Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

econozzy Tarafından Yapılan Yorumlar

11.12.2001

Bazı şeylerin hiç değişmediğini görmek için göz gerekmiyor artık. Kameraların, televizyonların bizim yerimize 'baktığı' ve 'gösterdiği' bir dönemde bile değişmeyenleri görmemize gerek yok. Onlar gelip buluyor. Ya da kendilerini gösteriyorlar.
Karun kadar zengin olduğumuz birkaç 'talihli'
ve değişmeyen konudan biri: Kitabın yasaklanması. Devletin yaktığından daha fazla kitabı kendi evlerinde, aramalardan zarar görmemek için yakmak zorunda bırakılan bir toplum için 'kitap toplamanın ve yasaklamanın' artık ne kadar alışıldık bir durum olduğu gerçeğini bir yana bırakıp, bu konudaki genel duyarsızlığı ve sessizliği anlamanın zamanı sanırım çoktan geldi.
Neden kitaba karşı gösterilen bu kötü muamelelere karşı ciddi bir şeyler yapamıyoruz? Bu konuda beceri eksikliğimiz mi var, yoksa ciddi ciddi utanıyor muyuz 'büyüklerimizden'?
Sonuç olarak, bir kitap daha toplatıldı... Hatta ikisi 'bir arada'... ilki Serge Bramly'nin romanı: 'Yatak Odasında Terör'. İkincisi adını Cortazar'ın bir öykü kahramanından ödünç alan Fransız kadın yazar Alina Reyes'in 'Lilith' adlı romanı.
11.12.2001

İçinde Margaret Atwood'un olmadığı bir edebiyat dünyası düşünmek çok zor doğrusu. O, sadece yaşadığımız bu dünyanın değil, aynı zamanda tamamen yeni ve bu yüzden de tehlikeli egzotik bir gizem dünyasının insanı. İlk romanı 'The Edible Woman'ın 1969 yılında yayımlanışından bu yana Atwood güçlü, net ve farklı sesini korudu. Kendini salt bir yazar olarak değil, kendi öykülerini
kendi tarzıyla anlatmak isteyen bir yazar olarak gördü hep. Seçeneği çok fazla değildi Atwood'un. Çünkü Kanadalı genç bir kadın olarak yazar olma düşüncesine kendini kaptırdığı zaman, kendi deyişiyle,
"örnek alacağı hiç kimse yoktu".
Nami Diger Grace , Atwood'un kendine özgü bir anlatımla geçirdiği onca yılın doruk noktası niteliğinde.
Cinayete adi karisan genc bir kizin gercek oykusu..
11.12.2001

Emre Aracı'nın, ulusal kültürümüzün tanınmasına özen gösteren Yapı Kredi Yayınları arasında yeni çıkan 'Ahmed Adnan Saygun: Doğu - Batı Arası Müzik Köprüsü' adlı kitabı, çoksesli müzik yaşamımızda yıllarca sürüp gelen bir boşluğu dolduruyor ve Cumhuriyet ruhunun simgesi bu büyük dehamıza karşı bir türlü ödenmeyen borcu adeta bütün Türkiye adına ödüyor.
Yazar, akıcı ve sürükleyici biçemiyle Saygun'un yaşam - öyküsünü, yapıtlarının yaratılma süreçleriyle birlikte ele alıp organik bir bütünlük içinde sunmuş.
Böylece, büyük kompozitör kimliğini filozof ve bilgin özelliğiyle birleştiren; kendini beğenmekten uzak ve alçakgönüllü, ama nerde durduğunu ve ne istediğini çok iyi bilen; özeleştirisi amansız bir perfeksiyonist; öğrencilerini seven ve onlar tarafından sayılan, olgun ve örnek bir insan portresi çıkıyor karşımıza... Bütün haksızlık ve kıskançlıkları, arkasından sahnelenen kulis oyunlarını, 'istenmeyen adam' ilan edilişini,
sürekli savsaklanıp dışlanışını, sessiz bir bilge ağırbaşlılığıyla karşılayan; düşmanca saldırılara yalnızca anıtsal yapıtlar yaratarak yanıt veren; hiçbir polemiğe girmeyerek, önce kısa bir süre Bartok'la birlikte, sonra da tek başına gerçekleştirdiği etnomüzikolojik araştırmalarıyla vardığı sonuçları yazılarında ve kitaplarında açık ve toksözlü bir biçimde dile getiren; Atatürk devrimlerini ömrü boyunca ödünsüz savunan; beste çalışmalarını, su içmek ve ekmek yemek gibi, acılarını dindiren bir yaşam zorunluluğu olarak algılayan; ölüm döşediğinde bile, 'Mevlana Senfonisi'ni nasıl besteleyeceğini düşünen; köklerini Anadolu'nun her bir köşesine yaymış ve o köşelerden fışkıran kaynaklarla beslenmiş ulu bir müzik çınarının portresi...
11.12.2001

Berrin Türkoğlu, Ortadoğu'nun çeşitli ülkelerinde rüyalarla ilgili araştırmalar yapmış. Ayrıca ABD ve Avrupa'da rüya yorumlarıyla ilgili batılı kaynakları ve bilimsel araştırmaları takip etmiş. Sonunda da yıllarca süren bu birikimlerini Sınır Ötesi Yayınları'ndan çıkan 'Rüyaların Gizli Dili' adlı kitapta toplamış. Berrin Türkoğlu'nun "Yorumlanmamış rüya, okunmamış kitaba benzer" düşüncesinden yola çıkarak hazırladığı kitapta birbirinden ilginç bölümler var. Sözgelimi 'Tarihe Geçen Rüyalar', 'Neden Uyuyoruz', 'Rüya Nedir',
'Rüyalarımızdaki Kabuslar', 'Rüyalarımızda Gelen Kehanetler'.
Özellikle yaşayanların anlattığı, gerçekleştiği için kehanet niteliği taşıyan
'Haberci Rüyalar' bölümü ilginizi çekecektir.
11.12.2001

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi, opera sanatının eski Mısır ve Yunan uygarlıklarıyla Ortaçağ Avrupa'sındaki ilk izlerinden başlayarak Rönesans'la birlikte operaya başlangıç olan müzik hareketlerini inceledikten sonra, 16. yüzyılın ikinci yarısında İtalya'da başlayan gerçek operanın 20. yüzyıl sonlarına kadar geçen 450 yıllık gelişimini aktarmaktadır.
Daha önce ilk 3 cildi yayımlanmış olan bu eserin dördüncü ve son cildinde, 19. yüzyıldan bu yana gelişimlerini sürdürmekte olan ulusal operalar yer almaktadır. Bunun yanı sıra ulusal Türk operası da "Türkiye'de Opera" başlığı altında bu ciltte işlenmiştir.