapacak ona.

Üçüncüsü peki?

Merhamet? Evet. Ülkemiz topraklarına çağıracak bizleri. Orhan Kemal ve Kemalettin Tuğcu ile yapacak bunu. Çocukla ve hikayelerle.

Kutuplaşmaya değinmeden olur mu?

Peyami Safa ve Fatih-Harbiye ile yola çıkıp Yakup Kadri ve Cemil Meriç ile devam edecek ‘kutup’ yolculuğumuz.

Bitiyor sanıyorsunuz değil mi? Hayır. Şöyle bir dokunup silkeleyecek sizleri ve Utanç konusu açılacak.

Başta Coetzee olmak üzere Walter Benjamin, Primo Levi ve Adorno ile söyleyecek Gürbilek. Yazı Neyi Kurtarır diyecek.
21.09.2020

“Özellikle öğrencilerimden ve genç arkadaşlardan sık sık kimleri okuyalım, hangi kitabı tavsiye edersiniz gibi sorular aldım ve almaktayım.

İşte bu kitap tüm bu sorulara toplu bir cevap mahiyetinde değerlendirilebilir.” (önsözden)

Ali Lidar’la ilk buluşmamız bu kitap. Yakın zamanda basımı yapılan #k:237344 ile bir üçleme halini almış durumda bu seri.

Uzun zamandır kitaplarla bir şekilde ‘yolda olan’ bir okursanız ‘tavsiyeler’ pek tatmin etmeyebilir sizleri. Zira kendiniz keşfediyorsunuzdur zaten adım adım, sayfa sayfa.

Yirmi yazara değinecek burada Ali Lidar. Kendi söylemiyle ‘derin incelemelerin’ yer aldığı yazılar değil bunlar.

Birçok okurun, üzerinde hemfikir olduğu isimler yer aldığı gibi bazılarımızın okumadığı veya okumakta zorlandığı yazarlar da mevcut

Faydalı mı elbette. Ama iyi bir okursanız sizi şaşırtacak yazar veya kitaplar bulamayacaksınız.

Galiba bunun sebebi ‘iyi edebiyatın’ göreceli olmaması. En azından şahsi fikrim bu yönde.
20.09.2020

Ursula’ya yayımlandığı 1969 yılında bilimkurgunun iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula’yı getiren romanı elinizde.

Suç kavramı ‘neredeyse’ ortadan kalkmış durumda. Savaşa dair tek kelime yok mesela sözlüklerinde. Ve Hain gezegenine göre biraz da geri kalmışlar. Sözde!

Kış gezegenine gönderilmiş elçi Genli Ai dilinden okuyoruz eseri. Hainli’nin 84. gezegeni olmalarını isteyecek onlardan.

Çift cinsiyet, savaşmazlık ve suçsuzluk gibi konularla giriş yaparken sayfalar aktıkça ‘politik’ bir eser haline geliyor Karanlığın Sol Eli.
Politik de bir eleştiri elbette.

“Kehanet peygamberlerin, falcıların ve fütürologların işidir. Romancıların işi değildir. Bir romancının işi yalan söylemektir.” diyor Ursula.

Ve kehanet senaryosu yazmadığını dile getiriyor. Yeni ve farklı bir dünya yaratıyor. ‘Şöyle olsaydı’ ‘şöyle olurdu’ tarzında yazanları kınarcasına.

Zor bir Ursula eseri bence. Yer yer ‘ansiklopedi’ gibi belki de. Kolay değil ‘yeni bir gezegen’ tanıyacaksınız. Buyurun.