pandemi döneminde yapılan online nehir söyleşinin dökümü...
"Eğer bir kütüphaneye girerseniz, size söz veriyorum, o raflardan birinde, sizin için özel olarak yazılmış bir sayfa, belki de sadece bir paragraf içeren bir kitaba mutlaka denk gelirsiniz. Belki de onu şimdi değil de gelecekte keşfedeceksiniz; edebiyat çok sabırlıdır."
Ah - sahiden o cümleleri aramak için okumuyor muyuz hepimiz? Üstelik işin ironik yanı şu ki, ben o "bana özel yazılmış" gibi gelen sayfaları sıklıkla bizzat Manguel'in kendisinde buluyorum. Okuduğum her kitabında sanki beni okurluğumdan ötürü tebrik edip alnıma bir öpücük konduruyor gibime geliyor. Neyse, kitaba geleyim.
Alberto Manguel külliyatını bitireceğim diye bir derde düştüm, ben okudukça adamın yeni kitabı çıkıyor, kendimi örgüsü asla bitmeyen bir Penelope gibi hissediyorum. Neyse, şaka bir yana, bunun bitişiyle beraber külliyatı tamamlamaya kaldı üç! Hadi bakalım.
Manguel'in, pandemi döneminde İsviçreli gazeteci Sieglinde Geisel ile yaptığı online nehir söyleşinin dökümü "Hayali Bir Hayat". Açıkçası Manguel okumaya buradan başlanabilir gibime geliyor, kendisinin kim olduğuna, hayatta neleri dert edindiğine, eserlerinde nerelerde gezindiğine dair epey fikir edinebilirsiniz.
Manguel çok güzel anlatıyor, okumaya dair bir kitap yazmasıyla hayatının nasıl değiştiğini, kitaplarla, sözcüklerle kurduğu ilişkiyi, kendini nasıl tanımlamayı ve nasıl tanımlamamayı seçtiğini anlatıyor. Sieglinde Geisel'i tanımıyorum, ancak sanki bu söyleşi bir başkası tarafından yapılsa daha iyi olurmuş diye düşündüm. Sorular zaman zaman epey yavan ve kendisi Manguel'i yeterince özümseyememiş gibi hissettiriyor. Çok zor, çok büyük bir iş tabii böyle biriyle konuşmak, ben yapsam Allah bilir bundan da kötü olurdu ama işte, soruların daha zengin olmasını arzu ederdim, sanki yüz yüze değil de yazılı bir söyleşi hissi veriyor, sohbet derinleşemiyor gibi geldi yer yer.
Ama güzel mi, çok güzel. Zira Manguel sorusuz da çok şahane anlatabilen biri ve yine şahane iç görüler var bu kitapta da. Şöyle bitireyim: "Toplumumuz yüzeysel olana değer veriyor, içinde bulunduğumuz âna, tam şu âna odaklanıyor sadece. Geçmişi olmayan bir toplumuz. Ortaçağ'da cehennemin tanımı buydu: Sürekli şimdiki zamanın yaşandığı yer."