Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar

26.08.2003

Yirminci Yüzyılda Paris Jules VERNE tarafından kaleme alınan; ancak yazarın yayımcısı Jules HETZEL tarafından yeterli bulunmayarak basılmayan bir kitap. Yazarın ölümünden sonra böyle bir kitabın varlığı bir mit olmuş. Elde kanıt bulunmadığı için çoğu kişi bu kitabı yazarın eserleri içine dahil etmemiş. Ne zaman ki yayımcı Hetzel'in Jules VERNE'e yazdığı ret mektubunun müsveddesi ele geçirilmiş; işte o zaman kitabın varlığından emin olunmuş. Yazarın oğlu Michel VERNE'in boş sanılan kasası açıldığında ise kitabın elyazma metinleri gün ışığına kavuşmuş. Böyle maceralar sonucunda daha yeni yeni kitap raflarını süsleyen bu eseri Türkiye'de TÜBİTAK yayınları Popüler Bilim Kitapları serisinde basmayı uygun görmüş. Kitabın konusu zaten adından da anlaşılabileceği gibi yazarın 20. yüzyıldaki Paris hayali. Kitabın 1860'lı yıllarda kaleme alındığı göz önüne alınınca yüz yıl sonraki gelişmeleri yazarın ne ölçüde tutturduğu görülebilir. Benim tespit ettiklerim asansör, metro, hesap makinaları gibi buluşlar oldu. Yazarın ne kadar ileri görüşlü olduğunu bu noktadan daha rahat anlayabiliyoruz. Bunlar iyi güzel de kitap gerçekten de konu olarak pek vasatı aşamamış. Bir eksiği de eksik olarak kabul edilirse, yazarın teknolojinin edebiyatı bitireceği yönündeki yanılsaması. Bu konu üzerine inşa edilen kitap günümüz göz önüne alındığında ne kadar hataya düştüğü gayet güzel görülüyor. Tabii ki kimse mükemmel olamaz.
26.08.2003

Yazdığı çoğu kitabı ödül alan yazar İnci ARAL'dan daha çok erkekleri büyüteç altına alan incelemeleri ile dikkat çeken bir kitap : Mor. Kitabın adı içinde geçen mor öğelerin çokluğundan geliyor. Yazarın ilk defa bir kitabını okumuş oldum. İlk izlenimlerim başarılı bir kalem olduğu konusunda yoğunlaştı. Bunu sadece ben düşünmüyor olmalıyım ki yazarın çoğu kitabı ödüllü. Üslup olarak da yeterli seviyede gördüm sayın ARAL'ı. Karanlık öğelerle süslü bir rüyada başlayan konuyu birçok kişinin ağzından, ya da daha çok düşüncelerinden, aktarmasını gayet başarılı buldum. Kitapta eksi diyebileceğim bir nokta bohem hayatının çok öne çıkarılmış olması. Bununla birlikte bu hayatı yaşayanların gerçek mutluluğu bulamamaları ise bu eksiliği biraz da olsa nötr duruma getiriyor. İlhan Sacit, boşanmak üzere olduğu eşi Revan, Revan'ın ablası Fikran, İlhan'ın yeni sevgilisi ve oğlunun annesi Renginur ve Renginur ile İlhan'ın aile, ya da sülale, fertlerinin geçmişte yaşadıkları aktarılarak olaylar gelişiyor. Günümüzde devam eden olaylar ise bu anlatılanlara paralel olarak gelişiyor. Toplam bir gün içinde gelişen olaylar olmasına rağmen sık sık geçmişe ve nadiren de olsa geleceğe uzanan olay ve düşünce yumağı dayesinde kitap üç yüz sayfadan fazla sürüyor.
26.08.2003

