Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

KY-2477827 Tarafından Yapılan Yorumlar

08.08.2024

Bayıldım, hayran oldum, asil bir kadının soylu bir erkeğe olan delice tutkusunu ne güzel de anlatmış Stendhal; kütüphanenizin baş köşesinde yerini ayırın... demeyi ne kadar da çok isterdim; fakat, heyhat! Bunların çok uzağında, sıradan bir aşk hikâyesi yazmış Stendhal... İtalya Hikâyeleri'nin trajik sonlarıyla benzerlik taşısa da, okunup unutulmaya namzet bir hikâye: Mina de Vanghel... Yunus Çetin'in okuyucuyu öztürkçe belâsından uzak tutan temiz/titiz çevirisi kitabın yegâne güzel tarafı oldu benim'çin... bir de o caanım kitap kapağını unutmamalıyım! Can Kısa Klasikleri'nin meraklısıysanız elbette alıp okumalısınız da, her yazılana ayılıp bayılan okuyuculardan değilseniz "sıkıntı yok"... (!) Yazarın Alman ve Fransız milletine dair yaptığı yorumları yaşadığı yüzyılla izah etmek mümkün mü bilemedim... kitaptan ufak bir alıntı: "Mina'nın nazarında Paris'i, yani şu yeni Babil'i kuşatan tüm büyük abidelerin yavan, ironik ve kötücül bir yanı vardı." (syf. 14) Paris severler duymasın (!)
02.08.2024

Baudelaire, bu kez denemeci kimliğiyle çıkıyor okur karşısına. "Gülmenin Cevheri Üzerine"de iki deneme var. Eşsiz bir tür olarak nitelediği karikatür hakkında "takıntıya" dönüşen bazı düşüncelerini okurla paylaşıp rahatlamak için yazmış Baudelaire (!) Gülme fiilini kendince yorumlayan şair, dinlerin bilhassa Hıristiyanlığın bu meseleye bakışını da eleştiriyor.. Bu bölümde anlattıkları Fransız karikatüristleri hakkındaki görüşleriyle sonlanıyor. Daumier hakkındaki sitayişkâr ifadelerini diğer karikatüristlerden esirgiyor (!) "Birkaç Yabancı Karikatürist" adlı ikinci denemede Brüegel ve Goya'nın eserlerini değerlendiriyor. Baudelaire'in Fransa'nın 19. yy.'da yaşadığı siyasi çalkantıları 'karikatür' bağlamında eleştirmesi, en azından tarihçiler için bulunmaz kaynak niteliğinde. Berna Günen'in güzel Türkçesi ve 27 karikatür mükemmeldi. Kitaptan ufak bir alıntı: "Ben hiç mütevazı deli tanımadım. Unutmayın ki gülme deliliğin en sık rastlanan çok sayıdaki belirtilerinden biridir." (syf. 18)
29.07.2024

Kimi zaman bi' kitabı okursunuz sonra da "ben bu kitabı niye okudum" dersiniz... Charles Nicholl'un kitabı hayâl kırıklığı oldu benim için... Leonardo Da Vinci hakkında yazılacak herhangi bir kitap elbette bazı zorlukları da beraberinde getirecektir... Bunun bedeli, okuyucuyu ayrıntılara boğmak mı olmalıdır? Sabri Gürses'in zaman zaman savruklaşan çevirisine ne demeli bilemiyorum: "Elba adasına feribotu yakalamak..." ( syf. 467) ne demek; kime sormalı yazara mı çevirmene mi? Bruno Nardini'nin "Leonardo Da Vinci/Bir Ustanın Portresi" adlı eseri ne kadar da güzeldi. Biyografi kitabının ayrıntılı olması onu mükemmel kılmıyo maalesef! Yazarın bütün bi' kitap boyunca bahsettiği "Codex"lerin tıpkıbasımı da kitapla birlikte yayınlansaydı ne güzel olurdu..!!! Zamanınız bolsa ve okuyacak başka kitabınız yoksa (ne mutlu öyle okuyucuya!) Charles Nicholl'un Leonardo Da Vinci Aklın Uçuşları, tam sizlik; kaçırmayın....
08.07.2024

Strindberg adını yıllardır duyardım da bir türlü okumak nasib olmadı... Okudum... ne okudum, niye okudum? "Alacaklılar" Gustav, Tekla ve Adolf arasında geçen diyaloglardan oluşuyor(!)... Zeynep Avcı güzel güzel çevirmiş de kolay okudum...Can Kısa Klasikler serisine devam...
06.07.2024

23 hikâden oluşan derleme bi' kitap..İane adlı hikâye "Gevenli Hacı" adlı hikâyenin çok az değiştirilmiş hali...Çölde adlı hikâye de "Arabacı Ali" adlı hikâyenin tekrar basımı...Temiz Sevgiler'de mekân bu sefer Anadolu değil çoğunlukla İstanbul... "Sunuş" yazısı serinin diğer kitaplarını okuyanlara âşina gelecek; her kitaba farklı bi' sunuş yazmaktan kaçınmış Mustafa Çevikdoğan! Osmanlı devri eserlerine genç Cumhuriyetin vermediği değeri göstermesi bakımından "İane" ve "Taş Havan" adlı hikâyelerde çok şey var... "Avrupa; Çaya Giderken ve Tövbeler Olsun" adlı üç hikâyede Batı'nın kutsanması bolca işlenmiş... aile kurumunun yaşadığı dönüşümü de hikâyelerinde sıkça işleyen Esendal'ın, Türk mutfağına dâir o caanım "Sahan Külbastısı" sadece bi' yemek hikâyesi olarak okumak haksızlık olur! Dipnotlardaki sayfa kaymalarına ve yayınevinin Kur'an'ı, Kuran olarak yazmasınaysa bi' anlam veremedim.