Zor Işık
"O olay beni elbette ki hâlâ kahrediyor ve bana sigara içirtip beni biraz yatıp uyumaya zorluyor, zira çok acı bir deneyimdi, ama yaşanan korkunçluğun derinliği ne olursa olsun mutluluk daima, ya da neredeyse daima, tıpkı suyun içindeki bir tahta parçası gibi yüzeye çıkıyor."
Ah, ne tanıdık. Tomas Gonzalez’in “Zor Işık”ı nefesimi kesti, tahminimin ötesinde zorladı beni. Hayattaki kimi formatif tecrübelerimizi anımsatan metinler her zaman çok başka biçimde sarsıyor, benim için de ölüme, yasa ve hastalığa dair okumak zannediyorum her zaman epeyce zorlu olacak.
Trafik kazası sonucu felçli kalmış ve çektiği korkunç ağrılar nedeniyle ötenaziyle hayatına son vermeye karar vermiş Jacobo'nun öyküsünü, babası ressam David'in ağzından dinliyoruz Kolombiyalı yazar Tomas Gonzalez'in bu eserinde. David, olayın üzerinden 19 yıl geçtikten sonra yazıyor, hem olaya, hem hayatına bakıyor, bir yandan yaşlanmak fikrinin içine yerleşmeye, görme yetisini yavaş yavaş yitirmekte oluşunun onu sürüklediği garip ışıklarla bezeli dünyaya alışmaya çalışıyor. (Kitabın ismi bu yüzden "Zor Işık" ve bir ressam için ışığı yitirmenin anlamı şüphesiz ki çok başka.)
Sakin, yalın, çok incelikli bir metin bu. Asıl söylemek istediği bu olmasa da bana kalan zamanın sonsuz öznelliğini anımsamak oldu. Yavaşlığın ve hızın göreceliliği, biricikliği. Bitmeyen bazı geceler. Umudun her şeyden ve herkesten daha geç, en son ölen şey olmasındaki büyük korumacılık ve aynı ölçüdeki büyük tuzak. Aşkın, arzunun, sevginin, neşenin yeşermenin yollarını bulmalarındaki o hayranlık uyandırıcı mukavemet. Ve tabii hatırlamak. Kimi zaman bir büyük kurtarıcı olabilen hatırlamak eylemi.
Çok güzel, çok güçlü, çok özel bir kitap okudum. İyi ki okudum.