Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Mehmet Poyraz

Gazeteci ve araştırmacı yazar. Gazetecilik mesleğine Adana’da başlayan, basın sektöründe muhabir, editör ve yayın koordinatörü olarak çalışan Mehmet Poyraz 27 Mart 1974 tarihinde Osmaniye’de dünyaya gelmiştir. Sebilürreşad ile Derin Tarih dergilerinin yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde de yazıları yayımlanan Poyraz, araştırmalarını daha çok Rusya ve buradaki Türkler üzerinde yoğunlaştırmasıyla bilinmektedir. Basın Kartı sahibi de olan Mehmet Poyraz aynı zamanda gercektarih.com.tr’nin de genel yayın yönetmenidir.

Mehmet Poyraz Tarafından Yapılan Yorumlar

16.02.2022

Müellifinin gazeteci, siyasetçi ve aktivist, hem Çarlık hem de Bolşeviklere muhalif bir kadın olduğu eserde baştan aşağıya oryantalist izleri taşımaktadır. Israrla Anadolu yerine Asya tanımlamasını kullanmıştır. 1911-1912’yıllarının yanı sıra 1916’da kaleme aldığı metinleri de içeren bu eser başka bir Osmanlıyı anlatmaktadır. Adana’daki Ermeni olaylarında Türkleri katil gösterip, Ermenilerin mazlum olduğuna dikkat çekmiştir. İstanbul’daki Ermeni entelektüel çevresindeki şahsiyetlerin çoğunluğunun Rusya doğumlu olmasından da bahsederken övünç içerisindedir. Müellife göre II. Meşrutiyet öncesi bir hiçtir. Talat Paşa, Hüseyin Cahid, Halide Edib isimlerde yer almaktadır. Müellife göre İstanbul’un Türk sakinleri karanlık bir çağda kalmıştır. Meclis-i Mebusan oturumlarından malumatlar da bildiren müellif Osmanlı’daki eğitim sistemine de değinmiş. Bir asır sonra Türkçeye kazandırılan bu eser, her ne kadar reddiyelerle dolu olsa da, bir Rus liberalin bakışını yansıtması açısından kıymetlidir.
15.02.2022

Eser, 19.yüzyılda Türkistan’a Rusların nasıl yayıldığını ve burada neler yaptıklarını, en önemlisi bölgede bulunan Çar askerlerinin Hindistan’a yönelik nasıl bir tehdit oluşturabileceğini araştırmak ve yerinde gözlemlemek için Hive’ye doğru yolculuk gerçekleştiren bir İngiliz subayın gezi notlarından meydana gelmiştir. Bölgede birkaç yıl önce hâkimiyetlerini tesis eden Ruslar, Hive’yi Avrupalılara kapatmıştır. Rusça ve Türkçe dâhil olmak üzere yedi dil bilen müellif yani İngiliz subay bölgeye gayri resmi bir yolculuk yapmıştır. Bundan ne İngiltere’nin ne de Rusya’nın haberi vardır. (Kendi ülkesinin bilgisinin olup olmadığı tartışılabilir.) Londra’da başlayan yolculuğunu Almanya üzerinde sürdüren İngiliz, St. Petersburg’dan Hive’ye hareket eder. Gözlemlediklerini ve yaşadıklarını metne aktaran müellifin hikâye tarzında kaleme alması dikkat çekmektedir. Bu eserle bölge hakkında yeni bilgilerin de elde edilmiş olduğunu düşünmekteyiz. Okuru geçte olsa zengin bir eserle tanışmış olacak.
15.02.2022

Rusya’nın Buhara’yı işgali ile bölgenin Afganistan üzerinden Hindistan’a yönelik stratejik öneminin anlatılması başlayan eserin müellifinin gazeteci kökenli olması metni okumayı ve anlamayı kolaylaştırmaktadır. İngiliz müellif bölgeden yeni faaliyete geçen Rus demiryolunu ülkesi adına gözlemlediğini görüyoruz. Yolculuk ettiği demiryolunu başka demiryollarıyla da kıyaslayarak ve yine yolculuk süresince yaşanılanları aktaran müellif bunu yaparken bölge tarihiyle ilgili ilginç anekdotları da okurla paylaşmaktadır. Türkistan ahalisinin nasıl bir hayat sürdüğüne dair bilgilerde aktararak sağlıktan askeri ve sosyal hayata dair bilgilerde vermektedir. Ayrıca bölgenin kadim hastalıklarından olan vücuda solucan geçmesi ve bunun tedavisi de detaylandırılmıştır. Bölgede yeni kurulan Rus demiryolunun tanıtımı için başka Avrupalılar ile birlikte davet edildiği anlaşılan müellif Türkistan ahalisini de tanıtmaya da gayret etmiştir. Bunu yaparken de birtakım siyasi gözlemlerini de ilave etmiştir.
14.02.2022