Türk romancılığının üretken isimlerinden Hüseyin Rahmi GÜRPINAR'ın namus üzerine kara mizah türü kabul edebileceğimiz eseri : Namuslu Kokotlar. Önce kokot kelimesine bakalım. Sözlükteki anlamı aşüfte, hafif kadın, vs. Yani ahlaksız kadın da diyebiliriz. Zaten kitabın kara mizah türüne aday olması isminden de anlaşılabilir : Namuslu(!) Kokotlar. Ünlem işareti benim eklediğim bir noktalama olsa da aslında yazar kitabın içinde okuyucuya bu ünlemi kendiliğinden koydurtuyor. 1929'da kaleme alınmasına rağmen o zamanki jet sosyetenin şimdikinden pek de farkı olmadığı ilk başta dikkat çeken hususlardan. Dikkat çekici bir diğer unsur da kitaptaki ana karakterlerden ve ön plandaki yan karakterlerden hepsinin isminin iki kelimeden oluşması. Örneğin Sermet Nadi, Hüsrev Nizami, Mazlum Ulvi, Abdullah Nebil, Sadık Cemal, Şehnaz Husrev gibi. Tabii yazarın karakterlerin isimlerinin anlamları ile kişiliklerini bütünleştirmesi de göze çarpan bir diğer husus. Konu olarak alınan kokotların ortak özelliği kocalarının kendilerinden yaş olarak epeyce büyük olmaları. Bu yaşlı kocaların genç eşlerinin aşkı, tabii buna ne kadar aşk denilebilirse, dışarıda araması ve bunu yaparken de hiçbir namus kaygısı taşımamalarını yazar hicivli bir üslupla ele almış. Namus üzerine yapılan diyaloglarla da yazar konu üzerine olan düşüncelerini kaleme almış. Kokotların nasıl namuslu(!) olduklarını görmek için okumalısınız.
25.08.2003

Stefan ZWEIG daha çok biyografi türünde eserler ile boy göstermişse de arada kaleme aldığı kısa hikayeler ve romanları ile de kendisine edebiyat dünyasında yer edinmiştir. İncelediği kişilerden Sigmund FREUD'dan etkilenerek romanlarında psikolojik tahlillere girmesi de gayet doğal olsa gerek. Tehlikeli Merhamet kitabında da kadın ruhunu ustalıkla işlemesi onun bu konularda ne kadar mahir olduğunu ispatlıyor. Kendi halinde bir teğmen ile tekerlekli sandalyeye mahkum zengin genç kızın arasında gelişen ilişki etrafında kadın ruhunun derinliklerine inen yazar ayrıca çaresiz durumdaki insanların psikolojisi ve özellikle de merhametin anatomisi üzerine derin tahliller yapıyor. Bunu yaparken de okuyucuyu sıkmaması yazarın başarısının ortaya koyuyor.
25.08.2003

Bilim-kurgu türünün büyük üstadı Jules VERNE'in hayatta iken yayınlanmayan altı kitabından birisi olarak karşımıza çıkan Macellanya yine yazarn klasik üslubunu taşıyor. Gerçi kitabın başındaki açıklamalara göre yazarın oğlu Michel VERNE kitabı bir güzel kurcalayarak yayın hayatına sürmüş ama okuyuculardan gelen tepkiler üzerine çıkarılan beş bölüm ve sonradan eklenen bölümler çıkarılarak kitap 1985 yılında Jules VERNE derneği tarafından tekrar basılmış. TÜBİTAK da kitabın bu orjinal baskısını dilimize çevirerek okuyucu ile buluşturma görevini almış. Kitap raflarında TÜBİTAK tarafından basılmış bir Jules VERNE kitabı görmek ilginçti. Ben de dayanamayıp kitabı aldım ve akıcı dile sahip olması nedeni ile de hemencecik sonuna vardım. Uygar insanlardan kaçan Kaw-djer'in Macellan Boğazı bölgesindeki özgür adalardaki kendini bulma macerası yazarın bu kez bilim-kurgu'dan uzaklaşarak daha normal roman kalıplarını izlemesine yol açmış. Kitabın kahramanı insanlardan kaçarken gönüllü sürgün olarak geldiği bu yerlerdeki insanlara canla başla hizmet etmesi ikilemini kitabın sonunda açıklığa kavuşturan yazar bu değişik kitabı ile de fark oluşturmuş. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru özgür olan bu adaların Arjantin ve Şili hükümetleri tarafından nasıl paylaşıldığını, oralardaki bitki ve hayvan türlerini betimleyen yazar bu kez kendisinde çok fazla miktarda olan hayalgücünü fazla işletme ihtiyacı duymamış. Ama bu kesinlikle kitapta bir eksikliğe neden olmaış. Klasik Jules VERNE kitaplarından sonra böyle adı sanı yeni yeni duyulanları okumak da değişik oluyor hani. Okumayanlara tavsiye ederim.