Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Atatürk "köylü, milletin efendisidir" diyordu. Ama uygulama gerçekten de böyle mi olmuştu. Yazar, Cumhuriyetin ilk yıllarından, tek parti iktidarının son yıllarına kadar olan dönemde, köycülük fikri üzerine eletirel çalışmalarda bulunuyor. Bu çalışmalar içinde en önemli bölümeri de, halkevlerinin ideolojik amaçları, köy enstitüleri ile varılması amaçlanan hedefler, toprak reformunun başarısızlığı, köylülük üzerine kurulu edbi çalışmalardan örnekler içinde Y.K.Karaosmanoğlu, S.Ali ve M.Ş. Esendal'dan örnekler ile iki savaş arasında Avrupa köylülüğü çerçevesinde karşılaştırmalı bir bakış yer almakta. Halk köylerde daha mı kolay yönetiliyor? İnsanları köylerinde tutmak için sanayileşmeye engel mi olmak gerekiyor? Cevaplar kitabın içinde. İnsanları daha kolay yönetebilmek için köyde tutma çabası ile, sanayileşmenin kaçınılmaz baskısı altında kalmış temelsiz politikaların, Türkiye'yi getirdiği noktayı gösterebilen güzel bir kitap.
İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye'yi objektif bir yaklaşımla görebilmek için bulunmaz bir eser. Çünkü, savaş dönemindeki tek parti grup tartışmalarını ve meclis müzakerelerini tüm çıplaklığıyla kapsıyor. Türkiyenin savaşa girmemesi gerçekten de İsmet İnönü'nün başarılı bir kriz yönetimi sayesinde mi olduğunun cevabı tüm açıklığı ile görebilebiliyor. Savaşı, önceleri Almanların kazanacağını düşünen İsmet Paşanın, daha sonraları ise Rusların galip geleceği kanaatine varması ile geliştirdiği kaygan politikalar sayesinde, savaşa girmeyen Türkiyenin, nasıl savaşa girenlerden daha perişan bir hale düştüğünün kanıtlarını bu kitabın sayfaları arasında tüm çıplaklığı ile görebiliyoruz.
Yalçın Küçük'ten 670 sayfalık tuğlaladan kalın bir iddialar kitabı daha. Meğer daha kimler kimler Yahudiymiş de haberimiz yokmuş. Eminim siz de çok şaşıracaksınız. Ancak yazar, kitaplarımı ciddiye alarak değil, mizah tarzında okuyun diyor. Ben de yazarın dileğini sizlere hatırlatayım. Yazarın kitaplarının çoğunu okumama rağmen, iddialarıma onu kaynak göstermeye cesaret edemem. Alaya alınmak kaçınılmazdır. Buyrun siz de okuyun, ama ciddiye almadan.
Yalçın Küçük bu kitabında da Yahudi yapmadığı kimse kalmamış. Y.Küçük bu işi iyice sulandırdı artık. Ciddiye alınmamaya başlandı. Büyük bir zeka kendi kendini harcadı ne yazık ki. Herhangi bir iddiada, düşüncelerime kaynak olarak Yalçın Küçük'ü göstermeye cesaret edemem. Karşımdakileri ikna edeceğim varsa da, sırf bu yüzden alaya alınma tehlikesi yaşarım. Zaten kendisi de böyle söylemeye başladı. Kitaplarımı mizahi anlayışla okuyun, o zaman tad alırsınız demeye başladı.
İsyan'ın ikinci cildi de 630 sayfalık kalın bir iddialar kitabı. Buyrun okuyun, ama ciddiye almayın.
Okuyucuya faklı bakış açısı kazandırması açısından ilginç bir kitap. Tarihin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda değişik bakış açıları kazandırabiliyor. Olayların ilk yaşandığı zaman değerlendirilişi ile, sonraki zamanlarda değerlendirilişinin birbirinden farklı olabileceğini örnekleriyle okuyucuya sunuyor. Mesela, İstanbul'un fethinden kısa süre sonra yazılan Oruç Bey tarihinde, fetih sırasındaki yağmalamalardan, genç Bizans kızlarının nasıl yeniçeri ağalarının ve paşaların cariyeleri haline getirildiklerinden tüm çıplaklığı ile bahsedilirken, daha sonraki yüzyıllarda İstanbul'un fethini anlatan yazılarda ise İstanbul'un, Fatihin mübarek ayaklarıyla nasıl nurlandığının anlatıldığını ortaya koymuş. Yazar çoğunlukla Osmanlı'nın en merhametli ve insani duygulardan oluşan bir imparatorluk olduğunun sürekli altını çizmeye çalışırken, sarayda yaşanan çocuk katliamlarına hiç değinmemesi dikkat çekmiş.
Yine de farklı bir kitap, okunması gerektiği düşüncesindeyim.