Osmanlı Devleti’nin nasıl tuzağa düşürüldüğünün anlatıyor da diyebiliriz bu esere. Müellif çalışmasına Balkanlar’da Türk varlığından bahisle önce Hunları zikrederek girişmiş. Böylesi yapması, 4.yüzyıldan itibaren bölgede Türk’ün olduğunu anlatması, en azından Osmanlı’nın bölgede işgalci olduğu algısını tarumar etmiştir. Neredeyse bir asır, Rusya, İngiltere ve Fransa ile denge siyaseti yürüten Osmanlı’nın canhıraş şekilde var olma mücadelesi verdiğini de okumaktayız. Çalışma bizi “tek yönetici”nin hatası olduğu düşüncesinden uzaklaştırıp Batı’nın Osmanlıyı nasıl boğmaya giriştiğini anlatırken, esas çöküşün şifrelerini Balkanlar üzerinden okumaya yöneltmektedir. Bilirsiniz daha çok mesele Ortadoğu üzerinden anlatılmaya çalışılır. Eserin başlığına dönecek olursak, Hersek, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan’a Batı’nın müdahalesi deyim yerindeyse tane tane anlatılmış. Müellifi dili gayet akıcı ve okuru sıkmıyor. Okunası ve arşivlenesi bir eser ortaya çıkarılmıştır.
Müellifinin Arap olması çalışmayı gayet orijinal kılmaktadır. Öte yandan eser akademik bir çalışma olmamasına rağmen çevirmen tarafından hak ettiği ilgiyi görmesi gerektiği notu da önemle düşülmüştür.

Öncelikle çalışma Filistin bölgesinin tarihi geçmişi anlatılarak başlamaktadır. Fenikelilerden başlayan anlatımda bölgenin coğrafi bilgilerinin yanı sıra burada teşkil edilen çeşitli devletlere de yer verilmiştir. Çalışmanın bu şekilde başlaması bölgedeki meselenin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır.

Örneğin Filistin’in bilinen ilk yerleşimcilerinin Fenikeliler olduğunu biliyoruz. Bu toplulukta Ege adalarından bölgeye denizden ve karadan gelmiştir. Günümüzde kimi iddialara göre Filistinlilerin aslen Egeli yani Fenikeli olduğu da rivayet edilir. İşte bu mesele, söz konusu kitapta tane tane anlatılmasıyla dikkat çekiyor. Sadece bu değil, buna benzer çeşitli hadiseler ve kişilerde çalışmada yer almıştır.

Dikkat çeken bir diğer hususta bölgeyle alakalı Tevrat’ta sözü edilenleri müellif açıklama yoluna da gitmiş. Tevrat’ın kimi bölümlerine reddiye sunan ve şerhler düşen müellif bununla okuru az veya çok teatik düşünmeye de sevk etmektedir.

Yahudi meselesini dolayısıyla İsrail-Filistin sorununu temelde anlamak adına çalışmayı kıymetli görmekteyiz. Müslümanların konuyla ilgili çalışmaları daha çok Batılıların kaleminden okuduklarından burada yazılanların birçoğu okura gerçekten ilginç gelecektir.

Hz. İsa’dan Romalılara, Abbasi Halifesi Harun Reşid’e, Hazarlara ve Fatimilere kadar ilginç konular çalışmada yer almaktadır. Yahudilerin uygarlıklarla temasları da hayli dolu dolu anlatılmaya çalışılmış. Amerika kıtasının keşfine kadar bölgenin neden ve nasıl önemli merkez olduğu anlatılırken günümüze sirayet eden ve şiddetli çatışmalara zemin hazırlayan hadiseler zinciri okurun ilgisine bırakılmış. Farklı bakış açısıyla Yahudilerin sosyal, siyasi ve iktisadi hayatlarıyla dolu çalışmayı konunun ilgilisine şiddetle tavsiye ediyoruz.